31 Temmuz 2007 Salı

barıs bayraktar ve genç türk yönetmenler


Burada genelde övgü yazıları yazacağım diye düşünmüştüm, ama dakika bir gol bir oldu sanırım.
Dün gazetede barıs bayraktar ın filminin çekimlerine başlanmak üzere olduğunu söyleyen bir haber okudum.kadroda sahin k, erkan can ve hayko cepkin de varmıs.barıs bayraktar Türkiye de bugüne kadar en çok izlenen kısa filmi çekmiş olan bir yönetmen.filmin kadrosunda sahin k ve erkan can ın da olduğunu hesaba katarsak bu filmin birkaç yüz bini görmesi kimseyi şaşırtmaz.evet buraya kadar her şey iyi hoş, hatta tv de arada rastladığımız komedi filmlerimizi düşünürsek böyle bir alternatifin gelmesi hoş bir hadise. Yine de barış bey ve de Türkiye deki genç yönetmenlerle ilgili bir iki söyleyeceğim var.
Bir masada oturuyorduk ve durmadan bir barıs bayraktar lafı dönüyordu.kim ki o diye merak ettiğimde deneysel filmler çeken genç bir yönetmen cevabını aldım.iyice meraklandım, biraz filminden bahseder misin dediğimde pamuk prenses adlı filmini bana anlatmaya başladı. Herhalde kendisi de böyle adlandırıyordur filmlerini.bir yerde okumuştum herkesin tarantino ya onu benzettiğini ama bunları önceden godard ın falan da yaptığını söylüyordu.tarantino ya benzetilmek hoşuna gitmemiş anlaşılan.ben bu lafı duyunca gülümsedim,ve aklıma pamuk prenses in izlenmesini ve sevilmesini sağlayan sahne geldi.erkan can ın pamuk prensese ve cücelere kendince getirdiği yorum sahnesi. Bu sahne reservoir dogs un birinci sahensinden alıntı değildir de nedir? Hadi bunu geçtim başka bir açıklamasını daha sonra okudum ki, bununla beraber düşününce saçmaladığı daha bir ortaya çıkıyor.sanatsal kaygılı Fransız özentisi filmlerin yerine has arabesk türk filmlerini getirecekmiş, türk gençliği özüne dönerek sahte entelleri kazıyacakmış.ya az once godard falan diyordu, simdi santsal kaygılı Fransız filmi falan, ya bu auteur denilen seyin sokak tabiriyle allahı değil midir bu godard? Sahte entelleri kazıma yolunda da kendisine başarılar dileyelim, bir gün bunu da başaracak bizim şüphemiz yok.yalnız sunu belirtmeden de geçemeyeceğim,pamuk prensese niye prens gerekiyor,bu cücelerinki niye kalkmıyor ki seklindeki esprileri söylemek icin bence bir filme gerek yok,bunlar arkadaş arasında geyik olsun diye söylenmiş laflar, bir filmi böyle götüremez barıs bey, bunu da ileride göreceğiz zaten
Gelelim sanatsal kaygılı Fransız özentisi filmler yapmayı hayal eden gençlere.son üç senede onlarca türk kısa filmi izledim ve de beni gerçekten heyecanlandıranlar oldu. Barıs beyin aksine ne yazık ki hiçbirinin uzun metraj çalışmalarına başladığını sağ solda okuyamadık.çevremizdeki İsrail, Romanya, İran gibi ülkelerden isimler Cannes da altın kamerayı kazanırken bizim sadece izlememiz gerçekten çok acı verici.ana akım sinemadan kopuk yönetmenlerin imkanları son derece kısıtlı veya işte barış bayraktar acayip yollara sapıyorlar.yani diyeceğim şudur ki, türk sineması çıkışta falan haberlerinin içi tamamıyla bos.
Dün bir haber daha okudum, alakasız ama bir iki cümle de ona değinelim. Bergman biliyorsunuz dün öldü, Allah rahmet eylesin diyelim.açıkçası allen in favori yönetmen, olmasından dolayı benim de her zaman dikkat ettiğim bir yönetmendir, ama genelde filmlerini izler ve sadece bakarım.onun filmleri hakkında detaylı yorum yapacak kadar konuya hakim olduğumu asla düşünmüyorum.sinema-tv okuyan bir arkadaşım bana derste persona hakkında yaptıkları yorumları anlatmıştı da bayağı şaşırmıştım.özel bir yönetmen, yedinci mühür, yaban çiçekleri, persona gibi filmleri kesinlikle arşivde saklanmalıdır. Onu pek bilmeyenler de üzülmesinler, önümüzdeki İstanbul film festivalinde kesinlikle bir bergman özel bölümü olur.

29 Temmuz 2007 Pazar

baslarken

Herkese merhaba
Bundan iki sene önceydi sanırım, bir dostum bana usta sende bir blog kursana demişti. Ben de ona yav çok kasar be, bos ver demiştim.iki sene de ben de pek değişen bir şey yok, yine aynı tembel adamım. Sadece yaptığım gözlemleri sadece kenara yazmaktan sıkıldım.burada onları kafama estiği gibi aktaracağım. Aslına bakarsak sayfayı sizden çok kendim için yaptım bu sayfayı,burada sizin için bir bok ifade etmeyecek birçok yazının altında benim için bir öykü girişi yatıyor olabilir mesela.
Bu sayfada hem gülüp hem ağlamayacağız.daha doğrusu ben gülmeyeceğim.bilirsiniz beni kendi esprilerime gülmem genelde.espriyi yaptıktan sonra susar,bunda gülünecek ne var ki diyen şaşkın bir ifade takınıp sizin gülüp gülmediğiniz kontrol ederim.kasıntıyım, ben de biliyorum, bunları konuşmaya gerek yok sanırım.ya beni biliyorsunuz, sizi sıkmam, merak etmeyin,kimsenin bilgisayarın basında lirik saçmalıklarıma tahammül etmeyeceğinin farkındayım.
Ne yazacağız dersek- fark ettiysen sevgili okur, çoğul kullandım, çünkü her ne kadar benim notlarımdan birçok yazıda yola çıkacak olsam da o notları alırken “biz”den yaralanıyorum- herhangi bir gözlem, bir olay,televizyondaki bir dizi, kısacası her şey bizim konumuza giriyor
Sadece siyaset olmayacak bu sayfada.onun nedenlerini de merak eden varsa bir ara anlatırım. Şiirlerim veya öykülerimi de ara ara yer vereceğim.biz bizeyiz, çekinecek bir şey yok.
Noktalama işaretlerini hiçbir zaman kafama takmadım, burada da takmayacağım. Kalem elimden giderken, onlar da buluyor yerlerini yanlış da olsalar.dert etmeyelim bunları.
Beğenmediğiniz bir şey varsa, çekinmeyin söyleyin dostlar, bilirsiniz beni kırılmam.
Son söz üstattan:sevmek, her şey bir insanı sevmekle başlar