8 Ekim 2007 Pazartesi

turgut uyar


Geçen hafta mevlananın 800. doğum günü nedeniyle köşemizi ona ayırdık. Ağustos ayı da Turgut uyar ın sekseninci yaş günüydü, bir sıfır atayım dedim.
Turgut uyar benim en sevdiğin on türk şairden biridir-bu arada böyle bir şey saymadım, ama işte, veli, asaf, cansever, nazım hikmet, Turgut uyar falan hep ilk aklıma gelenler olur-
Turgut uyar’ın askeri geçmişi açıkçası her daim ilgimi çekmiştir, yine tomris uyar’la olan ilişkisi, cemal süreya’nın ona bakış açısı bende merak uyandırmıştır-tamam bu kadar magazin yeter-
Turgut uyar’ın şiiri çok akıcı ve yalın gözükse de, böyle dümdüz aşağı inilse de onu herkesin anlamasını bekleyemeyiz. Onun için ve de ikinci yeninin diğer büyük isimleri için denilen şairane değiş şiirsel anlatım tanımı bence de çok uygun- ikinci yenileri analize almış bulunuyorum, bilmiş yazmama bakmayın, bir bok bilmediğimi siz de biliyorsunuz-
Turgut uyar’ın şiirlerinde hep hikayeler görürüz. Yalnızlık, yabancılık onun ana izlekleridir. Turgut uyar için hep yalnız adam denir, her daim ne olursa olsun yalnız adam. İçine kapalıdır, buna koşullandırılmıştır toplum tarafından. Ama onun dediği gibi mutluluğu bulmak da yalnız adamlar için çok zordur.-nerden biliyorum acaba-
Bir de geçtiğimiz yıl-karıştırıyor da olabilirim seneyi- dizeleri bir araba reklamında kullanılmıştı-bu arada sadece o yoktu bu reklamlarda, aklımda kalmadı hepsi ama mesela altıok da vardı- ilginç ve ironik biri durum, yıllar sonra bu şekilde. Ama bu çok güzel dizelerin bir şekilde gözükmesi bile bence güzel.paylaşalım:

bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
toprak ve insan kokularıyla,
uğultulu bir sarhoşluk içinde,
yıllar içinbaşımı alıp gideceğim.

Turgut uyar şiire uzak bireylerin şiire ilgi duymasını sağlayabilecek bir isim. Ama dediğim gibi herkesin onu anlayabileceğini de sanmıyorum. Sevdiğim iki şiirini koyuyorum.-bu arada alıntılar bölümünün içeriği nasıl olmalı, nasıl olmamalı pek bilemiyorum, onun için kusura bakmayın-
Hadi görüşürüz.

üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin üç kere üç dokuz eder karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin

ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur


Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorumsevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

2 yorum:

İkametsiz dedi ki...

tarihe gömülür o kadar.

ukalalığın bu kadar yakıştığı kimse var mıdır

lüzumsuz adam dedi ki...

merhaba
nabokov diyorum sorunun cevabına sevgili ikametsiz
ama bu cevap ilk aklıma gelen cevap,biraz düşünürsem cevabım değişebilir:)
görüsmek üzere.