8 Ekim 2008 Çarşamba

manhattan


sanırım ilk defa izlediğimde 16 yaşındaydım. sonra bir defa daha 2004 yazında bu filmi izlemiştim.
dört sene sonra bir kez daha izleme fırsatı buldum manhattan ı. yıllar önce izlediğiniz, önem verdiğiniz, özümsediğiniz bir eseri izlerken farkında olmadan kendinizi de yargılıyorsunuz-en azından benim için durum böyle-. evet, itiraf etmeliyim ki, filmi izlerken içgüdüsel olarak filmi beğenmeye meyilliydim.
ama öyle olmadı.
uzun uzun film eleştirisi yapmak istemiyorum. filme olan sempatimi kaybettiğim bir sahne var, ondan bahsedeceğim. allen sevdiği filmlerden, müziklerden, ressamlardan, yazarlardan bahsederken en sonunda tracy nin gülüşünü sevdiğini söyler ve tracy i durdurmak için onun apartmanına gider. her zaman yaşadığımız nesil için fazla romantik olduğumu söyler ve insanlarının edimlerini bu doğrultuda değerlendiririm. ama bu gerçekten sevimsiz bir sahne. bir kadının gülüşü herhangi bir eserden aldığın feyz, mutluluk, bilgiyle karşılaştıralabilir mi? bir kadının gülüşü post modern bir aydın için diğer sevdiği şeylerin yanındaki tamamlayıcı nesne midir? aşk böyle bir fikre indirgenebilir mi? ben hala bir kadının gülümsemesi için her şeyi bir kenara bırakabilirim. gülümsemesini özlediğin bir kadının varsa çok şanslısın jeremy, değerini bil.
kendi gelişimim açısından olayın ironik tarafı da eskiden izlediğimde beni mutlu eden sahnenin şimdi beni filmden soğutan sahne oluşudur. aslında woody nin gözlemleri bu filmde çok başarılı. karakterler çok iyi çizilmiş ve woody nin çaresizliği, çıkmazı filmde çok güzel ortaya konulmuş. woody insanlardan insan oldukları için nefret eder ama ortaya yeni bir şey koyamaz. kim koyabilir ki?
filmle ilgili ilginç bir bilgi ise aklımın bir köşesinde kalmış, ama tam olarak çıkartamıyorum. woody filmi çektikten sonra filmin yayınlanmasını istemez ve yapımcı şirkete yeni bir film çekmeyi önerir, şirket bunu kabul etmez, film vizyona girer ve woody nin en çok hasılat yapan filmi olur.
peki woody niçin filmi göstermek istemedi? bunu hatırlamıyorum. zamanında bunu okumuş ve woody e kızmışım sanırım, baksana hafızam hikayenin sadece bu kısmın hatırlıyor.
bunu bilen biri varsa yazsın lütfen.
pekala yine de bu filmi sizlere önerebilirim. interiors, annie hall ve manhattan birlikte izlenmeli.
manhatan yukardaki fotoğrafla anımsayacağım. galiba birçokları da benim yaptığımı yapıyor.

1 yorum:

Burak dedi ki...

"gülümsemesini özlediğin bir kadının varsa çok şanslısın jeremy, değerini bil"
özlüyorum...

O bahsettiğin sahneye gelince öyle bakmıyorum ben. Özlediği şeyler var elbet ama onun yerini tutamaz hiçbir şey. Orada haklısın , o an aklına gelmiş olması onlarla bir tuttuğunu göstermez bence.Devam etmemesi (edememesi olarak da düşünülebilir) bunun bir kanıtı .