25 Eylül 2008 Perşembe

filmekimi


dün akşam itibariyle 2008-2009 bulantı sezonunu açtım, neyse ki sabah kendimi iyi hissediyordum, kalkıp bilet alayım dedim.
açıkçası perşembe sabahı insanların işleri güçleri olduğundan kuyruk olmaz diye düşünmüştüm, o yüzden hiç acelem yoktu, ama gördüm ki memleketimizdeki aylak sayısı azımsanacak sayıdaymış. heyhat, işler düşündüğüm gibi olmadı, sokğaın dışına taşan bir kuyrukla karşılaştım. sırada beklerken bir digitalizm albümü, ardından morphine, sonrasında the doors bitirdim, kulağım acıdı, kapattım, yarım saat sonra sıra geldi. ne kadar beklediğimi kestirebilirsin sanırım. önümdeki boğaziçi üniversitesi kütüphanesi damgalı yabancı-camus- yı bu sürede okudu, sanırım sonuna kadar da geldi. aslında sinir oldum, ama kimsenin işine karışmam bilirsin jeremy, boğaziçilileri kategorize etmek istemiyorum, ama ne yazık ki azımsanamayacak bir kesimi bu kitapları sadece okumuş olmak için okuyorlar, o karambolde o kitabı da anca bir boğaziçili okur diyorum ve rutin boğaziçi çemkirmemi bitirip film analizine geçiyorum.
öncelikle gittiklerim; bu sene pek canım filme gitmek istemiyor, altı bilet aldım, biraz bahsedelim onlardan.
frozen river: birkaç güzel yazı okumuştum sundance zamanı, o zamandan aklımda, bakalım artık, göreceğiz, courtney hunt filmin yönetmeniymiş, bu isim hakkında hiçbir şey bilmiyorum, araştırmadım da.
eve dönüş: winterberg abimiz en son sevgili vendi yi cekmişti yanılmıyorsam, dogma filmlerin hepsini izlemeye özen gösteriyorum, izle, izlet.
rüya: kim ki duk filmlerini filmekiminde izlemek bir alışkanlık oldu, sırf bunu bozmamak adına festivalde izleyeceğim, yoksa filmekimindeki kim ki duk seyircisi midemi bulandırıyor.
lorna nın sessizliği: eğer bir filmin yönetmeni dardenne lerse senaryosunu okumayı gerek bile duymadan filmi listeme alırım. düşününce böyle yönetmenler cok az, izle bence.
o horten: bent hamer a yumurta yı izlediğimden beri sempati duyarım. sonra bir iki film daha yapmış, izledim, sonra bukowski mevzusu, en son da bu film. cannes da yarısma hakkı kazanamamış, hamer sinemasını ilerletemiyor ne yazık ki, ama önce izleyelim, sonra konusalım.
limon ağacı: bu filmle ilgili hiçbir şey bilmiyorum. bu film festivaline iyi çalışamadım jeremy, ama böyle şeyler denemek gerek. hiçbir şey bilmiyorum film hakkında, ama iyi çıkabilir. yani şansını denemek gerek. hatırlar mısın bilmem, strokes un şarkısı vardı trying your luck. ya ne güzel şarkıdır hatırlar mısın, ben çok severdim.
evet bu filmler dışında birçok iyi film var. aslında merak ettiğim filmler yerine ikircikli kaldığım filmleri seçtim. bunları artık emule den alırız.
vicky cristina barcelona: bir filmde hem scarlette, hem de penelope cruz varsa o film izlenir. zaten biletleri tükendi, ek gösterim konuldu. filmi indireceğim de, birkaç dil var filmde, dublaj da benim kabusum, bakalım yapacağız bir şeyler.
gomorra: çok konuşuldu bu film, çok merak ediyorum, izlemelisin.
sınıf: merakla beklenen diğer bir film de sınıf, bir şekilde temin et.
tıkanma:chuk palahniuk’un bir kitabından uyarlama, kitabı okumadım, ama filmden önce okumayı umuyorum. senenin en ilgi çekici yapımlarından, aslında bu gala filmlerinin çoğu için aynı şeyleri söylebilirim.
diğer filmlere bakalım.
chelsea de rock: bu belgesel ismiyle bile dikkat çekmeyi başarıyor. bakalım, umarım iyi bir şeyler yapmışlardır. bir şey yazamıyorum, çünkü gerçekten hiçbir şey okumadım.
deniz kızı: bu filmin etiketi çok güzel. tanıtımdaki amelie göndermesi gösterimleri doldurmaya yeter. aslında ben de giderdim, ama kesin full yapar bu film.
küçük denizkızı ponyo: eh izlemezsen ayıp edersin.
cenova: winterbottom günümüz sinemasının en ilginç ismi. her filmi de izlenmeyi hakediyor. bir festivalde yarıştı mı film hatırlamıyorum, bu yönetmene dikkat et.
aynı zamanda wenders in ve leigh in filmi de var festivalde. genelde festivalde birkaç tane doldurma film olur, ama bu sene program gayet hoş olmuş, izleyelim jeremy.
yazıyı düzeltmeler için okudum; niye yazdım bunu, bir bok dememişim ki, ama yazdık bir kere, koyalım, kızma bana jeremy.



2 yorum:

godsyndrome dedi ki...

Sana imreniyorum yeminle

lüzumsuz adam dedi ki...

neye imrendin merak ettim?
bu merakımın samimiyetinden süphe etme abi, yazarsan sevinirim.