30 Eylül 2008 Salı

bayram sabahı

evet aslında daha saatlar sıfır kırk beşi gösteriyor ama bayram sabahı sayılır diye düşünüyorum jeremy.
sabah camide iyi bir yer kapmak için sabahlamayı düşünüyorum da, sen ne yapacaksın acaba?
ha ha, ne yazık ki canım şu an yüzümdeki çarpık, hırt gülümsemeyi göremedim.
hiç camiye gittin mi jeremy veya nasıl desem ara sıra da olsa uğrar mısın?
kiliseleri çok severim. çok sakin ve aynı zamanda mimari çok güzel.
ha bu arada herkesin bayramı kutlu olsun.
bu bayram ablam hollanda da, peder bey memleket ziyaretinde, anlayacağın çok yalnızız.
melankolik bir sabah olabilir.
evet, en azından peder beyin plağa bağlayan konusmasıyla uyanmak zorunda kalmayacam.
ne diyordum?
bayram çocukları.
evet ben de çok severim onları.
lanet olsun küçükken hiç dolaşamazdım kapı kapı.
bunun için fazla temiz bir çocuktum sanırsam.
evet her neyse araya bir anı sıkıstırmalıyım bu noktada sanırım.
bekliyorsun insallah.
sürekli gecmisten bahseden insanları sıkıcı bulur musun?
onlara kızma, sadece lanet olası-amerikan filmi modundayım, bozma- hafızaları onlarla oyun oynuyor.
bilir misin bu saçmasapan hikayeleri hatırlayacağıma fransızıca konusmak isterdim.
neyse, bu sefer ki hikayem cok kısa.
bizim sınıftan-ilkokul- bir çocuk vardı, o da bayramda bizim eve gelip seker isteyen güruhdandı.
neyse bizim valide dandik seker mi vermis, kapıya mı çıkmamış, kovalamış mı onları, ne olmus bilemiyorum ama okulda bana siz çok cimrisiniz demişti.
ha ha.
hem kibirliydim, hem de cimri.
ve bayram cocukları mükemmel bir istihbarata sahiptirler ceremi.
aklın durur. en kalite cikolatayı mı ikram ettin, hepsi kapında.
lanet olsun, yüzlerine bakarken ilerde ne yapacaklarını tahmin etmek isterim ama bilemezsin.
düşünsene, her neyse.
bu gece oturduğu yerde hislenen lüzumsuzu oynamak istemiyorum.
bir de davulcular var.
insallah o gerizekalı sitelerden birinde oturmuyorsundur, senin için çok üzülürüm jeremy.
evet davulcular da çok pis kafa siker bayramda, peder bir kere bir ayar çekmişti ki, yıllar geçti hala unutamam.
aslanım babam benim. her zaman beni korur.
neyse bir şey var.
küçük beyoğlu diyorlar galiba.
emek in arkasındaki sokağa.
orayı yakmak istiyorum.
berbat bir yer.
birkaç ay sonra nevizade den beter olacak.
lanet olsun, hepsi birbirinin aynı gerizekalı hırdavatlar.
isletmeci olmak isterdim jeremy.
beyoğlundaki en klas mekan olmazdı, ama en azından birbirinden ayırt edebileceğin insanlar takılırdı.
ve biradan baska seyler de icmek isteyen.
portakal suyu için ama o boktan biraları içmeyin, ne olur, yalvarıyorum.
sinir bir durum.
bir hikaye daha anlatayım en iyisi.
peki her cümleden sonra enter tuşuna basmam hakkında ne düşünüyorsun?
çok klas olmasa gerek.
yılmaz özdil style.
her neyse bir arkadaşınıza onun tanımadığı birini anlatırken-bu kişi hakkında olumlu bir şey söyleme zorunluluğunu hisseden duyarlı kaltak stili- yakışıklı çocuk dersiniz veya zeki çocuk. bir de şey vardır, çok tatlı çocuk.
evet, hiçbir zaman çok tatlı çocuk diye adlandırılanlardan olmadım.
en azından böyle umuyorum.
lanet olsun biri hakkında çirkin demek bu kadar zor mu?
evet, biz türkler çirkin insanlarız. bu genel kabul görmesi gereken bir olgu. nedenini bilemeyeceğim, ama bu böyle.
her neyse bir kızla oturuyorduk. yeni tanışmıştık, sonra arkadaşımın işi çıkmıştı aniden az sonra gelecekti,allah belanı versin, benim kıza kur yapmam gerekiyordu sanırım ve bilirsin insanın her zaman aklına yeats dan falan dizeler gelmez.
bazen her şey yeterince karelidir ve bu kız sadece o karenin içinde fazladan bir nefesti.
her neyse, evet kız güzel değildi pek ve kabul ediyorum biraz toplucaydı-bu tanıma da bayılırım- ve ben en azından çok tatlıdır diye adlandırdıkları kızlardan değilsin demiştim.
tanrım nasıl bozulmuştu görmeliydin jeremy. hatta basta anlamadı, birkaç saniye sonra, yani önce anlaymaadığı bir şeye gülen aptak kız sırıtışı belirdi dudaklarında ve sonra.. çevresindeki herkesin sürekli aklından geçenlerden başka saçmalıkları kusmasının bedelini ben ödüyordum. lanet olsun, hiçbir suçum yoktu, sadece kelimeler afili değildi, ama yanlış bir şey dememiştim, ve işin boktan yanı o da bunun farkındaydı.
lanet olsun, güzel değilsin.
evet bu bir gerçek bunda uzlaşalım değil mi?
ama bunun sonrası da vardı.
benim için en azından.
hiçbir şey demedi ve sonra da kalktı gitti.
ve kadınlarla açık konuşmanın bir işe yaramadığını durumlardan birini bir kez daha gördüm.
sene 06.
öyle işte jeremy.
belki bir ara ben bir daha uğrarım, sen de yaz, bulusalım kücük beyoğlunda falan.
kendine iyi bak.

2 yorum:

Burak dedi ki...

jeremy, bukowski vari bir yazı olmuş. senin üzerinde etkisi çok fazla. unutmadan iyi bayramlar..

lüzumsuz adam dedi ki...

bu yazıyı yazmadan önce bütün akşam cemil kavukçu okudum aslında.
bukowski okumuyorum, lütfen bukowski deme bana bugünlerde.