<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940</id><updated>2012-02-16T11:46:09.476+02:00</updated><category term='aylak zaman'/><category term='meraklar'/><category term='şiir'/><category term='roman'/><category term='müzik'/><category term='anket'/><category term='alıntılar'/><category term='selim'/><category term='sinema'/><category term='haberler'/><title type='text'>Aylak zamanlar</title><subtitle type='html'>sevmek, her şey bir insanı sevmekle baslar...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>186</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7305750396483879614</id><published>2008-10-10T00:10:00.001+03:00</published><updated>2008-10-10T00:15:47.835+03:00</updated><title type='text'>ic deney</title><content type='html'>acılmışıtır, bekleriz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.icdeney.blogspot.com/"&gt;www.icdeney.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7305750396483879614?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7305750396483879614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7305750396483879614' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7305750396483879614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7305750396483879614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/10/ic-deney.html' title='ic deney'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6904674010423144867</id><published>2008-10-08T16:06:00.004+03:00</published><updated>2008-10-08T16:31:40.931+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>manhattan</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SOy095RU6oI/AAAAAAAAATE/_m0qdhIzl7s/s1600-h/manhattan.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254773840673041026" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SOy095RU6oI/AAAAAAAAATE/_m0qdhIzl7s/s320/manhattan.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sanırım ilk defa izlediğimde 16 yaşındaydım. sonra bir defa daha 2004 yazında bu filmi izlemiştim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;dört sene sonra bir kez daha izleme fırsatı buldum manhattan ı. yıllar önce izlediğiniz, önem verdiğiniz, özümsediğiniz bir eseri izlerken farkında olmadan kendinizi de yargılıyorsunuz-en azından benim için durum böyle-. evet, itiraf etmeliyim ki, filmi izlerken içgüdüsel olarak filmi beğenmeye meyilliydim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama öyle olmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;uzun uzun film eleştirisi yapmak istemiyorum. filme olan sempatimi kaybettiğim bir sahne var, ondan bahsedeceğim. allen sevdiği filmlerden, müziklerden, ressamlardan, yazarlardan bahsederken en sonunda tracy nin gülüşünü sevdiğini söyler ve tracy i durdurmak için onun apartmanına gider. her zaman yaşadığımız nesil için fazla romantik olduğumu söyler ve insanlarının edimlerini bu doğrultuda değerlendiririm. ama bu gerçekten sevimsiz bir sahne. bir kadının gülüşü herhangi bir eserden aldığın feyz, mutluluk, bilgiyle karşılaştıralabilir mi? bir kadının gülüşü post modern bir aydın için diğer sevdiği şeylerin yanındaki tamamlayıcı nesne midir? aşk böyle bir fikre indirgenebilir mi? ben hala bir kadının gülümsemesi için her şeyi bir kenara bırakabilirim. gülümsemesini özlediğin bir kadının varsa çok şanslısın jeremy, değerini bil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendi gelişimim açısından olayın ironik tarafı da eskiden izlediğimde beni mutlu eden sahnenin şimdi beni filmden soğutan sahne oluşudur. aslında woody nin gözlemleri bu filmde çok başarılı. karakterler çok iyi çizilmiş ve woody nin çaresizliği, çıkmazı filmde çok güzel ortaya konulmuş. woody insanlardan insan oldukları için nefret eder ama ortaya yeni bir şey koyamaz. kim koyabilir ki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;filmle ilgili ilginç bir bilgi ise aklımın bir köşesinde kalmış, ama tam olarak çıkartamıyorum. woody filmi çektikten  sonra filmin yayınlanmasını istemez ve yapımcı şirkete yeni bir film çekmeyi önerir, şirket bunu kabul etmez, film vizyona girer ve woody nin en çok hasılat yapan filmi olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;peki woody niçin filmi göstermek istemedi? bunu hatırlamıyorum. zamanında bunu okumuş ve woody e kızmışım sanırım, baksana hafızam hikayenin sadece bu kısmın hatırlıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bunu bilen biri varsa yazsın lütfen. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;pekala yine de bu filmi sizlere önerebilirim. interiors, annie hall ve manhattan birlikte izlenmeli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;manhatan yukardaki fotoğrafla anımsayacağım. galiba birçokları da benim yaptığımı yapıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6904674010423144867?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6904674010423144867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6904674010423144867' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6904674010423144867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6904674010423144867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/10/manhattan.html' title='manhattan'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SOy095RU6oI/AAAAAAAAATE/_m0qdhIzl7s/s72-c/manhattan.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-347547080688807996</id><published>2008-10-08T15:52:00.002+03:00</published><updated>2008-10-08T16:06:02.614+03:00</updated><title type='text'>yeni blog</title><content type='html'>ortak bir yazım alanı olarak blog düşüncesi ilk olarak iki üç sene öncesi ilgimi çekmişti. bir sinema blogu yapmak istiyordu(k), ama gördüğün üzere böyle bir şey yok.&lt;br /&gt;galiba bunu yapmak için fazla tembeldik. düzenli olarak film yorumlamak ürkütücü gelmişti.&lt;br /&gt;bu fikir orada kaldı, daha sonra ise aylak zamanları yapmaya başladım. aylak zamanlara bir yazar alma düşüncesi ise ilk günden beri aklımdaydı. birçok kişiyi çağırdım, olumlu bir yanıt yoktu, üsteselesem kabul ederlerdi, ama bunun da anlamı yoktu. geçtiğimiz günlerde ise burak ı benimle birlikte yazması konusunda ikna ettim, eşzamanlı olarak ışıl da bana ne zaman beni bloguna alıyorsun sorusunu yöneltince bir blog acmaya karar verdim. aylakzamanlar bana kalsın istedim sanırım, nedenini tam olarak açıklayamayacağım.&lt;br /&gt;işte öyle, yakında yazmaya başlayacağız, üç yazarımız olsa da sürekli güncellenen bir sayfa olacağını söylemek biraz komik kaçar, ihtiyatlı olmak da yarar var, canı isteyen yazacak jeremy, göreceksin zaten.&lt;br /&gt;aylak zamanlara gelince. evet, buraya da devam edeceğim. tahmin edersin ki çok fazla yazmayacağım, ama sinema üzerine bir şeyler yazmak istersem aylak zamanlar a yazarım sanırım.&lt;br /&gt;durumlar böyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-347547080688807996?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/347547080688807996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=347547080688807996' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/347547080688807996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/347547080688807996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/10/yeni-blog.html' title='yeni blog'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7210504124596888793</id><published>2008-09-30T17:39:00.003+03:00</published><updated>2008-09-30T17:51:20.613+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>tebrikler!!!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SOI6NgPlnRI/AAAAAAAAAS8/HWi4aZpnNjg/s1600-h/pandora1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251824119135444242" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SOI6NgPlnRI/AAAAAAAAAS8/HWi4aZpnNjg/s320/pandora1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;gazete okumayınca insan gündemi takip edemiyor, çok güzel bir haberi bu yüzden üç gün gecikmeyle öğrendim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;efendim yeşim ustaoğlu nun yeni filmi pandoranın kutusu san sebastian film festivalinde en iyi film ödülünü almış, haberi okuyunca çok sevindim. toronto da gösterildiğini okumuştum filmin ama burada yarışacağını bilmiyordum, sessiz sedasız aldı getirdi ödülü yeşim abla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;eh bu ödül hakkında yorum yapmaya gerek yok. avrupa nın en önemli dördüncü film festivali dersem yanlış bir şey söylemiş sayılmam sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yaklaşık bir ay öncede yazmıştım, tekrarlıyorum, lütfen vizyona girdiğinde bu filme gitmeye çalışın. ilkbaharda gösterime gireceği söyleniyordu, son ödül bir değişiklik yaratır mı bilemeyeceğim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;hatta daha ilkbahara çok var, siz eski filmlerini-üç tane- bulup izlemeye çalışın, ben bugüne kadar hiçbir türk televizyonunda filmini görmemiştim ama fransız kanalı arte de filmini rastlamıştım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;burada işler böyle ne yazık ki. filmlerinin dvd si var mı bilmiyorum, kusura bakmayın, ilk filmi iz'i nerden bulabilirsiniz hiçbir fikrim yok ama son iki filmi güneşe yolculuk ve bulutları beklerken emule de mevcut. bu filmler usta işi bir elden çıkma başyapıtlar değiller ama düşünsene o kadar saçma şeyler yapıyoruz ki herhangi bir günde, bu filmlere de zaman ayırabilirsin sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ha bu arada, bir kez daha gördük ki aylak zamanlar flaş bir haberde anında güncellenen bir site. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;görüşürüz jeremy.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7210504124596888793?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7210504124596888793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7210504124596888793' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7210504124596888793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7210504124596888793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/09/tebrikler.html' title='tebrikler!!!!'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SOI6NgPlnRI/AAAAAAAAAS8/HWi4aZpnNjg/s72-c/pandora1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4645257252628665319</id><published>2008-09-30T00:32:00.003+03:00</published><updated>2008-09-30T01:02:43.848+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>bayram sabahı</title><content type='html'>evet aslında daha saatlar sıfır kırk beşi gösteriyor ama bayram sabahı sayılır diye düşünüyorum jeremy.&lt;br /&gt;sabah camide iyi bir yer kapmak için sabahlamayı düşünüyorum da, sen ne yapacaksın acaba?&lt;br /&gt;ha ha, ne yazık ki canım şu an yüzümdeki çarpık, hırt gülümsemeyi göremedim.&lt;br /&gt;hiç camiye gittin mi jeremy veya nasıl desem ara sıra da olsa uğrar mısın?&lt;br /&gt;kiliseleri çok severim. çok sakin ve aynı zamanda mimari çok güzel.&lt;br /&gt;ha bu arada herkesin bayramı kutlu olsun.&lt;br /&gt;bu bayram ablam hollanda da, peder bey memleket ziyaretinde, anlayacağın çok yalnızız.&lt;br /&gt;melankolik bir sabah olabilir.&lt;br /&gt;evet, en azından peder beyin plağa bağlayan konusmasıyla uyanmak zorunda kalmayacam.&lt;br /&gt;ne diyordum?&lt;br /&gt;bayram çocukları.&lt;br /&gt;evet ben de çok severim onları.&lt;br /&gt;lanet olsun küçükken hiç dolaşamazdım kapı kapı.&lt;br /&gt;bunun için fazla temiz bir çocuktum sanırsam.&lt;br /&gt;evet her neyse araya bir anı sıkıstırmalıyım bu noktada sanırım.&lt;br /&gt;bekliyorsun insallah.&lt;br /&gt;sürekli gecmisten  bahseden insanları sıkıcı bulur musun?&lt;br /&gt;onlara kızma, sadece lanet olası-amerikan filmi modundayım, bozma- hafızaları onlarla oyun oynuyor.&lt;br /&gt;bilir misin bu saçmasapan hikayeleri hatırlayacağıma fransızıca konusmak isterdim.&lt;br /&gt;neyse, bu sefer ki hikayem cok kısa.&lt;br /&gt;bizim sınıftan-ilkokul- bir çocuk vardı, o da bayramda bizim eve gelip seker isteyen güruhdandı.&lt;br /&gt;neyse bizim valide dandik seker mi vermis, kapıya mı çıkmamış, kovalamış mı onları, ne olmus bilemiyorum ama okulda bana siz çok cimrisiniz demişti.&lt;br /&gt;ha ha.&lt;br /&gt;hem kibirliydim, hem de cimri.&lt;br /&gt;ve bayram cocukları mükemmel bir istihbarata sahiptirler ceremi.&lt;br /&gt;aklın durur. en kalite cikolatayı mı ikram ettin, hepsi kapında.&lt;br /&gt;lanet olsun, yüzlerine bakarken ilerde ne yapacaklarını tahmin etmek isterim ama bilemezsin.&lt;br /&gt;düşünsene, her neyse.&lt;br /&gt;bu gece oturduğu yerde hislenen lüzumsuzu oynamak istemiyorum.&lt;br /&gt;bir de davulcular var.&lt;br /&gt;insallah o gerizekalı sitelerden birinde oturmuyorsundur, senin için çok üzülürüm jeremy.&lt;br /&gt;evet davulcular da çok pis kafa siker bayramda, peder bir kere bir ayar çekmişti ki, yıllar geçti hala unutamam.&lt;br /&gt;aslanım babam benim. her zaman beni korur.&lt;br /&gt;neyse bir şey var.&lt;br /&gt;küçük beyoğlu diyorlar galiba.&lt;br /&gt;emek in arkasındaki sokağa.&lt;br /&gt;orayı yakmak istiyorum.&lt;br /&gt;berbat bir yer.&lt;br /&gt;birkaç ay sonra nevizade den beter olacak.&lt;br /&gt;lanet olsun, hepsi birbirinin aynı gerizekalı hırdavatlar.&lt;br /&gt;isletmeci olmak isterdim jeremy.&lt;br /&gt;beyoğlundaki en klas mekan olmazdı, ama en azından birbirinden ayırt edebileceğin insanlar takılırdı.&lt;br /&gt;ve biradan baska seyler de icmek isteyen.&lt;br /&gt;portakal suyu için ama o boktan biraları içmeyin, ne olur, yalvarıyorum.&lt;br /&gt;sinir bir durum.&lt;br /&gt;bir hikaye daha anlatayım en iyisi.&lt;br /&gt;peki her cümleden sonra enter tuşuna basmam hakkında ne düşünüyorsun?&lt;br /&gt;çok klas olmasa gerek.&lt;br /&gt;yılmaz özdil style.&lt;br /&gt;her neyse bir arkadaşınıza onun tanımadığı birini anlatırken-bu kişi hakkında olumlu bir şey söyleme zorunluluğunu hisseden duyarlı kaltak stili- yakışıklı çocuk dersiniz veya zeki çocuk. bir de şey vardır, çok tatlı çocuk.&lt;br /&gt;evet, hiçbir zaman çok tatlı çocuk diye adlandırılanlardan olmadım.&lt;br /&gt;en azından böyle umuyorum.&lt;br /&gt;lanet olsun biri hakkında çirkin demek bu kadar zor mu?&lt;br /&gt;evet, biz türkler çirkin insanlarız. bu genel kabul görmesi gereken bir olgu. nedenini bilemeyeceğim, ama bu böyle.&lt;br /&gt;her neyse bir kızla oturuyorduk. yeni tanışmıştık, sonra arkadaşımın işi çıkmıştı aniden az sonra gelecekti,allah belanı versin, benim kıza kur yapmam gerekiyordu sanırım ve bilirsin insanın her zaman aklına yeats dan falan dizeler gelmez.&lt;br /&gt;bazen her şey yeterince karelidir ve bu kız sadece o karenin içinde fazladan bir nefesti.&lt;br /&gt;her neyse, evet kız güzel değildi pek ve kabul ediyorum biraz toplucaydı-bu tanıma da bayılırım- ve ben en azından çok tatlıdır diye adlandırdıkları kızlardan değilsin demiştim.&lt;br /&gt;tanrım nasıl bozulmuştu görmeliydin jeremy. hatta basta anlamadı, birkaç saniye sonra, yani önce anlaymaadığı bir şeye gülen aptak kız sırıtışı belirdi dudaklarında ve sonra.. çevresindeki herkesin sürekli aklından geçenlerden başka saçmalıkları kusmasının bedelini ben ödüyordum. lanet olsun, hiçbir suçum yoktu, sadece kelimeler afili değildi, ama yanlış bir şey dememiştim, ve işin boktan yanı o da bunun farkındaydı.&lt;br /&gt;lanet olsun, güzel değilsin.&lt;br /&gt;evet bu bir gerçek bunda uzlaşalım değil mi?&lt;br /&gt;ama bunun sonrası da vardı.&lt;br /&gt;benim için en azından.&lt;br /&gt;hiçbir şey demedi ve sonra da kalktı gitti.&lt;br /&gt;ve kadınlarla açık konuşmanın bir işe yaramadığını durumlardan birini bir kez daha gördüm.&lt;br /&gt;sene 06.&lt;br /&gt;öyle işte jeremy.&lt;br /&gt;belki bir ara ben bir daha uğrarım, sen de yaz, bulusalım kücük beyoğlunda falan.&lt;br /&gt;kendine iyi bak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4645257252628665319?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4645257252628665319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4645257252628665319' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4645257252628665319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4645257252628665319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/09/bayram-sabah.html' title='bayram sabahı'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6625141732310064388</id><published>2008-09-25T18:56:00.004+03:00</published><updated>2008-09-25T19:37:26.249+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>filmekimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SNu9XenxCAI/AAAAAAAAAS0/u-uiksoysdg/s1600-h/film+ekimi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249998001684940802" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SNu9XenxCAI/AAAAAAAAAS0/u-uiksoysdg/s320/film+ekimi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;dün akşam itibariyle 2008-2009 bulantı sezonunu açtım, neyse ki sabah kendimi iyi hissediyordum, kalkıp bilet alayım dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;açıkçası perşembe sabahı insanların işleri güçleri olduğundan kuyruk olmaz diye düşünmüştüm, o yüzden hiç acelem yoktu, ama gördüm ki memleketimizdeki aylak sayısı azımsanacak sayıdaymış. heyhat, işler düşündüğüm gibi olmadı, sokğaın dışına taşan bir kuyrukla karşılaştım. sırada beklerken bir digitalizm albümü, ardından morphine, sonrasında the doors bitirdim, kulağım acıdı, kapattım, yarım saat sonra sıra geldi. ne kadar beklediğimi kestirebilirsin sanırım. önümdeki boğaziçi üniversitesi kütüphanesi damgalı yabancı-camus- yı bu sürede okudu, sanırım sonuna kadar da geldi. aslında sinir oldum, ama kimsenin işine karışmam bilirsin jeremy, boğaziçilileri kategorize etmek istemiyorum, ama ne yazık ki azımsanamayacak bir kesimi bu kitapları sadece okumuş olmak için okuyorlar, o karambolde o kitabı da anca bir boğaziçili okur diyorum ve rutin boğaziçi çemkirmemi bitirip film analizine geçiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;öncelikle gittiklerim; bu sene pek canım filme gitmek istemiyor, altı bilet aldım, biraz bahsedelim onlardan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;frozen river:&lt;/strong&gt; birkaç güzel yazı okumuştum sundance zamanı, o zamandan aklımda, bakalım artık, göreceğiz, courtney hunt filmin yönetmeniymiş, bu isim hakkında hiçbir şey bilmiyorum, araştırmadım da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;eve dönüş:&lt;/strong&gt; winterberg abimiz en son sevgili vendi yi cekmişti yanılmıyorsam, dogma filmlerin hepsini izlemeye özen gösteriyorum, izle, izlet.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;rüya:&lt;/strong&gt; kim ki duk filmlerini filmekiminde izlemek bir alışkanlık oldu, sırf bunu bozmamak adına festivalde izleyeceğim, yoksa filmekimindeki kim ki duk seyircisi midemi bulandırıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;lorna nın sessizliği:&lt;/strong&gt; eğer bir filmin yönetmeni dardenne lerse senaryosunu okumayı gerek bile duymadan filmi listeme alırım. düşününce böyle yönetmenler cok az, izle bence. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;o horten:&lt;/strong&gt; bent hamer a yumurta yı izlediğimden beri sempati duyarım. sonra bir iki film daha yapmış, izledim, sonra bukowski mevzusu, en son da bu film. cannes da yarısma hakkı kazanamamış, hamer sinemasını ilerletemiyor ne yazık ki, ama önce izleyelim, sonra konusalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;limon ağacı:&lt;/strong&gt; bu filmle ilgili hiçbir şey bilmiyorum. bu film festivaline iyi çalışamadım jeremy, ama böyle şeyler denemek gerek. hiçbir şey bilmiyorum film hakkında, ama iyi çıkabilir. yani şansını denemek gerek. hatırlar mısın bilmem, strokes un şarkısı vardı trying your luck. ya ne güzel şarkıdır hatırlar mısın, ben çok severdim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evet bu filmler dışında birçok iyi film var. aslında merak ettiğim filmler yerine ikircikli kaldığım filmleri seçtim. bunları artık emule den alırız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;vicky cristina barcelona:&lt;/strong&gt; bir filmde hem scarlette, hem de penelope cruz varsa o film izlenir. zaten biletleri tükendi, ek gösterim konuldu. filmi indireceğim de, birkaç dil var filmde, dublaj da benim kabusum, bakalım yapacağız bir şeyler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;gomorra:&lt;/strong&gt; çok konuşuldu bu film, çok merak ediyorum, izlemelisin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;sınıf:&lt;/strong&gt; merakla beklenen diğer bir film de sınıf, bir şekilde temin et.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;tıkanma:&lt;/strong&gt;chuk palahniuk’un bir kitabından uyarlama, kitabı okumadım, ama filmden önce okumayı umuyorum. senenin en ilgi çekici yapımlarından, aslında bu gala filmlerinin çoğu için aynı şeyleri söylebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;diğer filmlere bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;chelsea de rock:&lt;/strong&gt; bu belgesel ismiyle bile dikkat çekmeyi başarıyor. bakalım, umarım iyi bir şeyler yapmışlardır. bir şey yazamıyorum, çünkü gerçekten hiçbir şey okumadım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;deniz kızı:&lt;/strong&gt; bu filmin etiketi çok güzel. tanıtımdaki amelie göndermesi gösterimleri doldurmaya yeter. aslında ben de giderdim, ama kesin full yapar bu film. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;küçük denizkızı ponyo:&lt;/strong&gt; eh izlemezsen ayıp edersin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;cenova:&lt;/strong&gt; winterbottom günümüz sinemasının en ilginç ismi. her filmi de izlenmeyi hakediyor. bir festivalde yarıştı mı film hatırlamıyorum, bu yönetmene dikkat et.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aynı zamanda wenders in ve leigh in filmi de var festivalde. genelde festivalde birkaç tane doldurma film olur, ama bu sene program gayet hoş olmuş, izleyelim jeremy.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yazıyı düzeltmeler için okudum; niye yazdım bunu, bir bok dememişim ki, ama yazdık bir kere, koyalım, kızma bana jeremy.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6625141732310064388?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6625141732310064388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6625141732310064388' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6625141732310064388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6625141732310064388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/09/filmekimi.html' title='filmekimi'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SNu9XenxCAI/AAAAAAAAAS0/u-uiksoysdg/s72-c/film+ekimi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3999944011096829052</id><published>2008-09-16T11:57:00.003+03:00</published><updated>2008-09-16T12:40:57.540+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>tatil kitabı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SM99t7ZCJzI/AAAAAAAAASs/2dgwdvUNkQw/s1600-h/tatil+kitabÄ±.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246550318900193074" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SM99t7ZCJzI/AAAAAAAAASs/2dgwdvUNkQw/s320/tatil+kitab%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;geçen hafta vizyona giren filmlerden bahsetmiştim, değerlendirmelerimize tatil kitabıyla başlayalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;son dönem türk sinemasında taşra filmlerinin çok büyük bir yeri var, bunun ana nedeni yönetmenlerin çıkış noktalarının taşra olması ve kendi hikayelerini anlatmayı daha iyi becereceklerini düşünmeleri olsa gerek. mayıs sıkıntısı, karpuz kabuğundan gemiler yapmak, yumurta hep otobiyografik uzantıları olan filmler, tatil kitabı da bu yeni türün en son örneği sinemamızda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tatil kitabı filminin saydığım diğer filmlerden en büyük farkı taşra ya olumsuz bakışında yatıyor. saydığım filmleri izlediyseniz bilirsiniz her ne kadar taşra bir çıkmaz yeri olsa da, aynı zamanda cezbeye sahip bir yer olarak gösterilir. tatil kitabı ise taşrayı tamamen olumsuz bir şekilde yansıtıyor. hatta yönetmen güzel bir kare göstermemeye özen göstermiş gibi geldi, filmin bize anlattığı şey taşranın insanın kaçması gereken , yaşamını heder edeceği bir yer olduğu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hikaye bir karakterin üzerinden anlatılmıyor. bunun yerine teoman dört silifkeli erkeğin üzerinden adeta silifkeli bir erkeğin hikayesinin ayrı evrelerini eşzamanlı olarak anlatmış. çocukken yaz ayları büyüdkleri zaman babaları tarafından yaşayacakları baskının bir hazırlık evresidir, ergenken hayallerinizin peşinden gitmenize izin verilmez, orta yaşlarınızda idealleriniz örselenmiştir, tipik bir taşralı olmaktasınızdır-yeğenine parayı vermemesi güzel bir örnek- ve sonra ölürken bile 100 doları düşünürsünüz. alın size bir silifke portresi. filmin ilk sahnelerinde hikayenin basmakalıp diyaloglarla ilerlediğini düşünmüştüm, ama taşranın hikayesi bu, aynı karenin içersinde ilerliyor, çıkış yok-filmin yorumu- yönetmen benden çok daha iyi biliyor taşrayı,  orjinal taşra karakterleri eğreti dururdu, bu sıradanlığı olumsuz yorumlamamak lazım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;taner birsel i görmek gerçekten hoştu, çocuk oyuncu da gayet iyiydi, zaten oyunculara yüklenen bir mizanseni yoktu filmin, hiçbir karakterin üstüne gitmiyor film, sadece baba hakkında olumlu konuşmak güç, gerçekten rahatsızlık veriyordu. hikayede hiçbir karakterin üstüne gitmiyor derken şunu demek istedim:sanki silifke insanlarının hayatına ayrı ayrı sahnelerde konuk oluyoruz . sahneler birbirine bağlanmak zorunda değil. otuz bir çeken asker, turistleri kesen çocuk, manisa ya gidip migros da çalışmak isteyen kasap çırağı, makina gibi çalışan işçiler, kocası ölürken kıskançlık krizi geçiren ve sabah programlarını izleyip kafasında yeni şeyler kuran ev hanımı, hepsinin hayatına bir sahne konuk oluyoruz ve sonra onları geride bırakıyoruz. kısa ve bir örgüye haiz olmayan sahneler, filmi böyle anlatabilirim sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gelelim seyfi teoman ın kamerasına. seyfi teoman ın kamerası birkaç sahne dışında hiç hareket etmiyor, hatta pan bile yapmıyor, hatta karakterleri gösterme derdi de yok, evlerin içine girmek bile istemiyor. yakın planlar hiç yok, çoğu sahne tek plan ve bazı sahnelerde kamera orada misafir olduğumuzu duyumsatıyor. görsel anlamda filmde tek bir güzel kare yok, bu da yönetmenin taşraya bakış açısıyla alakalı bence.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;seyfi teoman simgelerle boğulmayan, müziğe yer vermeyen, taşraya son derece katı bir şekilde bakan, seyircinin sempatisini kazanma derdi olmayan bir film yapmış. bu filmle ilgili olarak menfi şunu söylersem haksızlık etmiş olmam sanırım: seyfi teoman ın karakterlerinin derinliği yok, kısacası film bir hikaye anlatmıyor. onun derdi bir hikaye anlatmak değil, bu film bir taşraya bakış izletisi ama onun yeteneklerini değerlendirmek de güç oluyor bu durumda. ama ilk filmlerde yönetmenlere yüklenmemek lazım, ilk filmler sadece ilerde yapabileceklerinin bir imidir. seyfi teoman la ilgili olarak en son şunu söyleyeceğim. kendisi boğaziçi çıkışlı ve bu film mithat alam film merkezinin desteğini arkasına almış bir yapım. mithat alam film merkezinin çıkardığı ilk önemli isim seyfi teoman, arkasının gelmesi türk sineması adına çok önem teşkil ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3999944011096829052?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3999944011096829052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3999944011096829052' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3999944011096829052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3999944011096829052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/09/tatil-kitab.html' title='tatil kitabı'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SM99t7ZCJzI/AAAAAAAAASs/2dgwdvUNkQw/s72-c/tatil+kitab%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3064349475388728473</id><published>2008-09-08T13:27:00.006+03:00</published><updated>2008-09-08T14:02:13.860+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>sinemaya gidin!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SMUF5oMfwWI/AAAAAAAAASk/xSN1DT97OeI/s1600-h/ucmaymun.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243603828743324002" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SMUF5oMfwWI/AAAAAAAAASk/xSN1DT97OeI/s320/ucmaymun.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;eylül ayı geldi, sinema sezonu başladı. biliyorum birçoğunuz sinemaya giderken yabancı filmlere ağırlık veriyorsunuz, ama bu sene bir değişiklik yapma zamanı geldi sanırım, yabancı filmleri her zaman izlersiniz, önemli olan türk filmlerine destek olmak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;önemli isimlerin yeni filmleri, yeni yönetmenlerin ilk filmleri, kısacası merakla beklediğim birçok film eylül ayından itibaren gösterime girmeye başlıyor. sizler için 2008 sonbahar-2009 ilkbahar dönemi arasında gösterilecek türk filmlerinden bir seçme yaptım, lütfen bu filmlerden birkaçına gitmeye çalışın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;tatil kitabı: &lt;/strong&gt;seyfi teoman ın ilk filmi, festivallerden eli boş dönmedi, minimalist tarzıyla nbc yi hatırlatan bu film bu cuma vizyona giriyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;gitmek&lt;/strong&gt;: ayça damgacı ya her festivalde bir ödül getiriyor bu film, zorla dikkatimi çekmeyi başardı bu film, aslında iff de vardı, ama dediğim gibi henüz dikkatimi çekememişti, eylül ayında vizyonda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;sonbahar:&lt;/strong&gt;bir ilk film, altın kozanın galibi, mahzun kırmızıgül ün yapımcısını çıldırtan film, ismiyle bile akılları çelen, tabii ki sonbahar da vizyona girecek olan film.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;nokta:&lt;/strong&gt; derviz zaim yeni denemesi, tek plan da çekilmiş ilk türk filmi, iff de izledik beğenmedik, ama türk sinemasında olmayan bir şeyi denediği için görmenizi tavsiye ederim. sonbahar da vizyona gireceği söyleniyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;süt:&lt;/strong&gt; yumurta yı izlemeden izlememenizi önereceğim film. venedik te ödül alamadı, ama güzel eleştiriler aldı, izlemek farz oldu bize. ekim de vizyonda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;üç maymun:&lt;/strong&gt; bu filmde nuri bilge ceylan ın ilk defa 100.000 i aşacağını düşünüyorum, ama ben filmi olabilecek en abuk saatte bomboş bir salonda izleyeceğim. ekim de vizyonda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;hayat var:&lt;/strong&gt; artık reha erdem bir film çektiğinde konusunu okumadan bile izlemek istediğimiz bir yönetmen oldu, her filminde yeni bir şeyler denemesi onun en güçlü yani ekim de vizyonda, ayrıca bu hafta beyoğlu sinemasında eski filmleri gösteriliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;gölge:&lt;/strong&gt; mehmet güreli nin ilk film denemesi. içimden bir ses bu filmin çok cacık olacağını söylüyor, ama izlemeden konuşamayız tabii, merakla bekliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;pandora nın kutusu:&lt;/strong&gt; yeşim ustaoğlu nun yeni filmi, deya alabora başrolde, aslında film çekilmiş ama herhalde sonbaharda yaşanacak yoğunluktan dolayı gösterime mart ayına kalmış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;bozkırda deniz kabuğu:&lt;/strong&gt; karpuz kapuğundan gemiler yapmak  bir kelime kötü söz söylemek istemediğim bir filmdi, aslında uzun bir ara oldu, bu filmi izlemeden hala izlemediyseniz karpuz kabuğundan gemiler yapmak ı izleyin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;gölgesizler:&lt;/strong&gt; uykuların doğusunu okuduktan sonra hasan ali toptaş la bu kadar geç tanıştığım için utanmıştım, gölgesizler i ise henüz okumadım, okumak için neyi beklediğimi bilmiyorum, ama ümit ünal çektiği uyarlaması vizyona girmeden-ilkbaharda girecek- kesinlikle okuyacağım, sen de oku, herkese bu ismi söyle.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;iki çizgi:&lt;/strong&gt; bir ilk film daha, gösterimi venedik te yapıldı, kasım ayında vizyonda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evet, durum böyle, hepsini sinemada izleyemeyeceğim haliyle, ama inşallah  izleyeceklerim bir şeyler yazma ihtiyacı duyururlar bende.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;görüşürüz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3064349475388728473?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3064349475388728473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3064349475388728473' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3064349475388728473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3064349475388728473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/09/sinemaya-gidin_08.html' title='sinemaya gidin!'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SMUF5oMfwWI/AAAAAAAAASk/xSN1DT97OeI/s72-c/ucmaymun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3042743833130859380</id><published>2008-08-27T19:26:00.004+03:00</published><updated>2008-08-27T20:19:34.808+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>öyle</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SLWLBycDEWI/AAAAAAAAASc/vUX-2pAXwdc/s1600-h/tsaiming.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239246604350984546" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SLWLBycDEWI/AAAAAAAAASc/vUX-2pAXwdc/s320/tsaiming.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;selam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uzun zamandır yazmadığımı düşünüyordum, sonra log in olunca sayfanın seklinin bile değiştiğini gördüm, ama o kadar "uzun" bir ara olmadı, yanılmıyorum, uyarın beni, bu sadece bir talihsizlik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evet, devam edelim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aklımda olan birkaç seyden bahsedebilirim. bu yazın başlarında pavese nin yalnız kadınlar arasında romanını okumuştum. romanı okudukça aklıma sürekli tam da antonioni lik bir roman, çekse nasıl olurdu acaba düşüncesi geliyordu. neyse jeremy sonra geçenlerde izlemediğim antonioni filmlerinin konularına bakıyordum ki, antonioni nin bu filmi cekmis olduğunu öğrendim.gerçekten güzel bir histi, antonioni yi tanıdığımı hissettim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;antonioni demisken, geçtiğimiz aylarda en sevdiğim yönetmenleri yazmıştım hatırlarsın belki, iki binlerdeki favori yönetmenimi de yazayım bari. yaklasık bir senedir hiçbir tsai ming liang filmi izlemedim, ama ayrı ayrı filmlerinden birçok sahne sürekli kafamda dönüyor. işte sinema bu, işte görsellik bu, tsai ming liang in kadrajına bayılıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sinemayla devam edelim. godard a hayranlığımı biliyorsun, defalarca izlediğim filmleri var ustanın. bir tanesi de le mepris. godard le mepris yi moravia nin bir kitabından yola çıkarak yazmış, bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum, ama bilirsin işte, bazı şeyler nedensiz olarak ertelenir. neyse jeremy, okudum kitabı ve godard a bir kez daha şapka çıkardım. hani genel bir kanı vardır, kitap uyarlamalarının kitapları arattığını söyleyen. aslında bu olguya ben de inanıyorum, ama istisnalar olmalı elbet. işte onlardan birini de godard yapmış. çok ustaca bir hileyle yönetmen lang olmuş, bu filmin doğrultsunu değiştiriyor, lang filmdeki bilge kişi oluyor, durup durup brecht den hölderlin den bir şeyler okuyor bizlere, aynı zamanda yapımcıyı da amerikan yapıp sinema sektörüne de değinmeden geçmiyor film ve aynı zamanda filmin asıl konusu olan iletişimi kaybeden çifti mükemmel anlatıyor. bu filmin kurgusu çok özel. sadece odysseus a bakış açısını beğenmiyorum bu filmin, bir aksaklık var, filmin kusursuz olmasını engelleyen, bir şeyler aceleye gelmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;okuduklarıma dönelim, auster in new york üçlemesini bitirdim dün. auster in birçok kitabını okumuştum önceden ve her seferinde bu adam da özel olan ne ki demistim kendime. herkeste var kitapları, bir keresinde bir kitabını arkadasımın evinde iki üc saatte okumuştum, su gibi akıyordu kitap, geride hiçbir şey kalmamıştı. ama new york üçlemesinde nihayet auster e saygı duydum. bir seferde tam olarak anlayamayacağınız eserler vardır, mesele antonioni nin blow up gibi, bu kitapta da aynı durum var, her okuduğumda farklı bir sey görebilirim. bu arada blow up a ilham veren cortazar ın kitabını hala okumamış olmam da çok ilginç. cortazar önemli bir yazar, bu filmi cok seviyorum, ama hala okumadım. düşününce sinirleniyorum aslında, okumak istediğim o kadar çok şey var ki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;istediklerimiz her zaman olmuyor haliyle. bunu biliyorum jeremy, bu yeni bir şey değil ki. aslında konuşmadan anlaşılmak isterdim, ama konuşmadığın zaman karşı tarafın görebildiği tek şey senin konuşmadığın, yoruyor bunlar beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evet, o zaman bitirelim, bir şiirle bağlayalım, çetin altan tarzı-çok severim ya kendisini-, aslında bu aralar hep  hölderlin var aklımda ama biz pessoa yla bitirelim, bir enis batur cevirisi, artık blogda edebiyattan bahsetmek istiyorum sadece, bildiklerimi paylaşmak, konuşmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kaçağım ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğduğum günden başlayıp&lt;/div&gt;&lt;div&gt;el etek çektim kendimden,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kıldım beni bana dönek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerekliyken yorgun düşmek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aynı yerde olmaktan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neden yorgun düşmemek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendine eşit olmaktan?&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ruhum bende kendini arar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uzaklarda gezerim,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tanrı yardımcım olsun&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ruhum beni asla bulamasın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kafeste yaşamaktır biricik olmak,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben olmaksa hiç olmamak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaçarak yaşayacağım hep - &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi ya da kötü böyleyim çünkü ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;II&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sayısız insan yaşar içimizde,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hissetsem de düşünsem de bilemem&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kim düşünür içimde kim hisseder.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düşünceler ya da hisler için&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yalnızca sahneyim ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ruhsa, birden fazla var bende.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;B e n' se benden daha fazlası.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herkes kayıtsız oysayaşadığım hayata:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Susturuyorum onları,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendim konuşurken.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hislerim, hissetmediklerim &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-onlardan doğup da birbiriyle&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çelişenler. Farkına varmıyorum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hiçbir şeyin - yalnızca yaşıyorum ben,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;olmak istediğime kimsenin bir sözü yok.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3042743833130859380?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3042743833130859380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3042743833130859380' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3042743833130859380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3042743833130859380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/08/yle.html' title='öyle'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SLWLBycDEWI/AAAAAAAAASc/vUX-2pAXwdc/s72-c/tsaiming.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7916382052354912904</id><published>2008-08-03T21:42:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:41.788+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>sonuç</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SJX8ZVUzyOI/AAAAAAAAASU/9DcsF6g1eJM/s1600-h/latif1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5230364054412052706" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SJX8ZVUzyOI/AAAAAAAAASU/9DcsF6g1eJM/s320/latif1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2 ağustos 2008, hürriyet gazetesi, latif demirci&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7916382052354912904?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7916382052354912904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7916382052354912904' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7916382052354912904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7916382052354912904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/08/sonu.html' title='sonuç'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SJX8ZVUzyOI/AAAAAAAAASU/9DcsF6g1eJM/s72-c/latif1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1940163222681689525</id><published>2008-07-31T22:09:00.003+03:00</published><updated>2008-07-31T22:11:43.348+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>akepe</title><content type='html'>laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu 10 oya karşı 1 oyla "tescillenmiş" bir partinin başkanı laikliği korumaya devam edeceklerini söylüyorsa ve partililer bu damgalanmayı çocuklar gibi kutluyorsa&lt;br /&gt;söylenecek bir söz kalmıyor daha çok duyacağımız bu motto dan başka:&lt;br /&gt;"durmak yok, yola devam!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1940163222681689525?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1940163222681689525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1940163222681689525' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1940163222681689525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1940163222681689525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/akepe.html' title='akepe'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1672707001984114459</id><published>2008-07-19T15:53:00.004+03:00</published><updated>2008-07-19T16:15:45.728+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>sevmek, her şey bir insanı sevmekle başlar.</title><content type='html'>evet, aylak zamanları açalı bir sene oldu.&lt;br /&gt;blog mevzusu, blog açma işi, blog düşüncesi, içeriği vesaire yıllardır konuştuğumuz bir konuydu.&lt;br /&gt;zamanında birsen le bir sinema blogu yapmayı düşünüyorduk, ama sonra o iş yattı, başka bir şeyler düşündük, onlar da olmadı, geçenlerde bir site gördüm, bizim yapmayı düşündüğümüz tarzda bir sinema sitesi, biz daha iyisini yapardık diye düşünüyorum, ama sonuçta olmadı.&lt;br /&gt;ve sonra tek başıma bir şeyler yapma fikri kafamda oluşmaya başladı.&lt;br /&gt;blog nedir, ne değildir, ne olmalıdır, niçin yapılır bu soruların cevabını bilmiyordum geçen sene burayı açarken, bir sene geçti, ama bu konuda hala bir fikrim yok.&lt;br /&gt;blog olayını en iyi bu drum anlatıyor sanırım, bir tanımı yok, herkesin kendi sayfası var.&lt;br /&gt;daha önce blog okumuyordum, sayfayı açtıktan sonra gözlem yapma fırsatım oldu.&lt;br /&gt;kimsenin sayfası hakkında söyleyecek bir lafım yok, ama okuyamadım çoğunu, blog okumak bana göre değil.&lt;br /&gt;kendi yaptığım işi değerlendirmem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama aylak zamanlar da standartın uzağında kaldığımı düşünüyorum, bu iyi bir şey, bundan memnunum.&lt;br /&gt;aylak zamanların kendi halinde bir yer olması, pek okuru olmaması da ırgalamıyor beni.&lt;br /&gt;sayfa pek okunmuyor dedim ama birçok kişiyle konuşmalarım oldu doğrusu,  ilginç insanlarla yazışmalarım oldu, tanımadığım kişilerle konuşmak da yeni bir deneyimdi benim için. aylak zamanların yanı başımdaki bir dostu bana tanıştırması da ilginç oldu, net mevzusu daha az antipatik gözükmeye başladı bana.&lt;br /&gt;sevdiğim arkadaşlarımla istediğimiz sıklıkta görüşememek beni üzüyor, aylak zamanlar bu bağlamda yeni bir iletişim aracı oldu, ironik ama öyle.&lt;br /&gt;aylak zamanlar ın bir senelik macerasını en iyi anlatan durum ise haliyle yazdıklarım. aylakzamanlar ı ilk açtığım zamanlarda canım sayfaya bir şeyler yazmak istiyordu, şimdiyse durum hazır bilgisayar ı açtım bir şeyler karalayım a döndü. sayfanın durumunu en iyi böyle anlatabilirim sanırım. birçok selim hikayesi var, ama yazmak gelmiyor içimden, durum böyle kısacası.&lt;br /&gt;peki bundan sonra ne olacak?&lt;br /&gt;sayfayı devam ettireceğim, hatta belki yazar kadromuzda yeni isimler görebiliriz, bu konu net değil, göreceğiz artık, kısacası aylak zamanlar ağır aksak da olsa devam edecek, daha az ama daha yoğun yazabilirim, ya da böyle devam eder, eylül de yani arayüzümüzle geliriz, ya da böyle devam ederiz, büyük bir ihtimalle böyle devam ederiz, ben de bilmiyorum.&lt;br /&gt;sayfayı bugüne kadar okuyan bütün dostlarıma ve görüşlerini benimle paylaşma inceliğini gösteren bütün tanımadığım dostlarıma teşekkür ediyorum, görüşürüz, eyvallah.&lt;br /&gt;son söz üstattan:&lt;br /&gt;"sevmek, her şey bir insanı sevmekle başlar."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1672707001984114459?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1672707001984114459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1672707001984114459' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1672707001984114459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1672707001984114459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/sevmek-her-ey-bir-insan-sevmekle-balar.html' title='sevmek, her şey bir insanı sevmekle başlar.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7742861554865905876</id><published>2008-07-18T12:58:00.004+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:42.045+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak zamanlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SIBvFy9uClI/AAAAAAAAASM/7ah71bMrrJM/s1600-h/jacques-prevert-paris-1955-posters.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224297713120447058" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SIBvFy9uClI/AAAAAAAAASM/7ah71bMrrJM/s320/jacques-prevert-paris-1955-posters.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;jacques prevert in şiir kitabını aldım.&lt;br /&gt;yeni bir şiir kitabı aldığımda içindekilere bakıp sevdiğim bir şiirimi açmam hemen. bunun yerine bir sayfayı açıveririm.&lt;br /&gt;sayfayı açtım, hınzır bir gülümseme yerleşti yüzüme.&lt;br /&gt;paris at night ı açmıştım.&lt;br /&gt;dört sene önceye döndüm birden. sevgili birsen e bana bir iki ecnebi şair söylesene demiştim, kız arkadaşıma bir şeyler yazacaktım, "çalma" zamanıydı.&lt;br /&gt;birsen düşündü, kız arkadaşımı o bana tanıştırmıştı, ama bunu umursamadı, her zamanki gibi suç ortağımdı, prevert le tanıştırdı beni, sonra paris at night ı okudu bana, ingilizcesini.&lt;br /&gt;ve sonra paris at night benim kalemimle canlandı...&lt;br /&gt;ha ha, tabi ki öyle bir şey olmadı, komik bir şekilde baştan yazdım şiiri.&lt;br /&gt;baştan savma olmuştu, ama o kadar güzeldi ki, yine de onu etkilemeyi başarmıştım.&lt;br /&gt;o günlerde hep çalıntı şiirler yazardım, hep başka başka isimlerden.&lt;br /&gt;kimse benden şiir yazmamı istemiyordu aslında, ama işler hep böyle oluyordu.&lt;br /&gt;yıllar sonra onu hatırlıyorum prevert le birlikte. bu bana yetiyor.&lt;br /&gt;belki o hiçbir zaman prevert den haberdar olmayacak, belki de çoktan öğrenmiştir bu şiirin asıl sahibini; güzel bir andı, söylemek istediğim bu aslında.&lt;br /&gt;ve onunla ilgili başka hiçbir şey aklımda yok. aslında sadece dört sene önceydi, ama aklımda sadece paris at night ın kalmış olması beni üzmüyor, bir ilişkiden geriye sadece anlar kalır, keşke herkes benim gibi mutlu olabilse, insanlar eski sevgililerini sadece neler çektiklerini birilerine anlatma ihtiyacı duyduklarında hatırlıyorlar ve bazen bana da anlatıyorlar, onlara hak vermemi beklerlerken benim hiç mi güzel bir şeyler olmadı sorum onları afallatıyor, ama haksız mıyım anıl diyorlar.&lt;br /&gt;haklılar tabi ve ama o eski adam da haklı ve ikisi de aynı zamanda haksız ve bunun aslında hiçbir önemi yok.&lt;br /&gt;anlayamadıkları bu.&lt;br /&gt;ve şimdi onu prevertle beraber düşünürken beni iyi hatırlıyor olmasını diliyorum, belki o da bu şiirden bahsediyordur benim ne işe yaramaz biri olduğumu anlatmak için.&lt;br /&gt;yıllar geçti, şimdi yine prevert var elimde.&lt;br /&gt;ve prevert hala büyülü geliyor bana.&lt;br /&gt;ve ben artık arak şiir yazmıyorum.&lt;br /&gt;ve prevert  okurken şiirde yapmayı en çok istediğim minvallerden olan sinema dili anlatımı mükemmel bir biçimde kullanabildiği için onu hem kıskanıyorum hem de çok seviyorum&lt;br /&gt;bir verlaine, rimbaud, baudlaire,lautreamont değil ama hemen o efsanelerin bir sıra altındaki fransız şairlerinden benim için.&lt;br /&gt;bu kadar bahsettim şiiri koymazsam olmaz sanırım, orhan suda çevirisini sizinle paylaşıyorum, gerçi benim aklımda hala aylak a. yorumu var ama neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Geceleyin Paris&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Karanlıkta tek tek yakılmış üç kibrit&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İlki görmek için tüm yüzünü senin&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gözlerini görmek için ikincisi&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sonuncusu dudaklarını&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ve kollarımla sararken seni&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Koyu bir karanlık bütün bunları bana hatırlatmak için.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7742861554865905876?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7742861554865905876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7742861554865905876' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7742861554865905876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7742861554865905876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/aylak-zamanlar_18.html' title='aylak zamanlar'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SIBvFy9uClI/AAAAAAAAASM/7ah71bMrrJM/s72-c/jacques-prevert-paris-1955-posters.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7991328804041109796</id><published>2008-07-14T14:51:00.003+03:00</published><updated>2008-07-14T15:03:36.526+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak zamanlar</title><content type='html'>en son 2006 yazının başında bernhard dan bir şeyler, yok etmeyi, okumuştum. dün iki sene sonra bernhard ı elime aldım ve iki sene önce aldığım tadı daha da yoğun olarak hissettim.&lt;br /&gt;dönüp dönüp okuyabileceğimiz yazarlar olması ne güzel.&lt;br /&gt;bernhard, celine, svevo, hesse, pavese.. onları okumuş olduğum için, onlardan haberdar olduğum için çok mutluyum. &lt;br /&gt;iyi yazarların ortak özelliklerinden biri de yıllar sonra da okunabilmeleri olsa gerek.&lt;br /&gt;bunu ilerleyen yıllarda daha iyi anlayacağım sanırım.&lt;br /&gt;dün gece uzun süre kitap okudum, sonra planlarını yaptığım öykülerimi düşündüm bir süre.&lt;br /&gt;elimde on beş civarı öyküyle ilgili aldığım notlar var. bazılar birleşip tek bir öykü olabilir, bazıları içime sinmeyebilir, bilemiyorum. dört sene önce aklıma gelen bir fikir de var, geçen hafta karamuk ta çay içerken aklıma düşen bir hikaye de var. bunları artık yazmalıyım, yazmazsam kendimi çok kötü hissedeceğim. kimse için yazmayacağım bunları, sadece kendime verdiğim bir sözü yerine getirmiş olacağım ve bu şimdiden kendimi iyi hissetmemi sağlıyor.&lt;br /&gt;ilginç bir geceydi. tek başınıza otururken ne düşüneceğinizi asla kestiremezsiniz. bu sene tüyap  a gitme kararı aldım, iki sene önce yemin ettiysem de, şimdi de kesin gideceğim diyorum. dün gece aldım liste yapmaya başladım, çok kitap var, para nerde? bulacağız bir şekilde.&lt;br /&gt;evet yarın ne yapacağımı bilemiyorum ama iki ay sonrası için liste tutuyorum.&lt;br /&gt;ve burasını iyice bir günlük gibi kullanmaya başladım.&lt;br /&gt;bundan rahatsızlık duymuyorum, böylesi daha iyi sanki.&lt;br /&gt;yıllar sonra belki buraya da dönerim.&lt;br /&gt;iki bin sekiz yazı, bernhard okumuşum, ne güzel.&lt;br /&gt;görüşürüz dost, kendine iyi bak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7991328804041109796?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7991328804041109796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7991328804041109796' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7991328804041109796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7991328804041109796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/aylak-zamanlar.html' title='aylak zamanlar'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-5092104289542509928</id><published>2008-07-11T20:36:00.003+03:00</published><updated>2008-07-11T20:41:31.023+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anket'/><title type='text'>anket</title><content type='html'>yazacak bir şey bulamadıkça anket koyayım diyorum jeremy, yeni bir anketle karşınızdayız.&lt;br /&gt;evet, öncelikle belirteyim şu an anketin şıklarını daha düşünmedim bile, az sonra her şey doğaçlama gelişecek, konumuza gelecek olursak, çok yakında aylakzamanlar bir yaşına basacak, okuyucularımın sayfayla ilgili görüşlerini çok merak ettiğim için böyle bir anket düzenliyorum.&lt;br /&gt;aylakzamanlar üzerine çok yakında bir yazı yazacağım, aylakzamanların gidişatı üzerine, bugüne kadar ne olduğuna dair ne düşündüğümü sizlerle paylaşacağım, şimdilik anketle başlıyoruz.&lt;br /&gt;görüşürüz jeremy, herkese selamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-5092104289542509928?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/5092104289542509928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=5092104289542509928' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5092104289542509928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5092104289542509928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/anket.html' title='anket'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6705947854663359951</id><published>2008-07-05T22:27:00.004+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:42.572+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SG_QE1zhlcI/AAAAAAAAAR8/z9eM-SDHRxY/s1600-h/bresson.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219619274726938050" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SG_QE1zhlcI/AAAAAAAAAR8/z9eM-SDHRxY/s320/bresson.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;selam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sabah bir konu takıldı aklıma, bütün gün onu düşündüm, akşam da mouchette i izleyince bu konu hakkında bir açıklama yapmam gerektiğini düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;efendim, bir ortam olur, yeni tanıştığınız tipler falan, sinema da konuşulur, ben varsam kesin konuşulur, ben ne kadar şey biliyorsam kusarım, neyse kesin sorulur:en sevdiğin yönetmen kim?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evet, o kadar konuşurum ama bu soru sorulduğunda yüzüm buruşur, salak ıkınma sesleri, sonra cevap verememe.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bundan on sene önce bana en sevdiğim yönetmeni sorsalar hiçbir yönetmeni bilmediğim için cevap veremezdim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bundan beş sene önce sorduklarında ise kasıntı bir şekilde woody allen derdim. 15,16 iken izlediğim love and death, manhattan, annie hall beni o günlerde beni çok etkilemişti, bu sorunun kesin bir yanıtı vardı bende.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;işte sonrası karışık. durmadan yeni yönetmenler, yeni filmler, sonra başkaları, sonra ilk başta anlaşılmayanların bir daha izlenmesi, birbiriyle hiç alakası olmayan yönetmenlere hayran olmam, işte bugüne geldik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; bu akşam konuyu sonuçlandırdım. çok da umrumdaydı senin ne sevdiğin diyebilirsin jeremy, eyvallah ama tarihe not düşmek istiyorum, ayrıca burası benim e-günlüğüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neyse bana artık bu soruyu sorduklarında üç tane yönetmen ismini sıralıyacağım,arkasından da ruh haletime göre, o dönem izlediklerime göre bir iki isim gelebilir, onları yazmayacağım, çünkü o zaman işin boku çıkacak yine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir derecelendirme yapmadan isimlerim şunlardır:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bresson, godard, antonioni&lt;br /&gt;ismini duyunca yüzümü buruşturunlar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;lucas,spielberg, besson&lt;/div&gt;&lt;div&gt;durum böyledir, sıkıcı fransız filmlerine bayılan entel aday adayı dostlarımı selamlıyorum, öpüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6705947854663359951?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6705947854663359951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6705947854663359951' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6705947854663359951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6705947854663359951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/blog-post.html' title='.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SG_QE1zhlcI/AAAAAAAAAR8/z9eM-SDHRxY/s72-c/bresson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6359584885646493669</id><published>2008-07-03T21:53:00.002+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:42.710+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SG0jKJHy3SI/AAAAAAAAAR0/UcvnBtJsUxs/s1600-h/morrison.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5218866200346549538" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SG0jKJHy3SI/AAAAAAAAAR0/UcvnBtJsUxs/s320/morrison.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sabah kalktığımda saatli maarif takvimine baktım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;on beş hazirana yapışmıştı, sayfayı koparmak gelmedi içimden.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra odamdaydım, elimde modern takvimlerden biri vardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ilginç bir ilişikimiz var, hep geride kalıyor, mayıstayken nisan da, hazirandayken maysıta.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bıraktım öyle kalsın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tarih dediğin nedir ki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;günlerden geriye sadece onları dolduran anlar kalıyor hep,gerisi yaşanmadan tamamlanıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugünün de bir önemi varmış, morrison ın ölüm yıldönümü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yaşasaydı, neler yapardı kim bilir, belki "kapıları" bizim için de açardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çok yalnız hissediyorum jeremy, uzun zamandır bu böyle.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ki bu artık çok anlamlı gelmeye başladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yaz ayları trip yazılar serimizin ilki burada bitmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben sizi haberdar edeceğim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6359584885646493669?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6359584885646493669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6359584885646493669' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6359584885646493669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6359584885646493669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/aylak.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SG0jKJHy3SI/AAAAAAAAAR0/UcvnBtJsUxs/s72-c/morrison.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3845101373243962011</id><published>2008-07-03T20:38:00.002+03:00</published><updated>2008-07-03T20:39:25.950+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>kandil mesajı</title><content type='html'>kandilleri çok seviyorum.&lt;br /&gt;kandil simitlerini de.&lt;br /&gt;kandil çocuklarını kovalamak istiyorum.&lt;br /&gt;kandiliniz kutlu olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3845101373243962011?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3845101373243962011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3845101373243962011' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3845101373243962011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3845101373243962011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/kandil-mesaj.html' title='kandil mesajı'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6748990358959710724</id><published>2008-07-01T22:46:00.003+03:00</published><updated>2008-07-01T22:54:56.279+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>02.07.1993-Sivas-37-Şeriat-Madımak-Katliam</title><content type='html'>on beş sene oldu.&lt;br /&gt;unutmak bir yana çocuk kafamla anlayamadığım bu şerefsizlik hakkında her sene yeni şeyler öğreniyorum.&lt;br /&gt;sivas taki zihniyet bugün üstüne geçirdiği modern makyajla sivil darbe yapma amacında, gündemin sivas katliamıyla ilintisini iyi görmek lazım.&lt;br /&gt;bir sonbahar günü&lt;br /&gt;kudretli, azametli, hikmetli ağacımız&lt;br /&gt;her geçen gün biraz daha dökülüyor yapraklarımız ve geriye kalan kuru dallarımızda savrulan yapraklarımıza bakıyoruz; her geçen gün daha çıplak, savunmasız hissediyoruz, iyi adına, güzel adına, erdem adına ne varsa kaybediyoruz.&lt;br /&gt;bir on beş sene sonra nerede olacağız?&lt;br /&gt;düşünebiliyor musun, ya da düşünmeye cesaret edebiliyor musun?&lt;br /&gt;kurumaya devam ediyoruz, önümüz kış.&lt;br /&gt;görüşürüz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6748990358959710724?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6748990358959710724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6748990358959710724' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6748990358959710724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6748990358959710724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/07/02071993-sivas-37-eriat-madmak-katliam.html' title='02.07.1993-Sivas-37-Şeriat-Madımak-Katliam'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2233694477521174899</id><published>2008-06-26T20:46:00.003+03:00</published><updated>2008-06-26T20:58:21.580+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>blog&amp;müzik</title><content type='html'>evet bir konu daha var yazacağım.&lt;br /&gt;aslında bu aklımdaydı; arada sırada gördüğüm ve hoşnut olmadığım bir konu.&lt;br /&gt;öncelikle bu yazı sadece blogu olan arkadalara hitaben yazılıyor, onun için diğerleri okumasın, sayfayı kapısın, ya da daha önce yazmış olduğum o süper eserlere geri dönsün.&lt;br /&gt;ikinci olarak bu yazıyı godsyndrome un blog una tıkladıktan sonra yazma kararı aldım, bunu da belirteyim.&lt;br /&gt;bir aralar sayfayı yenilemeyi düşünüyordum, ama bu sadece bir düşünce olarak kaldı, üstünden altı ay geçti, hala düşünüyorum, düşünmekteyim, düşüneceğim.&lt;br /&gt;neyse işte bu sayfaya müzik falan koyma durumu var, yandan böyle tıklıyorsun, çalıyor, senin sevdiğin şarkıyı belki de okuyucun da seviyor, hatta  o zaten o şarkıyı seviyormuş, hayatımın kadını falan kısacası.&lt;br /&gt;konuya dönecek olursak böyle yandan bir tıklama şeklinde bu müzik olayına dalınmasına karşı değilim, hatta arkasındayım.&lt;br /&gt;ama bir de sevgili godsyndrome gibi blog kullanıcıları var, siz sayfayı açıyorsunuz, fonda  cat power, hatun sanki yanımda mırıldanıyor, sonra birden ne oluyoruz lan diyorsun, evet şarkılar onu söylesin güzel de, böyle de olmuyor ki jeremy, hadi şarkılar seni söyler neyse de, bir keresinde arya opera ne haltsa bir başladı, sandalyeden zıpladım.&lt;br /&gt;kısacası bence blog sahipleri bu durumu düşünmeli ve duruma uygun programlar kullanmalıdır.&lt;br /&gt;öyle program yok demeyin, ben bile biliyorum, ayıptır.&lt;br /&gt;tekrar iyi akşamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2233694477521174899?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2233694477521174899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2233694477521174899' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2233694477521174899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2233694477521174899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/blog.html' title='blog&amp;müzik'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6253807029835960317</id><published>2008-06-26T19:47:00.003+03:00</published><updated>2008-06-26T20:09:58.989+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>persembe aksamı</title><content type='html'>selam jeremy&lt;br /&gt;bir iki bir sey var dün aksam düşündüğüm onlardan bahsetmek istedim bu aksam evde otururken.&lt;br /&gt;dün aylardır görmediğim bir dostumla buluştum.&lt;br /&gt;aylardır görüşmediğiniz biriyle neler yaptığınızdan bahsedersiniz sanırım. öyle olmalı bence de. ama biz başladık rilke yle, mallarme den çıktık, verlaine la bağladık. uzun zamandır edebiyat konuşamıyordum, güzel oldu, ama onun yanından ayrıldıktan sonra nedenini tam olarak anlayamadığım yavan bir tat kaldı aklımda.&lt;br /&gt;sonra tophane, 9.40 da evdeydim.&lt;br /&gt;evet efendim, tahmin edeceğin üzere dönüş saatimi randevuma göre ayarlamıştım.&lt;br /&gt;yoldayken aklımda rilke vardı.&lt;br /&gt;sonra evdeydim, üç dakika içinde zeytinburnu kökenlerime yakışır bir biçimde maçı izlemeye koyulmuştum.&lt;br /&gt;maç izlerken sıkı küfrederim.&lt;br /&gt;hatta bazen abartırım.&lt;br /&gt;artık sadece önemli maçları izliyorum ama izlediğim zaman da hakkını veriyorum. ilk golden sonra beni görecektin jeremy. televizyona sarılıyordum nerdeyse.&lt;br /&gt;sürekli söylerim ya, burjuva çekirdek aile yaşamına karşı olduğumu. işte bu futbol bu yaşamın tatlısı, hatta bazıları için hayatın iki anlamından biri. o zaman benim futboldan nefret etmem gerekir değil mi? hatta bana çoğu kişi sen futbol izlemiyorsundur kesin der, ama öyle değil işte jeremy, küçüklükten kalma bir şey bu, ne kadar tavsasa da hep benimle olacak.&lt;br /&gt;evet milli maçı da kendime bağladım farkındayım.&lt;br /&gt;dramatikti.&lt;br /&gt;aslında bütün bu maçlar bir stüdyo yapımı amerikan filminin senaryosu gibiydi ama öyle olsaydı bizim bir maç daha oynamamız gerekirdi.&lt;br /&gt;gerçekten üzüldüm.&lt;br /&gt;ama televizyondaki elleri kelinde maçı izleyen, sonra tv ye çıktığı görünce aptal aptal sırıtan herif gibi değil.&lt;br /&gt;sonra beş on dakika tv de dolandım yattım.&lt;br /&gt;galip gelemediğimiz için mermileri ellerinde patlayan magandalar can sıkıntısından patlattıkları kurşunlarıyla bana maçı düzenli aralıklarla hatırlatıyordu ama gerçekten maçı hiç düşünmedim.&lt;br /&gt;işte böyle oldu, az sonra rilke ye devam etmeyi düşünüyorum.&lt;br /&gt;iyi akşamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6253807029835960317?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6253807029835960317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6253807029835960317' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6253807029835960317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6253807029835960317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/persembe-aksam.html' title='persembe aksamı'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3914482552621862972</id><published>2008-06-23T17:11:00.004+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:43.014+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>esbjorn svennson</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SF-vzhMhMzI/AAAAAAAAARE/50A_PJ4GkZc/s1600-h/esvensson2004_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5215080193137390386" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SF-vzhMhMzI/AAAAAAAAARE/50A_PJ4GkZc/s320/esvensson2004_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;esbjorn svensson yaklaşık on gün önce öldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;geçtiğimiz hafta evde kasım ayındaki konserde nerede oturacağımızı konuşuyorduk, sonra akşam öldüğünü öğrendik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ne kalıyor geriye bir müzisyen öldükten sonra?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir müzisyen öldükten sonra onun şarkılarını dinlerken artık ne hissediyorsun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;e.s.t dinlemek artık zor, sevdiğim müzisyenlerin ölmüş olmalarına alışkınım ama dinlediğim müzisyenlerin ölmesine pek alışkın değilim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bencil bir çocuk gibi mi davranıyorum, belki de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;svennson dan bahsederken aklıma geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu sayfada hep ölmüş kişilerden bahsediyoruz jeremy farkında mısın? uyar, rimbaud, antonioni aklına kim gelirse.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ölüm hakkında konuşmayı hiçbir zaman beceremiyorum, kelimeler dökülmüyor ağzımdan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ölüm her zaman yanımızda ve her zaman ulaşamayacağımız kadar uzağımızda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tıpkı hayat gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;geride e.s.t kaldı dinlenecek, dinlemekten asla sıkılınmayacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3914482552621862972?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3914482552621862972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3914482552621862972' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3914482552621862972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3914482552621862972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/esbjorn-svennson.html' title='esbjorn svennson'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SF-vzhMhMzI/AAAAAAAAARE/50A_PJ4GkZc/s72-c/esvensson2004_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1074611075367340300</id><published>2008-06-23T17:01:00.002+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:43.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak zamanlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SF-ukGCn0oI/AAAAAAAAAQ8/IZekNW5rQlQ/s1600-h/rimbaud.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5215078828638458498" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SF-ukGCn0oI/AAAAAAAAAQ8/IZekNW5rQlQ/s320/rimbaud.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;tamam tamam, o kadar gündür benden yazı bekliyorsun jeremy, bir yazıyla kaçacak değilim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ne iyi adamım ben ya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;müşfik dostunuz hep sizinle.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neyse sabah düşünüyordum, seninle paylaşayım jeremy.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sabah saatimi ararken rimbaud nun şiir kitabına rastladım jeremy. o sırada da kafamdan crystal ship i çalıyordum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;birden aklıma geldi, rimbaund altmışlarda veya yetmişlerde yaşasaydı nasıl biri olurdu?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bence kesin bir rock star olurdu, hem de en afilisinden.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hani patti der ya hep, morrison rimbaud reenkarnesi diye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu reenkarnasyon olaylarına inanmıyorum, hatta nasıl yazıldığını bile bilmiyorum, ama içten içe de patti diyorsa doğrdur diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neyse bir an patti yle rimbaud yanyana canlandı gözümde, ne tatlı çift olurlardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu yazı da bitti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yaz ayları böyle jeremy, pek sağlıklı şeyler düşünemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1074611075367340300?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1074611075367340300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1074611075367340300' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1074611075367340300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1074611075367340300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/aylak-zamanlar.html' title='aylak zamanlar'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SF-ukGCn0oI/AAAAAAAAAQ8/IZekNW5rQlQ/s72-c/rimbaud.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6554355361930215023</id><published>2008-06-23T16:40:00.003+03:00</published><updated>2008-06-23T17:00:14.977+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>uzun zamandır yazmıyordum, aslında yazacak bir şey yok jeremy o yüzden.&lt;br /&gt;neyse oturduysam, kirap okumayı bırakıp makinanın başına geçtiysem bir şeyler yazabilirim sanırım.&lt;br /&gt;geçenlerden sahaflardaydım.&lt;br /&gt;ha ha çok yeni bir şey.&lt;br /&gt;evet, yeni bir şey yok ama sahaflarda her zaman hayat var.&lt;br /&gt;kitap almak için de girdiğim olur ama genellikle sadece bakınmak için sahaflara giderim. sahaflarda kaderlerine terkedilmiş, üstüste tıkıştırılmış kitapları görmek hiç de güzel bir manzara değil aslında.&lt;br /&gt;düşünsene bütün hayatını oraya aktarıyorsun ve sonra orada biri okuyor, seni bırakıyor, öbürü alır bakar gibi yapıyor, sonra o da çöpe bırakıyor.&lt;br /&gt;kitapların kaderi bu.&lt;br /&gt;iyi kitapların da ne yazık ki.&lt;br /&gt;önceden okuduğum bir kitabı sahafalarda bana ürkekçe selam verirken görmek de hiç güzel bir manzara değildir.&lt;br /&gt;ama yine de çok severim bunu. bir anda o kitap aklıma gelir. aklıma gelmekle kalmaz, artık elimdedir ve gerçekten de aklımdaysa onu bir gazetenin sayfalarını çevirir gibi çevirmem, not ettiğim satırları bulmaya çalışırım.&lt;br /&gt;bir de görünce hiçbir şey hatırlayamadığım kitaplar var, ki onları görmek sinirim bozar.&lt;br /&gt;düşünsene okumuşsun bir kitabı jeremy ve bir satır bir şey hatırlamıyorsun, onu bırak konusu hakkında bile hiç fikrin yok, sadece kapaktan tanıyorsun.&lt;br /&gt;öyle bir kitap gördüm işte.&lt;br /&gt;dublorün dilemması.&lt;br /&gt;evet, ben almamıştım, ablam almıştı, niye almıştı, nedir, ne değildir, neyse artık, kitabı elime aldım düşündüm. hiçbir şey gelmedi aklıma.&lt;br /&gt;ki o zaman bu kitap niye var?&lt;br /&gt;ve ben "çok değerli zamanımı" niye okuyarak harcamıştım?&lt;br /&gt;biliyorsun işte, gereksiz şeyleri okumamak lazım, üç sene öncesine göre çok bilinçliyim bu konuda. işte bir kitap düşün, bizim evde de var ve benim o kitapla ilgili tek hatırladığım şey bizim kütüphanede anar ın amat ın yanında sarı kırmızı uyumunu yakalaması. neyse bıraktım onu oraya, onun yerisi de orası olmalı zaten.&lt;br /&gt;kazım taşkent baskısı bir don kişot gördüm, fiyatta uygundu ama almadım. bazen gereksiz yere cimri oluyorum, sahaftan çıktığım sırada niye almadım diye hayıflanmaya başlamıştım.&lt;br /&gt;yine de elimiz boş çıkmadık. bernard ın okumadığım iki kitabını buldum sahaflardaki favori dükkanlarımdan birinde.&lt;br /&gt;bana sen thomas bernard istiyordun öyle değil mi dedi.&lt;br /&gt;yok dedim, gördüm aldım.&lt;br /&gt;bir aralar paso ona turgut uyar var mı diye soruyordum, o da bana evde var diyordum.&lt;br /&gt;şimdi benim evde de var, artık sormuyorum, neyse.&lt;br /&gt;bu yazı burada biter.&lt;br /&gt;iyice günlük gibi mi olduk jeremy, yazın performans düşüyor, tuz kaybı falan, idare et.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6554355361930215023?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6554355361930215023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6554355361930215023' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6554355361930215023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6554355361930215023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/aylak.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1775826473597272830</id><published>2008-06-09T12:39:00.001+03:00</published><updated>2008-06-09T12:41:15.850+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>gecikmiş Selim'lerle devam ediyoruz. haftasonu da bir tane olacak inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özge’ye her şeyi en başından anlattım, ne olacaksa olsun demiyordum, tam tersine Özge’nin her ne olursa olsun yanımda kalmasını istiyordum. Özge ise hiç beklemediğim kadar olgun davrandı, geçmiş geçmişte kalmıştı, önemli olan şimdi ne yapacağımdı.&lt;br /&gt;Ortada özür dilenecek bir durum olmasa da Özge’ye bir hediye almak istiyordum, içimden geliyordu, Özge bunu anlayabilecek bir kadındı, bunları düşünmeme gerek yoktu.&lt;br /&gt;Hediye için cüzdanınızda para olması lazımdı, oysa belki de para benim cüzdanımda olmayan tek şeydi. Bana veresiye verenlere bir daha bu hataya düşmeyecekleri için bu seçenek de ortadan kalkıyordu. Yine de Sami abide bir şansımı deneme istedim.&lt;br /&gt;Sami abinin S.Sokakta plak satan bir dükkanı vardı. Plaktan başka kitap, eski masa, sandalye vb yani eski olan her şeyi bulabileceğiniz neredeyse zifiri karanlık olan hiç aydınlatılmayan bir mekandı. Sami abi bana bir plak verirdi belki. Kendini yetmişlerde yaşıyor sanmasının dışında iyi adamdı Sami abi.&lt;br /&gt;Dükkana girdim, Sami abiye bir selam verdim, o gözlüğünün altından bana baktı, sonra önemsiz bir şey görmüş gibi umursamadan okumaya devam etti. Plaklara bakarken dükkana yeni bir şeyler geldiğini fark ettim. Sami abinin eline iggy’nin ilk iki solo albümü ve stooges’ın fun house’ı düşmüştü.&lt;br /&gt;“Sami abi süper bunlar ya.”&lt;br /&gt;Göz ucuyla bana baktı, sonra kitabına döndü.&lt;br /&gt;“Kimsen geldi abi bunlar? Orijinaller galiba.”&lt;br /&gt;“Neyi soruyorsun sen?”&lt;br /&gt;“Abi Iggy gelmiş, Stooges.”&lt;br /&gt;“Ha onlar mı? Ben de ne soruyor bu çocuk dedim. Kuru gürültü işte. İstiyorsan vereyim.”&lt;br /&gt;“Abi ne diyorsun sen ya. Stooges kuru gürültü ne demek ya.”&lt;br /&gt;“Selim kitap okuyorum şura. Seninle punk zırvalarını konuşacak halim yok. alacaksan al.”&lt;br /&gt;Biraz dolanır gibi yaptım, hemen çıkmak istemedim, çok sinirlenmiştim. Sami’yi yalamaya hiç niyetim yoktu, o zaman da plakları alamayacaktım. Sami abiyi selamlamadan çıktım.&lt;br /&gt;Dediğim gibi Sami abi iyiydi, hoştu, az iyiliğini görmemiştik ama kendini hala yetmişlerde sanıyordu. Sami abi hala İngiltere’de hippi karıları becerip, the wall falan dinlediği günlerdeydi. Dinozor pink floydculardan biriydi o. Oysa pink floyd nedir ki? Syd barrett, the piper at the gates of pawn. Tamam ya sonrası? Stooges kuru gürültüymüş. Ona dersini vermeliydim.&lt;br /&gt;Hemen bas gitaristim Derya’yı aradım, o bana yardımcı olabilirdi.&lt;br /&gt;“Alo.”&lt;br /&gt;“Jeremy selam. Ben Selim. Çabuk gel jeremy, iggy’i kurtarmamız lazım.”&lt;br /&gt;Plan gayet basitti. Derya kılık kıyafet değiştirecek, dükkana kendisinden önce iki kız yollayacak otuzbirci sami’nin dikkati dağılsın diye, arkasından o girecek, plakları resim çantasına atacaktı.&lt;br /&gt;Gingsberg’in şiirlerini sahaflardan kurtardığımdan beri hiçbir şey aşırmamıştım. Derya ile kızları beklerken karısının doğurmasını bekleyen adamlar gibi volta atıyordum, bir yandan da yaptığımın yanlış olmadığını, iggy’nin hakkını teslim edecek birine götürdüğümü, Sami’nin kokuşmuş bir herif olduğunu kendime telkin ediyordum.&lt;br /&gt;Derken Derya elinde çantayla göründü, sırıtıyordu. Tünel meydanın ortasında birbirimize sarıldık, hatırı sayılır bir kitlenin durup bizi izlemesine sebep olacak kadar bir süre zıpladık, öpüştük, sarıldık.&lt;br /&gt;Turan abinin stüdyosuna gidip plakları kontrol ettik. Hepsi çalışıyorlardı, Sami’ye inat sallıyorlardı etrafı. TV Eye’la stüdyoyu birbirine katarken telefonum çaldı, arayan Batuğ’ydu.&lt;br /&gt;“Batuğ ne oldu?”&lt;br /&gt;“Selim pikap nerde?”&lt;br /&gt;“Nasıl nerede, yok mu küçük odada?”&lt;br /&gt;“Yok, bütün eve baktım, bir yere mi verdin?”&lt;br /&gt;“Nereye verecem lan? Hırsız falan mı girdi?”&lt;br /&gt;“Bilmem… Ben uyuyordum… Birileri geldi sanki, bilmiyorum ki..”&lt;br /&gt;“Batuğ amına koyayım senin.”&lt;br /&gt;Arda’yla Merve döndükten sonra Batuğ’y taşınmıştım. Batuğ benim grubumun değişmeyen tek elemanıdır. Yıllardır bateristimdir. Batuğ kullandığı maddelerin etkisiyle sürekli uyuklayan bir halde dolanır. Batuğ öyle bir adamdır ki, onun yanında ben bile sorumluluk sahibi bir insan gibi gözükürüm. Ki gerçekten de öyleydi. Eve gidip olaya müdahale etmeliydim.&lt;br /&gt;Gerçekten soyulmuştuk, hırsız büyük ihtimalle pencereden girmişti. Evde çalınacak bir tek plaklarla, pikabı bulmuştu. Polis imdatı aradım.&lt;br /&gt;“Polis imdat, buyrun.”&lt;br /&gt;“Aa selam… Merhaba… Biz soyulduk.”&lt;br /&gt;“Neredesiniz?”&lt;br /&gt;“Şu an apartmanın önündeyim.”&lt;br /&gt;“Hayır adresinizi sordum.”&lt;br /&gt;“Ha adres… Adres.. Şey, birkaç dakika sonra arasam.”&lt;br /&gt;Ne yani, eminim sizde oturduğunuz evin açık adresini bilmiyorsunuzdur. Neyse bakkala sordum, sonra tekrar aradım, beş dakikaya bir ekip yolluyoruz dediler,. Yaklaşık 4 saat sonra bir araba geldi sonunda. Gerçekten hep böyle yapıyorlarsa polis imdat demek gereksiz bir işti, bana kalırsa beni pek önemsememişlerdi.&lt;br /&gt;Polislere aram oldum olası boktu. Siviller her zaman beni çekerlerdi kenara, her daim kimlik sorarlar bana, üstüm aranır falan filan. Bir polis görmek bende hep kaçma isteği doğururdu, ama bu sefer polis amcalar bizi kurtaracaklardı.&lt;br /&gt;Ama dakika bir gol bir oldu.&lt;br /&gt;“Sizin evi mi soydular?”&lt;br /&gt;“Evet, amirim.”&lt;br /&gt;“Sizin soyulacak neyiniz var ki lan?”&lt;br /&gt;“Öyle demeyin amirim.”&lt;br /&gt;“Ben amir değilim, memurum.”&lt;br /&gt;“Peki, amirim.”&lt;br /&gt;Polis amca üç odaya şöyle göz ucuyla baktı, mutfağa geçtik.&lt;br /&gt;“Ev nasıl dağınık mıydı, yoksa hırsızlar mı dağıttı.”&lt;br /&gt;“Yani biraz onlar, biraz biz galiba.”&lt;br /&gt;İkna olmamış bir ifadeyle kafasını salladı.&lt;br /&gt;“Peki mutfaktan bir şey almış mı? Şişeleriniz tamam mı? Mutfağa çok girerler.”&lt;br /&gt;“Bizde dolu şişe kalır mı be amirim, olsa biz içeriz.”&lt;br /&gt;“Tamam lan, cıvıma. Ne çalındı şimdi?”&lt;br /&gt;“Bir pikap, birkaç plak.”&lt;br /&gt;“Bunun için mi çağırdığınız beni? Şunu bir baştan anlatın bakalım. Sen evde yoktun, sen evdeydin, anlat.”&lt;br /&gt;Batuğ’ya söylüyordu. Batuğ’yu dürttüm.&lt;br /&gt;“Amirim birkaç tıkırtı duydum sanki, ama bilemiyorum… Biri geldi sanki ama görüntü çok flu amirim, anlatabiliyor muyum?”&lt;br /&gt;“Flu ne lan. Dalga mı geçiyorsun sen benimle. Ne diyorsunuz lan siz.. Hem senin gözlerinin altı ne lan öyle. Götüreyim mi narkotiğe.”&lt;br /&gt;“Amirim biz.”&lt;br /&gt;“Yürü yürü, hangi odadaydı bu pikap.”&lt;br /&gt;Küçük odaya geçtik, daha doğrusu polis amca içeri girdi, biz kalabalık olmasın diye kapının eşiğinde duruyorduk. Biraz bakındıktan sonra bize döndü.&lt;br /&gt;“Kim kalıyor bu odada?”&lt;br /&gt;“Muhtelif amirim.”&lt;br /&gt;“Muhtelif. Kaç kişi kalıyor bu evde?”&lt;br /&gt;“Pek belli olmuyor amirim.”&lt;br /&gt;Kafasını salladı, biraz daha bakındı.&lt;br /&gt;“Ama bak bu odayı kurcalamışlar adamakıllı.”&lt;br /&gt;“Yok aslında pek bir şey yapmamışlar amirim. Öyleydi zaten. Alıp gitmişler.”&lt;br /&gt;“Oğlum ne entel kuntel zevklerin var senin. Bu ne lan?”&lt;br /&gt;“Gitar amirim.”&lt;br /&gt;“Bak bunu almamışlar. Bozuk mu lan bu?”&lt;br /&gt;“Değil aslında.”&lt;br /&gt;Gitarımı almaya tenezzül etmemişlerdi kısacası; ya da belki de acımışlardı, bir müzisyenin her şeyidir gitarı, belki de onlarda müzisyenlerdi.&lt;br /&gt;“Peki bunlar ne, bunlar da plak değil mi?”&lt;br /&gt;“Onları bugün aldım jeremy.”&lt;br /&gt;“Ne ceremisi lan. Lan sizin ikinizin de kafası iyi.”&lt;br /&gt;“Amirim pardon ağız alışkanlığı, herkese jeremy derim ben, saygımı göstermek adına.”&lt;br /&gt;Amirim kendi kendine bütün cinsler de beni buluyor diye söylendi. Odadan çıktık, öbür odaya girdik.&lt;br /&gt;Polisler konuşmayı çok severlerdi ve klasik soruları vardı, ben niye sormadı lan diye düşünürken soru gelmişti.&lt;br /&gt;“Ne okuyorsunuz lan siz?&lt;br /&gt;“İstanbul Üniversitesi, Orman Mühendisliği amirim.”&lt;br /&gt;“Ne olacaksın onu bitirince?”&lt;br /&gt;“Amirim ben müzikle ilgileniyorum. Grubum var, barlarda çalıyoruz, sizi de bekleriz. İnşallah albüm çıkartacağız.”&lt;br /&gt;“Yaparsın, yaparsın. Sen ne okuyon lan. Kesin ya işletme ya iktisat.”&lt;br /&gt;Batuğ ayakta uyuyordu.&lt;br /&gt;“İşletme okuyor amirim, benimle birlikte aynı grupta o da.”&lt;br /&gt;Polis amca Batuğ’ya ilk defa gördüğü bir böceğe bakar gibi bir daha baktı, kafasını salladı.&lt;br /&gt;“Ben demedim sana. Bu senin arkadaşında bir şey var ama neyse. Sormayacağım, sormayacağım diyordum, ama bu ceketinde yazan ne?”&lt;br /&gt;“Hate, yani Türkçe nefret yazıyor amirim.&lt;br /&gt;“Satanist misin lan sen?”&lt;br /&gt;“Yok amirim, bir çeşit kendine ifade etme biçimi, İngiltere’den bir arkadaşım yollamıştı, arada giyiyorum.”&lt;br /&gt;“Oğlum bu tip, kulağındakiler, bu dövmeler-batuğ’nun kolunu işaret ediyordu-, ne lan bu haliniz. Adam olun adam. Babanız, ananız sizi bunun için mi büyüttü, bir işin ucundan tutun, bu seferlik sizi götürmüyorum, ama bırakın bu işleri.”&lt;br /&gt;Adam kapıya yönelmişti.&lt;br /&gt;“Amirim gidiyor musunuz?”&lt;br /&gt;“Ne yapacağım, bir su bile ikram etmediniz, gideceğim tabii ki.”&lt;br /&gt;“Parmak izi almayacak mısınız?”&lt;br /&gt;Güldü, kapıyı açtı.&lt;br /&gt;“Amirim nereye gidiyorsunuz, beni de bıraksanız.”&lt;br /&gt;“Karakola, istiyor musun?”&lt;br /&gt;Kapıyı kapadım, Batuğ’ya baktım, yatmıştı bile.&lt;br /&gt;Evet, Özge’ye verecek bir hediyem vardı ama pikabım ve plaklarım gitmişti. Tarkan’ın karma felsefesinde dediği gibi ne ekersem onu biçiyordum, bugün bunu öğrenmiştim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1775826473597272830?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1775826473597272830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1775826473597272830' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1775826473597272830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1775826473597272830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/selim_09.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8903694898569185801</id><published>2008-06-08T22:25:00.003+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:43.468+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>radiohead en iyiler</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SEwyVztuMpI/AAAAAAAAAQ0/XtgWM_J3cjQ/s1600-h/Ok-Compute.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209594219201442450" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SEwyVztuMpI/AAAAAAAAAQ0/XtgWM_J3cjQ/s320/Ok-Compute.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Radiohead için emi bir best of çıkardı, her ne kadar yorke bu durumdan hoşnut olmasa da bu tarz işlerin grupları yeni nesillere tanıtmak acısından iyi olduğunu düşünüyorum, ama radyoculuk yapmamak lazım, albüm dinleyelim.&lt;br /&gt;Listeye baktım, sonra kendi yirmi besimi yapmak istedim, listeye bağlı kaldığımı gördüm, seçimler iyi olmuş kısacası.&lt;br /&gt;Bu en iyi listeleri çok hoşuma gidiyor, ama yapması çok yorucu, daha fazla yapmak istiyorum, önerilerini bekliyorum jeremy, ayrıca bir radyokafaysan bu liste hakkındaki görüşünü de bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;25&lt;/strong&gt;. 2+2 = 5&lt;br /&gt;bir giriş şarkısı için fazlasıyla etkileyici, ama sonrasını biliyoruz. Aslında kırgınım bu parçaya.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;24&lt;/strong&gt;.Planet Telex&lt;br /&gt;gelmiş geçmiş en güzel albüm açılış parçalarından.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;23.&lt;/strong&gt;Jigsaw falling into place&lt;br /&gt;dinlemeden edemiyoruz, çok tatlı bir parça.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;22.&lt;/strong&gt;Stop whispering&lt;br /&gt;radyokafanın en naif şarkılarından, kendi halinde, unutulmayanlardan.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21.&lt;/strong&gt;Airbag&lt;br /&gt;radiohead ın her zaman en iyi yaptığı işlerden biri olan albümü iyi açma alışkanlığının en güzel örneklerinden.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20.&lt;/strong&gt;My iron lung&lt;br /&gt;ilk dinlediğimde ataklarından dolayı çok ilginç bir şarkı olduğunu düşünmüştüm. Şimdi böyle bir düşüncem yok ama radiohead tarihinde bu şarkının ilginç bir yeri var bunu yadısayamayız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;19.&lt;/strong&gt;You&lt;br /&gt;thom yorke un gençlik şeysi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;18.&lt;/strong&gt;the tourist&lt;br /&gt;ok computer a yakışan son, son söz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;17.&lt;/strong&gt;knives out&lt;br /&gt;thom şarkı sözlerine öylesine yazarken biz ister istemez yine de bir şeyler bekliyorduk, bir şekilde acıtmasını istiyorduk. Bu şarkı ve bu şarkının acaip klibini ne zaman izlesem içimi bir hüzün kaplar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16.&lt;/strong&gt;Anyone can play guitar&lt;br /&gt;grow my hair grow my hair&lt;br /&gt;i am jim morrison&lt;br /&gt;ilk gençlik yıllarının en içten söylenen şarkısı, bütün loser müzisyen adaylarının bir numaralı şarkısı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15&lt;/strong&gt;.high and dry&lt;br /&gt;beni tek başıma burada bırakma!&lt;br /&gt;İlk gençlik yıllarının grubunun, ilk gençlik yılları şarkısı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;14&lt;/strong&gt;.i might be wrong&lt;br /&gt;thom un sol gösterip sağ vurduğu şarkı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;13&lt;/strong&gt;.idioteque&lt;br /&gt;yokuş yukarı çıkarken dinlenmemesi gereken radiohead şarkısı.  Ok computer sonrasını en iyi ifade eden şarkı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12.&lt;/strong&gt;just&lt;br /&gt;en merak edilen klip, yıllardır çözülemeyen sır, sinir oluyorum, bu konudaki fikrilerinizi bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;11.&lt;/strong&gt;fake plastic trees&lt;br /&gt;sanki bir aşk şarkısı, sözlerini anlamasan öyle, bu şarkıyı dinlerken hep aklıma bu gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10.&lt;/strong&gt;talk show host&lt;br /&gt;bu şarkı bir b-side. Bu nasıl bir malzeme bolluğudur hiçbir zaman çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9.&lt;/strong&gt;pyramid song&lt;br /&gt;=huzursuz edici.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8.&lt;/strong&gt;paranoid android&lt;br /&gt;doksanların en büyük hitlerinden. Burada sekizinci sırada yer almasına bakmayın, burası kişisel tercihlerin rol oynadığı bir liste.&lt;br /&gt;Bir de mehldau dan dinlerim derim bu arada.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.&lt;/strong&gt;exit music&lt;br /&gt;ayrılıkların şarkısı ve her nedense herkesin söz birliği ettiği üzere yağmurlu havaların şarkısı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6.&lt;/strong&gt;karma police&lt;br /&gt;ilk dinlediğim radiohead şarkısı ve thom un sesinin en çok parladığı radiohead eserlerinden biri.&lt;br /&gt;Durduğunuz yerde this is what u get diye mırıldanmanıza neden olan bir şarkıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.&lt;/strong&gt;creep&lt;br /&gt;thom bir ian curtis fanıydı, evet, belki onun kadar aşmış bir müzisyen değildi küçükken ama o da kendi “çapında” bir şeyler yapıyordu.&lt;br /&gt;Bu şarkıyı dinleyen bütün genç arkadaşları da selamlıyorum buradan.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4&lt;/strong&gt;.lucky&lt;br /&gt;her dinlediğimde gözlerimin dolmasına neden olan şarkı. Alıp götüren bir solosu vardır ve thom un yazdığı en güzel dizelerden birkaçı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.&lt;/strong&gt;true love waits&lt;br /&gt;ilk dinlediğimde çarpıldığım nadir şarkılardan. Thom un en güzel yazdığı, en güzel söylediği şarkılarından biri.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.&lt;/strong&gt;street spirit&lt;br /&gt;bu şarkı “ruhunu aşka daldır” sözüyle küçücükken aklıma kazınmıştı.&lt;br /&gt;Tek çıkış yol sevgi,  o yaşlarda bunu görmem adına bende çok ayrı bir yeri olan şarkı.&lt;br /&gt;Gelmiş geçmiş en iyi kliplerden birine sahip, çıkış yolunu arayan yol parçası.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt;no surprises&lt;br /&gt;ok computer hakkında onlarca cümle kurabilirim onu birine anlatmak için ya da sadece no surprises i açarım.&lt;br /&gt;Bu şarkıyı en tepeye koyarken hiç zorlanmadım.&lt;br /&gt;Ne zaman huzuru bulsak-ki genelde çok kısa süreli olur- fonda no surprises olmuştur.&lt;br /&gt;Modern toplumun insanını en iyi anlatan şarkılardan biri, efsane radiohead şarkısı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8903694898569185801?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8903694898569185801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8903694898569185801' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8903694898569185801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8903694898569185801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/radiohead-en-iyiler.html' title='radiohead en iyiler'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SEwyVztuMpI/AAAAAAAAAQ0/XtgWM_J3cjQ/s72-c/Ok-Compute.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7587453791345085033</id><published>2008-06-08T12:48:00.002+03:00</published><updated>2008-06-08T13:06:03.091+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>euro mevzusu</title><content type='html'>televizyonun karşısına geçip bir maçın tamamını izlemeyeli epey olmuştu, yanlış hatırlamıyorsam en son elemelerdeki türkiye norveç maçını izlemiştim sanırım.&lt;br /&gt;maçtan bahsetmeyeceğim, zaten konuşacak bir şey de yok, adamlar yürüye yürüye bizimkileri yendiler kısacası.&lt;br /&gt;kısa kısa  dikkatimi çekenlerden bahsedeyim.&lt;br /&gt;tuncay ın saçları. bu herifi yıllardır biliyorum, bir kez olsun saçını düzgün görmedim, bu sefer kendini aşmış, sabri den bile beter durumu.&lt;br /&gt;milli takımın forması. abi şimdi bu nedir, bizim formamız niye turkuaz? hadi bu oryantalist bakış açısını bir kenara bıraktım, turkuaz ı onayladık, niye formanın üstü değil de şortu turkuaz, nedir bu, kim düşünmüştür, kim dizayn etmiştir, uykumu getiren maç sırasında bunları düşündüm.&lt;br /&gt;ve fatih terim. kendisini jilet takımlarının içinde görmemek çok şaşırttı, sanki böyle karizması gitmiş gibi oldu, derhal takım elbiseye dönmeli.&lt;br /&gt;şimdi ben futbolu eskisi kadar takip edemiyorum, belki de benim bilgisizliğim ama milli takımın forvetini sokakta görsem tanımayacak oluşum da garip bir durum. adam kırk metreden bir şut çekti de yüzünü gördük, yoksa adamın yüzünü göremeden maç bitecekti. zdf nin spikeri en az üç kere hakan şükür dedi, bu kadar diyorum.&lt;br /&gt;en son olarak da bu yazıyı yazma sebebim olan atv-zdf yayın farkından bahsedeyim. ben maçın çok büyük bir bölümünü zdf den izledim, format 16 9, kamera hd, görüntü mükemmel. atv ye döndüğümde ise başka bir maçı izliyormuş izlemine kapıldım. 2008 yılında bu kadar büyük bir kalite farkı nasıl oluşuyor, kim ne derse desin bunun hiç bir mantıklı açıklaması olamaz. azeri televizyonu gibi kalıyor atv zdf nin yanında. imkanı olanlar ve diğer maçlarımızı izleyecek kadar sabrı olanlar zdf den devam etsinler bence.&lt;br /&gt;görüşürüz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7587453791345085033?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7587453791345085033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7587453791345085033' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7587453791345085033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7587453791345085033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/euro-mevzusu.html' title='euro mevzusu'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-9007610412486746978</id><published>2008-06-04T17:41:00.003+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:43.647+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>nazım hikmet</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SEap2RucbwI/AAAAAAAAAQs/iPzmIjiPhBo/s1600-h/Nazim_hikmet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208036769036791554" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SEap2RucbwI/AAAAAAAAAQs/iPzmIjiPhBo/s320/Nazim_hikmet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ömrümün mezarının buraya getirilişini görecek kadar çok olacağını umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;soyadı bulmacalarda sorulan adam olmaktan çıktığını görecek kadar çok yaşamayı umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;memleketimden insan manzarlarının okuma yazması olan herkes tarafından okunduğunu görecek kadar çok yaşamayı umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tabii hepsi hayal bunların, ne yapalım bu da bizim hayatımız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-9007610412486746978?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/9007610412486746978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=9007610412486746978' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9007610412486746978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9007610412486746978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/nazm-hikmet.html' title='nazım hikmet'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SEap2RucbwI/AAAAAAAAAQs/iPzmIjiPhBo/s72-c/Nazim_hikmet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7363365679461987386</id><published>2008-06-04T17:19:00.002+03:00</published><updated>2008-06-04T17:23:23.194+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>selim haftasonu evime geldi, kağıtları bıraktı, en kısa zamanda yayınla dedi. bir çorba bile yapanım yok okur gördüğün üzere, işte yazı çarşambaya kaldı.&lt;br /&gt;selim tom waits more than rain i fonda istiyormuş. yazıyı okudum, hiç olmadığı kadar romantik bu sefer, ben de diyorum ki yazıdan sonra yine tom amcadan innocent when you dream i dinleyin, hatta albümün tamamını dinleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda, üzerimde hissetmeye hiç alışkın olmadığım kinle bakan gözlerle karşıma geçti ve onu buldum dedi. Sonra gözlerini bir kez daha üzerimde hissettim, bir şeyler dememi bekliyordu, ben sadece birkaç akor daha basmakla yetindim. Bir süre sonra en büyük sırrını efendisine bir hiç karşılığında söyleten bir köleymişçesine fısıldadı.&lt;br /&gt;“Antalya’daymış.”&lt;br /&gt;Bu sefer gitarı bırakıp ona baktım. İkimizde aynı kadını sevmiştik, şimdi her şey tersine mi dönmüştü, ne komik.&lt;br /&gt;Arda birden sıradan bir yaz tatiline gider gibi Antalya’ya nasıl gideceğimiz, ne kadar gün kalacağımız, yanımıza ne almamız gerektiğinden bahsetmeye başladı. Sonra birden aklına  yeni bir şey gelmiş gibi durdu, bana baktı ve sordu:&lt;br /&gt;“Sen  geleceksin değil mi?”&lt;br /&gt;Arda’ya baktım. Bu sefer ikimizde gözlerimizi kaçırmıyorduk birbirimizden, konuşmamız gayet güzel devam ediyordu. Arda bana lütfen gitme diyordu, bize bir şans ver, yıllar sonra bir kez deneyelim. Ki Arda belki de haklıydı.. Arda Merve’yi seviyordu, Merve’de Arda’yı. Ben de ikisini herkesten çok seviyordum, e o zaman al sana Merve, bu kadar basit.&lt;br /&gt;Ben şövalye değilim biliyorum, Arda’ya o gün ben gelmiyorum dediysem bunu sebebi bendim. Arda kapıdan çıktıktan sonra ne güzel bir şey yaptığımı düşünüp kendimi şişirirken asıl nedenleri kendime söyleyip rahatımı bozmak niyetinde değildim.&lt;br /&gt;Merve beni terk etmişti ve bu sefer arkasında hiçbir şey bırakmadan beni terk etmişti. Onsuz ne hale geleceğimi bilmesine rağmen beni terk etmişti. O gittikten sonra kendimi o kadar yalnız hissettim ki, bu çok anlamlı gelmeye başladı. Merve benim eroinimdi, kurtulmuştum, artık Arda’nın sırasıydı.&lt;br /&gt;Ve Arda gitti. Bir süre sonra da tek başına geri döndü. Arda’ya tek kelime bir şey sormadım, Antalya’da ne yemek yediğini falan konuştuk.&lt;br /&gt;Arda bir şey konuşmuyordu ama içimden hiç istemesem de sürekli gözlerine bakmak istiyordum ve o gözlerini ne kadar kaçırsa da görüyordum: yeşil, gökyüzü, her ne halt diyorlarsa ona görüyordum. Merve’yi bekliyordu ve belki de gelecekti Merve, burada olmak istemiyordum.&lt;br /&gt;Ne yapacağımı bilemediğim bugünlerde modelliğini yaptığım sevgili Özge’yle de aramız bozulmuştu. Fotoğrafımı çek, rahat bırak beni diyordum, ama prensipleri varmış, hem ona söz vermişmişim. Özge meraklı bir kızdı ve gördüğüm en zeki kadınlardandı, bir şeylerin ters gittiği onun gözünden kaçmıyordu.&lt;br /&gt;Ama Özge hiçbir şey sormazdı. Hani tozları koltuğun altına itersiniz ya, Özge’nin gerçeklerle yüzleşmeye pek niyeti yoktu. Sonra bana hayatım da duyduğum en güzel fikirmiş gibi güzel görünen planı anlatan günün birinde.&lt;br /&gt;Çok basitti her şey. İkimizde burada “odak” sorunu yaşıyorduk ve burada bir şeylerin değişmesini beklersek bütün yazı boş boş oturarak bitirebilirdik, elimizde yine hiçbir şey olmazdı. Özge’nin babasının Silivri’deki yazlığına gidersek ikimizde istediklerimiz yapabilirdik, ben şarkı yazardım, o da bütün gününü beni aramakla geçirmezdi. Ama bir şeyin altını kesinle çizmesi gerekiyormuş: ikimiz sadece arkadaşmışız ve bundan başka bir şey aramızda olamazmış, böyle bir şey düşünmemeliymişim.&lt;br /&gt;Tamam jeremy, sanki ben de bayılıyorum senin o körpe etine dedim, bozuldu, hey bozulma jeremy, biz arkadaşız takılıyorum sadece deyince de bir “arkadaş” olarak toparlanmak zorunda kaldı.&lt;br /&gt;Silivri insanın şehirden izole olduğu, doğayla bütünleştiği, hayatını tatlandırdığı, şehre hiç dönem istemediği bir yer değildi doğrusu. Silivri buram buram İstanbul kokuyordu, her yerde İstanbul vardı, her yerde İstanbul’a dönüş vardı ve bu durum benim canımı çok sıkmıştı.&lt;br /&gt;Bu anlamsız sıcakta geçen günlerimiz sanatsal açıdan çok başarısızdı. Sadece arkadaş olduğumuz için bize de klonun diğer üyeleri gibi yüzüp uymaktan başka bir şey kalmıyordu. Ben kitap okumak istiyordum, mesela Aylak Adam, ama Özge hep elimden alıyordu getirdiğim üç kitabımı da. Halbuki ne güzel kitaptır.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Birden kaldırımdan taşan kalabalıkta onunda olabileceği aklına geldi.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Silivri günleri hayatımda bir donuk noktası oldu mu, bunun şimdilik kestiremiyorum. Ama bu sıkıcı tatilin böyle bitmeyeceğinden neredeyse emindim. Ne işimiz vardı bu soytarılıkta, elbette bir şeyler olmalıydı.&lt;br /&gt;Bir gün önce 40 derece sıcakta oturduğumuz yerde terlerken sabah rüzgarın ayaklarımızı gıdıklaması başlı başına bir mucizeydi. O gün Özge’yle çok güzle çalıştık. On günde yapamadıklarımızı bir günde yapmıştık, Silivri anlamını bulmuştu belki de.&lt;br /&gt;Özge yorulduktan sonra koltuğa çöküp birbirimize tanımadığımız arkadaşlarımızdan bahsetmeye başladık. Özge kimi anlatsa kesin iyi çocuktur diyordum. Özge’nin yanında kötü bir insan barınamazdı, aklımda hep bu düşünce vardı.&lt;br /&gt;Sonra bütün gün beklediğim diğer mucize gerçekleşti ve yağmur yağmaya başladı. Yağmur damlaları misafirliğe gelmiş çocuklar gibi önce ürkek ürkek, sonra keyiflerince koşturuyordu.&lt;br /&gt;“Hani filmlerde vardır ya. Oğlanla kız böyle yağmurda dans ederler, gaipten müzik sesleri gelir, çok imrenirim.”&lt;br /&gt;Özge bir şeye hemen karar verip, hemen uygulamak isteyenlerdendi.&lt;br /&gt;“Yapalım o zaman.”&lt;br /&gt;“Yukardakinin bize müzik sağlayacağını sanmıyorum pek.”&lt;br /&gt;“Sen ne işe yarayacaksın. Tabi ki sen söyleyeceksin.”&lt;br /&gt;“Ben dans edemem ki.”&lt;br /&gt;“Off Selim ya. Ben yönlendiririm seni.”&lt;br /&gt;İlk defa denize girecek bir çocuk gibi Özge’ye bakıyordum.&lt;br /&gt;“Beni koruyacak mısın?”&lt;br /&gt;“Tabi koruyacağım, yağmur durmadan çıkalım hadi!”&lt;br /&gt;“Elimi tutacak mısın?”&lt;br /&gt;“Tabii tutacağım şapşal, nasıl dans edeceğiz.”&lt;br /&gt;Güldüm, güldü, kapıyı ona açtım, elimle buyur ettim, o çıktıktan sonra akordeon sesi çıkartarak dışarı çıktım.&lt;br /&gt;Özge’nin belini kavradım, o yavaşça elimi düzeltti, kafasıyla başlamamı söyledi.&lt;br /&gt;“It’s more than rain”&lt;br /&gt;Pek Tom Waits gibi çıkmamıştı sesim, Özge hınzırca güldü.&lt;br /&gt;“It’s more than rain that fals on our parade tonight&lt;br /&gt;It’s more than thunder&lt;br /&gt;It’s more than thunder”&lt;br /&gt;Özge gerçekten iyi dans ediyordu, o kadar iyiydi ki, ben bile dans ettiğimi zannediyordum kulağına fısıldarken kelimeleri.&lt;br /&gt;“And it’s more than a bad dream, now that i’m sober&lt;br /&gt;Nothing but sad times&lt;br /&gt;Nothing but sad times”&lt;br /&gt;Yanağıyla dağının birleştiği yerden yavaşça öptüm, elimi sıktı, dudağını beceriksizce ilk defa öptüm. Ne zaman arkadaşlık bitmişti hala emin değim. Burunlarımız çarpıştı gülümsedik, sonra o beni öptü. Birkaç öpücükte melodimizi bulmuştuk. Ellerini boynuma daladı, ben onu bacaklarından kavradım, içeri girdik.&lt;br /&gt;İlk sevişmenin telaşlı acemiliğini belki de Merve’den sonra ilk defa duyumsamıştım. Küçücük koltukta Özge’yle beraber sigaralarımızı içerken kendimi çok iyi hissediyordum. Özge seviştikten sonra yanında uzanırken bir boşluk hissi veren kadınlardan değildi; yanından kalkıp gitmek isteyeceğin, bir daha ne zaman görüşürüz muhabbetlerine girmek zorunda kalacağın biri değildi.&lt;br /&gt;Sonra Silivri’de daha fazla oyalanmamak adına ironik bir şekilde İstanbul’a dönem kararı aldık. Şehir hayatının çalışmalara olumlu yansıyacağı ve bunun gibi saçmalıkları birbirimize söylüyorduk.&lt;br /&gt;Özge evdekilerle hemen konuşmak istemediği için bizimle kalacaktı, Deniz’in evine gittik. Kapıyı becerip açamadım, lanet lamba kendini aydınlatmıyordu, sonra kapı içerden açıldı.&lt;br /&gt;“Aşk bizi yine ayıracak.”&lt;br /&gt;Kapı açıldığımda karşımda ilk gördüğüm şey bu cümlenin İngilizcesiydi. Kafamı kaldırdığımda Merve’yi gördüm.&lt;br /&gt;Onu bir daha görünce nasıl olur diye  kafamda kurardım. Her seferinde kızmak istesem de tek yaptığım ona sarılıp dudağına yapışmak olurdu. Oysa hiçte öyle olmamıştı. Hayır, Özge burada diye çekinmemiştim, Özge buradaydı, Merve bilmeliydi bunu.&lt;br /&gt;İçeri girdik, Özge’ye oturmasını işaret ettim. Arda’yı selamladım, bir süre ayakta kafamı kaşıdım-aklıma hiçbir şey gelmeyince hep böyle yaparım-, sonra üç maymunu oynayan teyzeler gibi en iyisi bir çay koyayım dedim.&lt;br /&gt;Böyle durumlarda en iyi yaptığım şey çay demlemekti. Çayın kaliteliyse, beklemeye vaktin varsa iyi çay garantiydi.&lt;br /&gt;Merve’ye eroin desem de siz buna inanmadınız zaten,  dememe bile gerek yok ya; aslında onu görünce bütün dediklerim anlamsız kalıyordu, geriye sadece bugün kalıyordu.&lt;br /&gt;Üzerimde yağmurdan daha fazlası vardı, kara bulutlar tepemde dikiliyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7363365679461987386?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7363365679461987386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7363365679461987386' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7363365679461987386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7363365679461987386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/selim.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-758605411864226007</id><published>2008-06-03T10:38:00.003+03:00</published><updated>2008-06-03T11:05:17.610+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>hastane&amp;ben</title><content type='html'>hastaneleri ve doktorları hiç sevmediğimi belki daha önce de yazmışımdır.&lt;br /&gt;ama ne kadar nefret etsem de mecburen yolumuz düşebiliyor.&lt;br /&gt;berbat bir haftasonu geçirdim. iki gün boyunca bedenim her türlü kalleşliği yaptı, kendimden iğrendim, geçmedi, pzt sabahı doktordaydık.&lt;br /&gt;sevgili babam elimden tuttu, vatan hastanesine gittik.  haftasonu boyunca ebeveynlerimin ikisininde yanımda olmayışı sonucu bünyemde oluşan "şefkat" ihtiyacı babamda kendini buldu, babamın yanımda olmasına bu kadar sevindiğim bir günü yakın zamanlarda hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;efendim neyse doktorun yanındaydık. benim genel durumu anlattıktan sonraki ilk sorusu kırlarda gezmeyi sever misin oldu.&lt;br /&gt;ve ben iffetli bir genç kız gibi başta adamın ne dediğini anlamadım bile, ne kırı diyor lan, işim gücüm yok piknik mi yapacağım diye düşünürken babamla doktorun pis pis sırımtası sonucu benim jeton düştü.&lt;br /&gt;belki hasta olduğumdan, belki de kaaplı alanları sevdiğimden doktorumuzun ne dediğini anlayamadım, ama aklında bulunsun jeremy benim gibi afallamazsın sonra.&lt;br /&gt;aslında bu doktor çok iyi bir adam, genel olarak beni ürküten doktor havasından çok uzakta. çok sevdim onu.&lt;br /&gt;hiç unutmam bir keresinde-bunu böyle yazmaya bayılıyorum- küçüktüm daha, benim eko sonuçlarıma doktorla, genç bir doktor bakıyorlardı. kadın bir şeyiniz yok demişti, ama kaltak hocasına ama şu ne oluyor hocam, bu bilmem ne, bık bık, yarım saat konuştu, neredeyse kalp krizi geçirecektim on yaşımda, sonra doktor uyanmıştı da merak etmeyin demişti bir şey yok, o öğrenci soracak.&lt;br /&gt;sonra serum için acile indik, orada on sene önce üç haftada bir iğne yaptırdığım hemşireyi gördüm, aslında başta tanımadım bile, babam söyleyince hatırladım.&lt;br /&gt;insanları yıllarca görmeyince onların yaşlanmadığını sanıyorum. onlar  aklımda nasıl kaldıysa görünce de öyle olacaklarını zannediyorum. onu yaşlanmış olarak görmek güzel bir deneyim olmadı, yaşlanmışsınız da diyemedim tabii.&lt;br /&gt;sonra serum diye bir şey takıldı ama yani ucunu göremiyorum serumun o kadar büyük.&lt;br /&gt;ne yapalım bekleyecektik.&lt;br /&gt;serumdayken geçen dakikalar kadar aptal bir zaman dilimi az vardır hayatta. salak gibi seruma bakarsınız, azıcık azalmasıyla sevinirsiniz, bir yerden sonra hiç ilerlemiyormuş gibi gelmeye başlar. serumdayken serumdan başka bir şeye dikkatinizi vermeniz diye bir şey yok kısacası.&lt;br /&gt;ve sonra test sonuçlarım geldi. ilk ben açıp baktım, bir bok anlayacakmışım gibi.&lt;br /&gt;bu testlere bakmak beni bir anda ilkokul karnemi aldığım günlere götürdü. ilkokulda benim bütün derslerim beşti jeremy, senin nasıldı acaba. karneme hep gururla bakardım. sonra test sonuçlarıma da öyle baktım. ürem normal, potasyum, sodyum evet normaller, çok seviyorum ben sizi, çok mutluyum, başardım!&lt;br /&gt;sonra eve döndük, pirinç lapası denilen dünyanın en berbat şeyini yedim.&lt;br /&gt;şimdi de size yazıyorum.&lt;br /&gt;görüşürüz, eyvallah.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-758605411864226007?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/758605411864226007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=758605411864226007' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/758605411864226007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/758605411864226007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/06/hastane.html' title='hastane&amp;ben'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4920468798568961015</id><published>2008-05-30T15:42:00.002+03:00</published><updated>2008-05-30T15:50:19.201+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anket'/><title type='text'>anket!</title><content type='html'>evet efendim uzun süredir anket yapmıyorduk, e o zaman yapalım, ne duruyoruz.&lt;br /&gt;aylakzamanlar daki anketler ne amaçla yapılıyor jeremy?&lt;br /&gt;bilmem, öylesine, sitenin kendisi gibi jeremy&lt;br /&gt;merak edenler için bu yeterli sanırım.&lt;br /&gt;anket konumuz istanbulluları ilgilendiriyor, onun için diğerleri ankete katılarak standart sapma ya neden olmasınlar, adam olun, çocuk oyuncağı değil bu.&lt;br /&gt;sevgilinle, arkadaşınla, eski sevgilinle, dayı oğlunla, hocanla, x le nerede bulusuyorsun beyoğluna geldiğin zaman, bunu merak ediyoruz. ankete katılacak karşı taraf çocuklarına da şunu söylüyorum, biz kadıköy ü hiç sevmiyoruz.&lt;br /&gt;en çok tercih edilen yerleri seçtim, yoksa sizin  bilmem ne sokağında bilmem nerenin önü gibi garip tercihleriniz varsa sizi bağlar, politikacı şıkkı "diğer" cevabı da yok anketimizde, ya konuşacan ya da..&lt;br /&gt;her neyse..&lt;br /&gt;bugün okurlarıma hiç nazik davranasım gelmiyor, nedendir bilinmez. ha bu arada son iki şıkkı işaretleyecekler olacaklar. işaretlemesini istemiyorsam niye koyuyorum falan filan, tamam ya, istediğini seç.&lt;br /&gt;sıcak, çok sıcak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4920468798568961015?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4920468798568961015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4920468798568961015' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4920468798568961015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4920468798568961015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/anket.html' title='anket!'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3099845810318493369</id><published>2008-05-29T19:42:00.002+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>buckley</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SD7dcxucbvI/AAAAAAAAAQk/9KtviEaf3sk/s1600-h/buckleyangel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205841705741086450" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SD7dcxucbvI/AAAAAAAAAQk/9KtviEaf3sk/s320/buckleyangel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sadece müziğin kendisine verdiklerini geri vermek istiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ki verdi de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kaçımız istediğimizi yapabileceğiz ki bu dünyada?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3099845810318493369?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3099845810318493369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3099845810318493369' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3099845810318493369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3099845810318493369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/buckley.html' title='buckley'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SD7dcxucbvI/AAAAAAAAAQk/9KtviEaf3sk/s72-c/buckleyangel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3549252116066836849</id><published>2008-05-26T21:46:00.001+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.156+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>nuri bilge ceylan</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDsJtxucbuI/AAAAAAAAAQc/FNs3dCXJ7gU/s1600-h/nbc.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5204764476403642082" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDsJtxucbuI/AAAAAAAAAQc/FNs3dCXJ7gU/s320/nbc.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beş sene önce ilk yaz günleri.&lt;br /&gt;Eski dost Birsen bir filme giderken ben de ona takılıyorum, Fransa da ödül aldığı için tekrar gösterime giren bir film.&lt;br /&gt;Yaklaşık iki saat sonra çıkıyoruz, İstanbul un kuru sıcağı yüzümüze vuruyor, ama benim aklımda 01-02 kışındaki kar yağışı var. Aynı yerdeyiz ama o beyaz mucizenin çok uzağındayız. Filmden çıkınca ilk bunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;Sonra ben susunca birsen hadi ama o kadar da sıkıcı değildi diyor.&lt;br /&gt;O güne kadar öyle bir film izlememiştim, karşılaştırabileceğim bir film bile yoktu.&lt;br /&gt;Bu film çok farklıydı, çıkınca insanın hemen konuşası gelmiyordu.&lt;br /&gt;Sonra beş sene boyuca konuştuk, yetmedi hala konuşacağız.&lt;br /&gt;Geriye doğru bir yolculuğa çıktık akabinde.&lt;br /&gt;Mayıs sıkıntısı, kasaba, koza sonra iklimler.&lt;br /&gt;İkilimler yarışırken heyecanla oturup beklemiştik, ama hevesimiz kursağımızda kalmıştı.&lt;br /&gt;Sonra dün heyecanla tv karşısına geçtim. Sean penn eline kağıdı alınca nuri bilge diyeceğini anladım, sonra ismini söylediğinde gerçekten bir arkadaşım kazanmış gibi sevindim.&lt;br /&gt;Sonrası çok şıktı.&lt;br /&gt;Ödülünü “güzel ve yalnız” ülkesine armağan ettiğini söylediğinde tüylerim diken diken oldu.&lt;br /&gt;Bu ödülün ne kadar önemli bir ödül olduğunu ilerleyen zaman diliminde nuri bilge ceylan ın içinde yer alacağı projelerle anlayacağız.&lt;br /&gt;Umarım bu ödül önümüzdeki on senede türk sinemasının önünü açacak ve ülkesini karalama ihtiyacı duymayan büyük sanatçılarımızın sayısı artacak. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3549252116066836849?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3549252116066836849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3549252116066836849' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3549252116066836849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3549252116066836849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/nuri-bilge-ceylan.html' title='nuri bilge ceylan'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDsJtxucbuI/AAAAAAAAAQc/FNs3dCXJ7gU/s72-c/nbc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7971267578107884261</id><published>2008-05-24T20:31:00.000+03:00</published><updated>2008-05-24T20:32:23.802+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>Okulda boş boş otururken birden saçlarımı kestirmek geldi aklıma.&lt;br /&gt;Nedense bir anda saçlarımı kesersem her şey güzel olur gibi geldi.&lt;br /&gt;Uzağa gitmeden soluğu yıldızın berberinde aldım. Dört senedir buradaydım ama ilk defa yolum düşüyordu buraya, ama hiçbir şey kaybetmemiştim, herif her berber gibi çok sıkıcıydı. Memleketim falan, yine de saçlarımı kestirme fikri parlaklığını yitirmemişti. Çok kötü geçen üç ayı saçlarımı kestirince geride bırakacağımı sandım galiba.&lt;br /&gt;Komiğim ben de farkındayım jeremy. Aynaya baktım, berbat duruyordum.&lt;br /&gt;Biraz dolandım, binaların içinde sigara içen var mı ona bakıyordum.&lt;br /&gt;Cebimde altmış iki kağıdım var mıydı acaba.&lt;br /&gt;Neyse bir iki çocuk gördüm ama onlarla canım konuşmak istemedi.&lt;br /&gt;Sonra bir kız gördüm tek başına merdivenlere çökmüş sigara içen.&lt;br /&gt;Evet ben düzen düşmanı bir adamım-!-, normalde içmesem de ceza varken sigara içmek çok cazip geldi.&lt;br /&gt;Bir tane istedim ondan, sonra müşfik bir sesle teşekkür ettim.&lt;br /&gt;Ne dinlediğini sordum, aklıma ilginç bir şey gelmemişti, bizim boktan binalarda insanın aklına bir şey gelmiyor.&lt;br /&gt;“Portishead, third.”&lt;br /&gt;Ne güzel hemen başlamışsındır konuşmaya diyorsan öyle olmadı, ne dinlerse dinlesin pek ilgimi çekmiyordu.&lt;br /&gt;Sonra ismini merak ettim, daha doğrusu isminin özge olup olmadığını, arada sırada bir özge yle tanışma isteği doğar bende, onu duyumsamıştım yine.&lt;br /&gt;Bir şey dedi ama özge değildi ismi sadece bu kaldı aklımda, zaten önemli değildi, ben de ona ismimi yanlış söylemiştim.&lt;br /&gt;Görüşürüz dedim, kaldı arkada.&lt;br /&gt;Sigara da bitmişti, Winston u hiç sevmiyorum.&lt;br /&gt;Kafamı elime götürdüm, yeni kesilmiş saça dokunmayı severim, ama sanki hiç kestirmemiş gibiydim saçlarımı.&lt;br /&gt;Garip şey.&lt;br /&gt;Neyse çıktım okuldan, müziği açtım, portishead-third barbarosdan aşağı seğirttik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7971267578107884261?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7971267578107884261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7971267578107884261' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7971267578107884261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7971267578107884261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/aylak_24.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8078460115836625381</id><published>2008-05-22T16:56:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.403+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDV7_hucbtI/AAAAAAAAAQU/1RIeFxPPFwA/s1600-h/person+at+the+window.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5203201275811622610" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDV7_hucbtI/AAAAAAAAAQU/1RIeFxPPFwA/s320/person+at+the+window.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabahtan beri ablamın uyanıp bir saat sonra gitmesini saymazsam evde tek başıma oturuyorum; sessizlik bazen insanı rahatsız eder, düşünmeden yapamazsın, konuşacak kimse yok, ben de bugün sayfama biraz yazmak istedim.&lt;br /&gt;Dostlar bilir. Olaylardan hiçbir zaman bahsetmem, sadece bir iki cümle, ayrıldım, bitti, bunun gibi bir şeyler. Hiçbir zaman olanları anlatmak istemem, kendime de bahsetmek istemem onlardan, ama zihnimin bir yerlerine yerleşir onlar, herhangi bir imge onları bana geri getirir her zaman olduğu gibi.&lt;br /&gt;Her zaman bahsedilir istediğin gibi bir sevgiliyi bulmanın ne kadar zor olduğu. Geriye dönüp baktığımda ise bu durumu ben kendimde açıklamakta zorlanıyorum. İstediğin gibi bir sevgili kimdir, gerçekten kimdir, ben bir cevap veremiyorum. Zeki, bilgili, güzel, karizmatik birçok kadınla tanıştım. Bunu söylemekte bir sakınca yok, herkes yeni birileriyle tanışabilir, sadece kafandaki sorunlar yeni birilerinin olmasını engeller. Güzel günler, kısa da olsa güzel günlerimiz oldu. Birbirimizin kulağına anlamını bilmediğimiz kelimeler fısıldadığımız, camdaki buğuda bizim olduğumuz günler. Sonra her zamanki gibi biter. İnsanlar düşünür bir ilişki bittiği zaman neden bittiğini. Birçok neden gelir aklına, genelde onu suçlarsın, aynaya bakman için epey bir zaman geçmesi gerekir.  Belki sevmeye yeteneğim yok, bundan hiçbir zaman tam anlamıyla emin olamadım,  belki de hiçbir zaman sevginin hakkını veremedim, ama hep arkadan birisi geldi. Ve o bilinç orada kaldı, sanki daha önce öyle birini tanımamışım gibi. İnsanları çok çabuk geride bırakabilirdim, hala da öyle yapabilirim, hiçbir şeyin sorumluluğunu üzerimde hissetmem, ama aynı zamanda her zaman sola sapınca onlarla karşılaşacağımı da bilirim. Ne diyordum, yeni biri. Ne güzeldir o ilk günler. Nedensiz gülümseme kadar hayatta güzel bir şey yok jeremy, bir insana en çok yakışan yüz bu. Bunun üstüne çok düşündüm, hayattaki en saf,  en yoğun duygu bu. Her şeyi geride bırakmak, birkaç gün için de olsa. Sonra, sonrasından bahsetmek istemiyorum. Başka bir şey geldi aklıma. Bir adam aynı anda kaç kadını sevebilir veya aynı anda iki kişiyi sevebilir mi, onlara hissettiklerini nasıl açıklarız. Kelimeler çok önemli değil, boş ver onları, onlara ne kadar sığınsak da her şeyi kelimelerle açıklayamazsın. Ben aynı anda ikisini birden sevmiştim, gerçekten benim için durumun açıklaması buydu. Yalnızlık korkum her zaman yanı başımda, insanlara olan sevgimde yine bir bencillik var bundan şüphem yok.  burjuva aşklarından tiksinmem belki de, her şey farklı olmalı, ama ne olursa olsun sonunda yine hepimizin içi acıyor, burjuvaların bizden haberleri bile olmazken. Her başlayan ilişki bitmeye mahkum. Tamam, eyvallah. Ama bir kez olsun bitiremedim. her şeyi başa sarmam için onu biriyle görmem yeterli olur. Hani çocuklar vardır ya, oynamadıkları oyuncakları vardır, sonra gelip biri alınca ağlamaya başlarlar. İstemdışı bir şey kontrol edemiyorum, beynimin bir köşesinde onların sadece benimleyken mutlu olabileceklerine koşullandırıyorum kendimi, şövalyelik zamanı geliyor, onu kurtarmam lazım, onu kurtardım, peki sonra?&lt;br /&gt;Birçok şey oldu, artık yoruldum, kendinden emin olmamak lazım, ama üniversiteye başlarken olduğum benden değiştim artık. Geçenlerde küçük bir şey oldu bana bunu bir kez daha hatırlatan. Çukurcuma dan aşağı yürüyordum, çok güzel bir kız gördüm. Yere çökmüş resim yapıyordu, nereye çiziyor ki acaba diye arkama baktım, eski bir binaydı, tekrar ona döndüğümde gözlerimiz kesişti, gülümsedik sonra ben yürümeye devam ettik. Ne var ki bunda diyebilirsin, ama gerçekten eskiden olsa ben onun yanına çökerdim, yeni birileriyle tanışmak beni çok heyecanlandırırdı, şimdi ise çekingen bir gülümsemeyle yoluma devam ettim. Bir şeylerin değiştiğini küçük olaylarla anlarsınız, öyle bir durumdu kısacası. Hep şunu dedik:sadece kendim olmak istiyorum. Kendimiz olduk sanırım bu yolda, biz bu yolda şekillendik, kalıba girdik, sonra bu yolda ayaklarımız kaybettik. Yine yürürüz bir şekilde, bundan eminim, ama geçmişe baktığımızda aklımıza güzel şeyleri getirmeliyiz. Evet bir imge, Pazar akşamı tek başına yemek yerken seni buruk da olsa gülümsetebiliyorsa mutlu olmalısın. Başka bir Pazar, yeni bir imgen olur, dediğim gibi ayakların seninle. Birçok yanlış yaptık, karşılıklı olarak, ama ne olursa dostluklar her şeyin önünde benim için. Senin içinde öyle biliyorum yoksa ne işimiz olurdu birlikte. Jeremy hepinizin soframda yeri hazır, biliyorsun aslında bunu, ama bazen güzel şeyleri hatırlatmakta fayda vardır.&lt;br /&gt;Yazarken önce aklımda sonra fonda oasis dont look back in anger vardı.&lt;br /&gt;Yine eskiler..&lt;br /&gt;Görüşürüz jeremy, soğuk su içip de mideni üşütme. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8078460115836625381?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8078460115836625381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8078460115836625381' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8078460115836625381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8078460115836625381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/aylak.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDV7_hucbtI/AAAAAAAAAQU/1RIeFxPPFwA/s72-c/person+at+the+window.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7554418698998581477</id><published>2008-05-18T22:35:00.002+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.517+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>ian curtis</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDCFUU7COQI/AAAAAAAAAQE/524W0UlZI3Q/s1600-h/curtis.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201804153873119490" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDCFUU7COQI/AAAAAAAAAQE/524W0UlZI3Q/s320/curtis.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sadece 23 iken..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umarım artık huzuru bulmuşsundur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umarım hepimiz birgün bulacağız o huzuru..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7554418698998581477?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7554418698998581477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7554418698998581477' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7554418698998581477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7554418698998581477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/ian-curtis.html' title='ian curtis'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SDCFUU7COQI/AAAAAAAAAQE/524W0UlZI3Q/s72-c/curtis.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8593922151494539635</id><published>2008-05-17T22:20:00.001+03:00</published><updated>2008-05-17T22:20:28.517+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>meebo</title><content type='html'>Bu meebo denilen şeyi şimdi hatırlayamadığım kadar uzun bir süre önce koymuştum jeremy. Ben spontone diyaloglara bayılırım, öyle bir şeyler olur, bir iki kafa tiple konuşuruz demistim. Neyse ilk açtığımda netteyken meebo yu da açmaya çalışıyordum, sonra başka siteye girmek falan kastı, meebo aklıma bile gelmemeye basladı.&lt;br /&gt;Ayda bir meebo ya gelenleri kontrol ettim yine de. İşin ilginç tarafı da bu. Meebo ya ben offlineken gelen mesajlar. Şimdi paylaşmayacağım ama bu ne lan dedirten şeyler var, övenler var falan filan. Ama meebo yu bunun için koymamıştım, bu yazılarımı beğenenlerle konuşmayı tercih ederdim  offline mesajlara. Kısacası artık meebo yu kaldırıyorum, bana bir şey yazmak isteyen hayranlarım-!- lütfen çet baks veya maili kullansınlar. Bu gmail talk çok daha basit bir şeymiş  meebo dan, tek tıkla online oluyorum, maillere bakabiliyorum, yani öyle işte jeremy.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8593922151494539635?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8593922151494539635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8593922151494539635' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8593922151494539635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8593922151494539635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/meebo.html' title='meebo'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-9019438882481021174</id><published>2008-05-17T22:01:00.003+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.667+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>pete dorothy</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SC8rvE7COPI/AAAAAAAAAP8/cgelr5oWBHQ/s1600-h/The-Libertines.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201424182411409650" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SC8rvE7COPI/AAAAAAAAAP8/cgelr5oWBHQ/s320/The-Libertines.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz ay pete bey mal taşımaktan enselenmişti, bu yüzden bir süre hapishanede takıldı, mevzuyu belki duymuşsundur. Neyse bunun ilginç bir yanı yok haliyle, zaten bundan haberimiz de olmazdı durum sadece bu olsaydı. İçerdeyken pete dorothy Müslümanlarla tanışmış, onlar ona kuran vermişler, o çok etkilenmiş, Müslüman olmayı düşünüyormuş. Bir an kendisini Müslüman olarak düşündüm, kafamda hiçbir şey oluşmadı, sonra acaba nasıl bir şeyler çalar dedim, yine bir şey canlanamadı. Ama pete mükemmel bir şair, ikinci cat stevens olabilir, düşünsene o bayık gözleri yüce Allah sana inanıyoruz falan derken.&lt;br /&gt;Ha ha, neyse pete geçenlerde çıkmış, amy winehouse la öpüşürken yakalamışlar bugün gazetede gördüm. Bence çok tatlı bir çift olurlar, sence jeremy?&lt;br /&gt;Magazin bültenimiz sona erdi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-9019438882481021174?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/9019438882481021174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=9019438882481021174' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9019438882481021174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9019438882481021174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/getiimiz-ay-pete-bey-mal-tamaktan.html' title='pete dorothy'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SC8rvE7COPI/AAAAAAAAAP8/cgelr5oWBHQ/s72-c/The-Libertines.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1881737148749959936</id><published>2008-05-12T20:46:00.000+03:00</published><updated>2008-05-12T20:47:26.894+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>blog, reklam, sen, ben, biz, jeremy</title><content type='html'>Efendim son birkaç aydır pek bir şey yazmadim sizin de bildiğiniz üzere. Bu süreçte epey bir blog dolandım, millet ne yapıyor bakalım diye. Ama doğrusunu söylemek gerekirse bir bloga giriyorum iki dakika duruyorum, sonra sıkılıp geçiyorum, çok nadir olsa da beğendiklerim oldu, onları da bilgisayar basında okuyasım gelmedi, yani öyle bir şey, iyi bir blog okuyucusu olma şansım yokmuş bunu bir kez daha gördüm.&lt;br /&gt;Sayfalarda en çok dikkatim çeken yorum sayılarının fazlalığı durumuydu. Gerçekten millet yazışıyor, sonra öbür taraf yazıyor falan filan. Benim hiçbir şey yazasım gelmedi. Yani yukardan bakmıyorum yanlış anlama jeremy, beğendiklerime veya bir sey demek istediklerime de bir sey yazasım gelmedi. Sonra sayfama hic yorum yazmayan arkadaşlarımı, hatta okumayan arkadaşlarımı düşündüm ve onlara artık bir sey dememeye karar verdim. Zaten birbirimizi görüyoruz niye bloğuna bakayım ki demisti bir tanesi ki bu gayet makul bir cevaptı, başka bir tanesi de yüzüne söylerim canım demisti; ki o da haklıydı aslında. Yani kısacası yorum yazan yazsın, ben maille uyarılma olayını açtığım için haberdar da oluyorum, ben de yazıyorum, ama yazmayana da lafım yok artık.&lt;br /&gt;Bu arada hazır bloglardan bahsederken gecen ay açılan İstanbul şubem gar hayallerinden bahsedeyim. İşte benim İstanbul şubem kısacası, yan taraftan linkini verdiğim tek sayfa. Yani beni beğeniyorsan onu da beğenirsin demiyoruım jeremy, bilemem, belki berbat bulursun sayfasını, sana hiçbir şeyi garanti edemem, merkez şubeye iç işlerinde karışamaz sonuçta, evet şu an bunu okuyup benim sayfamı cok sıkıcı bulan okur, belki sen de garhayallerini çok seversin, hayatının anlamlandırırsın onun sayesinde falan.&lt;br /&gt;Kısacası öyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1881737148749959936?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1881737148749959936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1881737148749959936' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1881737148749959936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1881737148749959936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/blog-reklam-sen-ben-biz-jeremy.html' title='blog, reklam, sen, ben, biz, jeremy'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-5374191436059785828</id><published>2008-05-12T20:27:00.000+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.863+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>durmak yok, yola devam!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SCh-OE7COOI/AAAAAAAAAP0/sbFIc-u5_3A/s1600-h/akm.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199544550103857378" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SCh-OE7COOI/AAAAAAAAAP0/sbFIc-u5_3A/s320/akm.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Altı ayı aşkın bir süredir taksim deki kütüphane kapalı.&lt;br /&gt;Ara ara meraktan bakıyorum değişen bir şey yok.&lt;br /&gt;Hayır bize kaynak sağlayan bir kütüphane olmasını geçtim, İstanbul un göbeğinde içine girip bir şeyler okuyacağımız bir kütüphane bile yok. galiba uzun bir süre daha olmayacak.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde okuduğuma göre akm 17 ay tadilatta olacak. Millet bir buçuk senede uzay üssü gibi stad dikecek, adamlar on yedi ay tadilat yapıyor. Bu arada niye on yedi ay diye merak ediyorsanız şöyle diyeyim. On yedi ay sonra 2010 a gireceğiz, kültür başkenti olayı. On yedi ay sonra akm ne halde olacak çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;Evet efendim Büyükşehir çalışmaya devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-5374191436059785828?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/5374191436059785828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=5374191436059785828' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5374191436059785828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5374191436059785828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/durmak-yok-yola-devam.html' title='durmak yok, yola devam!'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/SCh-OE7COOI/AAAAAAAAAP0/sbFIc-u5_3A/s72-c/akm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3199319471030580038</id><published>2008-05-04T19:56:00.000+03:00</published><updated>2008-05-04T19:58:06.806+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>baslıksız</title><content type='html'>Evimizde neden saklandığından tam olarak emin olamadığım 94 kasım tarihili milliyet gazetesine bakmak beni epey eğlendirdi bugün.&lt;br /&gt;Derya Sazak, Taha Akyol ve Melih Aşık ın fotoğraflarına bakıp bakıp güldüm. Hala küçük bir çocuğum, fotoğraflara bakmak bile neşelenmeme yetiyor görüyorsun jeremy.&lt;br /&gt;Sonra ne vardı, tayyip amcam vardı. Bilmeyenler varsa hatırlatalım, kendisi o sıralarda İstanbul Büyükşehir Belediye başkanıydı. Babamın etkisi var mıdır tam olarak bir şey diyemeyeceğim ama o zaman bile sevmezdim kendisini. Ne demiş hazretleri biraz bakalım. Resmi nikaha gerek yok, imam nikahı yeterli, bu değişikliğin yapılması lazım. Aynı zamanda kıydığı nikahlarda imam nikahında olduğu gibi üç kere evet demeye zorluyormuş çiftleri. Sözü özü bir adam vessela,m bir kez daha kendisine hayran kaldım.&lt;br /&gt;Sonra ne var yasemin kozanoğlu mankenlik yapıyor, hala yapıyor galiba, memurluk gibi bir şey bu mankenlik sanırsam.&lt;br /&gt;Rıdvan futbolcu…&lt;br /&gt;Selami şahin kanal altıda talk shov a başlayacakmış akşam, sayfanın tümün kaplayan bir reklam, selami abim çok cool.&lt;br /&gt;Alin abla yine yazıyor, yine bir ayrı.&lt;br /&gt;Kanal d akşam prime time da soderbergh in Kafka sını yayınlıyor. Yetmiyor gece szabo nun filmi var, o zamanlar harbi farklıymış olaylar.&lt;br /&gt;Forrest gump vizyona girecekmiş kasım bilmem ne de.&lt;br /&gt;Yani okurken epey eğledim. Kendi evime taşınınca da arşivleme olayına başlayacağım, yerin varsa sen de yap jeremy.&lt;br /&gt;Böyle bir şarkı da vardı sanki.Çıkaramadım, görüşürüz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3199319471030580038?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3199319471030580038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3199319471030580038' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3199319471030580038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3199319471030580038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/05/baslksz.html' title='baslıksız'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-94417333245377413</id><published>2008-04-05T20:57:00.002+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:44.986+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>5 Nİsan</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R_e9unRr3eI/AAAAAAAAAPM/GRMMMTD_Nzw/s1600-h/kurt+cobian.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185822104455208418" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R_e9unRr3eI/AAAAAAAAAPM/GRMMMTD_Nzw/s320/kurt+cobian.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;98 yılında bir nisan günü number one da top5-programın ismini tam olarak hatırlayamıyorum-i izlemek için tv nin karşısına oturmuştum. Beş, dört, üç, iki arka arkaya çaldı. İkinci olan şarkının birinci olmasını beklerken yaşadığım şaşkınlıkla birinci şarkının ne olduğunu merakla bekliyordum. Derken efendim daha ilk dinlenişinde insanı havaya zıplatan o akor girdi, ponpon kızlar dans ediyordu, uzun sarı saçlı bir adam şarkı söylüyordu.&lt;br /&gt;Ben onu ilk defa orada görmüştüm. Sorduk ablamıza, öğrendik, bugün onun ölüm yıldönümüymüş.&lt;br /&gt;O gün o adam beni büyüledi, belki de saçları uzatmaya o gün karar verdim.&lt;br /&gt;Neyse sonra kısa bir süre sonra favori grubum oldular.&lt;br /&gt;Okuduk, öğrendik hikayesini, courtney e uyuz olduk, keşke dedik.&lt;br /&gt;O zaman veya şimdi cobain denince nevermind ın ne kadar aşmış bir albüm olduğu söylenir.&lt;br /&gt;Smells like teen spirit in en iyi rock şarkısı olduğu söylenir.&lt;br /&gt;Onun gelmiş geçmiş en büyük rock star olduğu söylenir.&lt;br /&gt;Belki öyledir, ama inanın bunlar çok da önemli değil.&lt;br /&gt;Ne zaman bir şarkısını dinlesem aklıma onun küçükken kendini bir uzaylı zannetmesi&lt;br /&gt;Çalıştığı otelde boş odalara yatıp ense yapması, dişçi de morfinlerle kafayı bulması&lt;br /&gt;Where did you did u sleep last night daki öte detonesi-detone de yakışır kendisine-&lt;br /&gt;Kendine yardım etmek için “yardım” istemesi&lt;br /&gt;Ve de tabi ki sünmüş, inmiş, tüylenmiş yeşil hırkası gelir.&lt;br /&gt;Yani o bizim masamızdaki herhangi biri olur, yanımdaki arkadaşlarımdan farkı kalmaz.&lt;br /&gt;Sonra yan masadan bir işgüzar cobain yaşasaydı bık bık der.&lt;br /&gt;Yaşasaydı, keşke yaşasaydı.&lt;br /&gt;Eminim o en doğrusunu yapardı.&lt;br /&gt;Not: mayıs sonu, haziran başına kadar yazmayı düşünmüyorum. Merak eden olursa, bir şey yok, yaşıyoruz ağır aksak da olsa. Sadece öyle, bir süre yazmayacağım. Haziran ayında birikmiş selimler-aklımda yazdım çoktan- ile geri döneceğim. Ha kararımı değiştirip yazmak istersem de size sormayacağım herhalde.&lt;br /&gt;Kendinize iyi bakın, görüşürüz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-94417333245377413?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/94417333245377413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=94417333245377413' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/94417333245377413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/94417333245377413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/04/5-nisan.html' title='5 Nİsan'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R_e9unRr3eI/AAAAAAAAAPM/GRMMMTD_Nzw/s72-c/kurt+cobian.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4326959138220361610</id><published>2008-03-30T22:32:00.003+03:00</published><updated>2008-11-19T13:14:45.133+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylakzamanlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R-_rO3Rr3dI/AAAAAAAAAPE/Bv3A8FKWG88/s1600-h/antony.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183620336715554258" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R-_rO3Rr3dI/AAAAAAAAAPE/Bv3A8FKWG88/s320/antony.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazı şarkılara yapılan yeniden yorumlar vardır ki aklıma godard ın serseri aşıklarına yapılan uyarlamayı getirir, yaptın da ne oldu birader, rezil olduğunda kaldın diyesim gelir.&lt;br /&gt;Coverı yapan kişi ne kadar iyi olursa olsun orjinali iyiyse onu geçmek imkansızdır.&lt;br /&gt;Ama zaten bu şarkılara cover yapanlarda genelde iyi sesler veya gruplar olmaz.&lt;br /&gt;Yeni jenerasyona eski şarkıları kendilerininmiş gibi gösterirler, tabi yerseler.&lt;br /&gt;Niye coverlar genelde sönük kalır, nedeni basittir.&lt;br /&gt;Senin yazdığın, senin hissettiğin bir şeyi senden başkası senden iyi yorumlayabilir mi?&lt;br /&gt;Aslında coverlar dan bahsetme niyetim yoktu, bu aralar nedense buraya hiçbir sey yazamıyorum, ya da yazarken istediğim gibi olmuyor jeremy.&lt;br /&gt;Evet bugün antony&amp;amp;johnsons ı konuşuyorduk.&lt;br /&gt;Hatta man is the baby ile twilight söyledik.&lt;br /&gt;Ha ha, valla söyledik, hatta bugün bir ian curtis taklidi yaptım jeremy aklın durur.&lt;br /&gt;Çok yorucu ian curtis taklidi yapmak, tabi bir de dansını yapacak olursam ne olur düşünemiyorum.&lt;br /&gt;Ya evet, iyice dağıldım. Dağıttım diyerek biraz daha dağıtıyorum sanırsam jeremy, bu yazıyı okumak zorunda değilsiniz iyi bir şey çıkmayacak galiba.&lt;br /&gt;Alsında burada bitirsem ne güzel olur, her yazımda size bir öğüt vermek zorunda değilim değil mi jeremy?&lt;br /&gt;Kısacası düşündüm, böyle bir ses nasıl olur-antony- insan otuz saniyede dinleyicisinin nasıl esir alır?&lt;br /&gt;Onu dinlemem çok uzak bir tarihe dayanmıyor. Aslında biliyordum, ama belki de her şeyin bir zamanı var diyelim-bu cümle Türkçe de anlatım bozukluğu oluşturuyor, hatta bu da, bir düzgün cümle yazmak zor bir şey bence jeremy-&lt;br /&gt;Niye bütün büyük yazarlar, müzisyen, şairler toplumdan uzaklaşmış, izole olmuş, yalnızlığı kanıksamış onu sanatına yansıtmış kişiler?&lt;br /&gt;Böyle bir zorunluluk var, ne yazık ki var.&lt;br /&gt;Ya da iyi ki var mı desek?&lt;br /&gt;İnan bana bukovski nin o sivilceleri olmasaydı o adam olamazdı.&lt;br /&gt;Dostoyevski sara hastası olmasaydı..&lt;br /&gt;Oğuz atay bir tutunamayan olmasaydı..&lt;br /&gt;Hiçbiri yazamazdı, söyleyemezdi.&lt;br /&gt;Gerçekten oğuz atay anlamak için bir tutunamayan olmak lazım, klişe bu laf, ama çok doğru.&lt;br /&gt;“öteki” her zaman en iyileri çıkarıyorsa, o zaman ötekiye ne demeliyiz bir “oteki” olarak.&lt;br /&gt;Bunu düşünüyordum bugün kısacası.&lt;br /&gt;Yani antony de coverlanmaz diyecektim, bir şekil girdik işte.&lt;br /&gt;Bu yazı da olmadı, ama kızmayın bana artık, bu blog iyi yazı yazılma ihtimali olmayan, aklımda geçenlerin dümdüz yazdığım, bir bütünlük, tutarlılık kaygısı olmayan bir yer.&lt;br /&gt;En azından şimdilik.&lt;br /&gt;Not:antony&amp;amp;johnsons ın yeni albümü mayıs ta çıkıyor, meraklılarına.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4326959138220361610?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4326959138220361610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4326959138220361610' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4326959138220361610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4326959138220361610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/03/aylakzamanlar.html' title='aylakzamanlar'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R-_rO3Rr3dI/AAAAAAAAAPE/Bv3A8FKWG88/s72-c/antony.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1091237506350466044</id><published>2008-03-23T21:33:00.001+02:00</published><updated>2008-03-23T21:33:52.510+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>Her şey bir kurabiye yememle başlamadı. Hayır hayır; bir efes dark veya köpek öldüren de&lt;br /&gt;getirmedi eskileri aklıma. Eskiler her zaman aklımdaydı.&lt;br /&gt;Proust belki bir kurabiyeyle hatırlamıştı her şeyi. Ama benim geçmişim çok yakın, sanki düzeltebilecekmişim kadar yakın. Ama öyle değil tabi ki, bunu konuşmaya değmez.&lt;br /&gt;Evet, ortaokul ve liseyi N.’de okumuştum. Birkaç yıldan sonra artık okuduğum okul bende okul etkisini yitmeye başladı. Evet, derslere giriyorduk, sınavlar oluyordu, hocalar beynimizi sikiyorlardı, ama bunu sorgulamayı bırakmıştım. Okuldan çıkınca okul aklımın ucuna bile gelmiyordu. Düşünmüyordum orayı, belki de dayanmamın en büyük sebebi buydu.&lt;br /&gt;Herkes liseden şikayet eder, siz de etmişsinizdir; ama bana durum farklı gibi gelirdi. Aslında onların tıkırındaydı işler. Söyleniyorlardı, ağlaşıyorlardı ama eminim ki bir hafta okulu tatil etsek ikinci hafta hepsi sıkıntıdan patlar, okula gelirdi. Hep bunu düşünürdüm sabahları okulun kapınsın açılmasını beklerken. İnsanların en az toplandığı köşeyi seçer, kulağımda walkmenimin cızırtılı sesleri onları izlerdim. Hep kendimi onlardan farklı hissederdim. O zaman dinlediklerimde bu doğrultudaydı. O yaşlarda müzik benim için çok önemliydi. Farklı olduğumu, farklı olanların da olduğunu hissettirirdi.&lt;br /&gt;Aslında bu farklı olma meselesi, öteki olma durumu çok eskilere dayanıyordu. Daha küçücükken, henüz hayatın “piyes”leriyle pek fazla haşır neşir olmamışken burada misafir olduğumu inanırdım. Burada neden olduğumu bir türlü anlayamıyordum ve bu durumun çabucak bitmesini, eve dönmeyi istiyordum. Her gece yukarıdakine seslenirdim. Hadi ama artık, cezam bitsin. Gerçekten kötü bir şey yapmış olmalıydım, yoksa çoktan dönerdim. Elma da sevmem ya..&lt;br /&gt;Ama dönemedim, tersine iyice içine battım. Sistem bir şekilde beni de  bir grubun içine almayı başarıyordu. “ Başarısız öğrenciler” grubu. Ama bu gruba -bir grup diyebilirsek eğer- en önemli özelliğimiz hiçbirimizin birbirine benzememesiydi. Hepinizin ayrı bir kaybetme yöntemi vardı.&lt;br /&gt;Belki de onlarla konuşmayı denemeliydim. Ama bu okul da yaptığım tek şey memur gibi gidip gelmek, çok sıkılırsam da arazi olmaktı. Çok sıklaşmadıkça müdür bir şey demezdi bunlara, sanki bu kaçışlar benim uslu durmamın ödülüydü.&lt;br /&gt;Yine de derslere, yani sınıfa girmek zorundaydım. Yıllardı gördüğüm bu “anlamsız” suratlar her sene biraz da silikleşiyordu. Aslında kafam iyi değildi, ama arada 5 senelik sınıf arkadaşlarımın ismini karıştırdığım olurdu. Ama onlar nedense beni olduğum gibi kabul ediyorlardı. İçindeki iyiyi çıkarmaya çalışıyorlardı.&lt;br /&gt;Evet, buna gülünür haklısın. Belki de yakışıklılığım, belki arak şairliğim, belki gitar çalmam, bir şey çekiyordu onları. Bana karşı naziktiler; erkeler de öyleydi doğrusunu söylemem gerekirse. Sınıfta uğraşılan tipler vardı, bilirsiniz; tam bir işe yaramaz olmalarının yanı sıra insanı uyuz edecek bir tavırları olan, işte onlarla uğraşıyorlardı ortaokulda falan. Bense sadece okulda ilk tanıştıkları veya servis arkadaşları falan filan. Hiç uğraşmazlardı benimle. Hocalar da uğraşmazlardı benimle. Hiçbir soruyu cevaplayamayacağımı bildikleri için beni tahtaya bile kaldırmazdılar. Bilmiyorum, belki de iyi insanlardı.&lt;br /&gt;Ama o sınıfın içinde otururken bunları düşünmeniz imkansızdı. Televizyonlarda gösterdikleri  ibret verici görüntüler değildi bizimkisi, evet nuri bilge’nin kasaba’sına konu olacak imkansızlıklar ortamı da yoktu, ama çevremdekilerle anlaşamadıktan sona bunların bir önemi kalmıyordu.&lt;br /&gt;Herkesin en yakın arkadaşıyla oturduğu sınıfta ben her sene boş kalan yere geçiyordum. Yakın arkadaş grubu tekil bir sayıdan oluşanlardan kalan boşluğu ben dolduruyordum. Yanımda oturan sarışın hatunla bir sorunum yoktu. Sadece o dişlerinin nasıl bu kadar beyaz olduğunu çözemezdim. Reklamdaki tiplerin bile dişleri bu kadar parlayamaz. Evet işte onun iki yakın arkadaşı vardı ve anladığım kadarıyla o ikisi daha “yakın” arkadaş olduğu için arkada benimle oturmak zorunda kalıyordu. Üçünün birbirinin aynısı olması gerçekten ilginç bir konuydu. Hayır timbirlend botları veya barbır gocuklarından bahsetmiyorum. Şaşırdıklarında ellerini ağızlarına götürüşleri bile birbirinin aynıydı ve de ne çok şeye şaşırıyorlardı. Her neyse demek istediğim bunu farkında mıydılar?&lt;br /&gt;Benim gibi bunları düşünüp düşünmediklerini bilmek isterdim. İlkokuldayken sınıf hocamız kim ilerde sigara içecek demişti, ben ve bir çocuk parmak kaldırmıştık sadece-acaba içmiş midir?-.  Yani şunu demek istiyorum; bugün ne olduklarını veya yarın ne halt olacaklarını düşünüyorlar mıydı? Koskoca N.’de okuyorduk. Klas çocuklardı bizimkiler. Yan sıradaki T. birkaç sene daha okur gibi yapacaktı, sonra babasının şirketinin başına geçecekti. Sonra evlenecekti, o mutlu  aile fotolarından biri masasında olacaktı, sonra hafta sonları sekreteriyle birlikte “iş gezilerine” gideceklerdi. Yanımdaki sarışında T. gibi bir herifle evlenip sonra kocasının iş gezileri nedeniyle boşalan hafta sonlarının masör çocuklarla oynaşarak geçirecekti. Bunun gibi şeyler geliyordu aklıma. Başka türlüsü olamaz gibime geliyordu.&lt;br /&gt;Adenin, guanin, timin, stozin beni inanılmaz bayınca okuldan kaçardım. Deniz’le beraber ikimizin okuluna eşit mesafede kalan S. Parkında buluşurduk. Buluşma da denemez ya. Birimiz gelirdi, sonra belki de öbürümüz.&lt;br /&gt;Bir iki bira içince sarhoş taklidi yapan liseli çocuklardan belki sen de olmuşsundur, bilemem. Ama biz Deniz’le harbiden içerdik. Yaşımıza aldırmadan, ne bulursak içerdik. Bira, votka, tekila, konyak, şarap, cebimizde ne varsa harcardık. Deniz annesinin sakinleşicilerini getirirdi arada, onlar da iyi kafa yapardı.&lt;br /&gt;İçmemizin nedeni açıklayamazdım. Nedenini bilmediğim bir öfke vardı içimde ve içki içince kendimi kısa süreli de olsa dingin hissederdim. İçecek bir şey almak her zaman kolay değildi. Deniz’in parası olurdu genelde, ama limitlerimiz pek yoktu. O sıralar ganyan oynuyorduk, para umurumuzda değildi, ganyan oynamak bir şeyler yaptığımızı hissettiriyordu.&lt;br /&gt;Tabi ki başlarda batırıyorduk, acemi şansı efsanesi bize pek uğramıyordu anlaşılan. Kuponumuza bir sürpriz at yazdık, dördüncü ayakta. Atın simi “Sarhoş Gemi” idi. Kazanırsa bir ay yetecek içki paramız olacaktı.&lt;br /&gt;Kuponu yatırdıktan sonra sigarları sarıp radyoyu dinlemeye koyulduk. Birinci ayak tamam. İkici ayak yine tamam. Pek umurumuzda değil gibi yapıyorduk, havadan sudan konuşuyorduk.. “Strokes un klibini izledin mi? Yok ben izlemedim.” Üçüncü ayak yine oldu. Sonra dördüncü ayak. İkimizde bir şey demesek de “Sarhoş Gemi”den bir şeyler bekliyorduk. Haydi oğlum, haydi. Ve son düzlükte bizim at diğerlerinin eline verdi. Spiker inanılmaz rahatsız edici bir tonda cıyaklarken ben de heyecandan cep konyağını kırmıştım. İlk defa yukarıdakinin bana kıyak geçtiğini hissettim, o da beni seviyordu.&lt;br /&gt;Televizyonda izlemek istiyordum, Deniz pek iyi hissetmediğini hissetti, ben tek başıma kalktım. Beşinci ayakta otobüsteydim, bizim at kazanınca sarhoşluğunda etkisiyle bağırdım, galiba insanlar beni deli sandı.&lt;br /&gt;Eve normalde pek erken gelmediğim için annem şaşırdı, TV’yi açıp at yarışı izlemeye başlayınca ne diyeceğini bilemedi. “Serseri Aşık”a güveniyordum. Çok favori bir attı, ganyanı da çok düşüktü. Yarış başladı, “Serseri Aşık” geride kaldı. Heyecan yapıyor kerata dedim, bugün kaybedemezdim, yukarıdaki benimleydi. Bir türlü ön gruba giremiyordu “Serseri Aşık”.  Son düzlük, hayır. “Serseri Aşık” kaybetmişti.&lt;br /&gt;Odama gittim, Deniz’i aradım.&lt;br /&gt;“Yattık abi.”&lt;br /&gt;“Olur oğlum, boş ver.”&lt;br /&gt;“Yarın bir daha.”&lt;br /&gt;“Evet, selim. Yarın bir daha.”&lt;br /&gt;Deniz bana ne olursa olsun denemeliyiz derdi. Denemesek nasıl bilebilirdik ki? Hayatı tanımaya çalıştığımız günlerdi ve biz gerçekten denemeye inanıyorduk. Tuhaf hissettiğim günlerdi benim için aynı zamanda. Adımın nerden geldiğini öğrenmiştim. Babam çok sevdiği bir kitabın kahramanının ismini bana koyduğu söylemişti. Tesadüfen bulmuştum o kitabı. İsmi “Tutunamayanlar”dı. Babam doğduğum anda beni bir tutunamayan olarak görmüştü. Ama ben yine de tutunabileceğime inanıyordum. Kaybetsek de deneyerek kaybedecektik. Tutunamasak da sımsıkı sarılırken elimiz kayacaktı.&lt;br /&gt;O günler ben çok farklıydım. Tutunabiliyordum mesela. Her şey farklıydı. Bir evim bile vardı, hatta  alt kata inince görebileceğim bir Merve. Merve yanımdayken her şey bana kolay gözüküyordu. O günler sevgimizin bize acı vermediği günlerdi, birbirimize güç veriyorduk. O alexander kruge tarzı filmler çekecekti, ben joy division vari şarkılar yazacaktım. Gerçekten inanıyorduk bunlara. Sevgi varken her şey gerçekti.&lt;br /&gt;Aşağı kata indim, kapıyı annesi açtı. Ta o günlerden bana gıcıktı.&lt;br /&gt;“Ne var Selim?”&lt;br /&gt;“Şey, Merve evde mi?”&lt;br /&gt;Merve’yle aşağı indik. Yağmur kaldırımları bütün gücüyle dövüyordu, sanki bu sokak ona çok kötülük yapmıştı.&lt;br /&gt;Dış kapının önüne çöktük.&lt;br /&gt;“Konyak var mı?”&lt;br /&gt;Kafamı salladım.&lt;br /&gt;“Paran?”&lt;br /&gt;“Yok ya. Altılıya verdim bütün parayı.”&lt;br /&gt;“Off selim ya”&lt;br /&gt;“Boş ver güzelim.. Meteliğimiz yok, ama bak yağmurumuz var.”&lt;br /&gt;Evet, yağmurumuz vardı. Sanki sonsuza kadar yağacaktı yağmur ve biz sonsuza kadar birlikte oturacaktık.&lt;br /&gt;Ama yarın yeni bir gündü, bunu o zamanlar bilmiyordum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1091237506350466044?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1091237506350466044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1091237506350466044' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1091237506350466044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1091237506350466044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/03/selim.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7234770706521029621</id><published>2008-03-22T22:04:00.002+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:45.557+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>kesilmiş hikayeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R-VmdHRr3cI/AAAAAAAAAO8/fEMuBM8u1hU/s1600-h/annakarina.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180659596715089346" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R-VmdHRr3cI/AAAAAAAAAO8/fEMuBM8u1hU/s320/annakarina.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün üç senedir görmediğim eski bir kız arkadaşımı gördüm.&lt;br /&gt;Eski sevgililer birbirlerini yıllar sonra gördüklerinde bir şekilde o senelerde ne olduğunu konuşmak isterler. Pek sağlıklı konuşmalar olmaz. Ama o kilo almışsın, bu saç rengi çok yakışmışlar öylesine söylenmez.&lt;br /&gt;İkimizin de birbirine ilk sözü saçlarını kestirmişsin oldu.&lt;br /&gt;Gerçekten o dalgalı, kızıl saçları gitmişti, yerine nerdeyse benim saçım kadar kısa kestirilmiş, yana taranmış siyah bir saç gelmişti.&lt;br /&gt;Aslında o anıl diye seslenmese tanımazdım.&lt;br /&gt;Yüzünü kapayan o koca camlı gözlüklerle onu nasıl tanıyabilirdim ki?&lt;br /&gt;Adını da hatırlayamadım ilk başta.&lt;br /&gt;Ama o özge’den önceki kadındı, bir şeyler vardı hatırladıklarım yumuşak dudaklı kadının yüzüne baktığımda.&lt;br /&gt;Bana bir süre görüşmeyelim demişti, eski sevgilisi dönmüştü, unutamadığı.&lt;br /&gt;Sonra “bir süre” görüşmedik. Bir gün aradı, artık özge vardı, bir süre oldu mu dedim, bir daha aramadı.&lt;br /&gt;İşte bugün gördük birbirimizi. Aslında ondan bahsetmeyecektim. Ama başlayınca biraz bahsetmeden edemedim.&lt;br /&gt;Onunla vedalaştıktan sonra galatasaray’dan aşağı okula yetişmek için seğirtirken son aylarda saçını kestirmiş arkadaşlarım teker teker gözümde canlandı. Ablam bile kestirdi saçlarını; ki bunun olacağını hiç sanmazdım.&lt;br /&gt;Yaklaşık bir sene önce berber koltuğuna oturduğum anda canlandı. Film şeridi mevzusu aynen öyle.&lt;br /&gt;Gerçekten yaşlandığımı hissettim. Sonraki aylarda dostların saçlarını kestirmesi bu duyguyu her seferinde bir daha yaşattı bana. Yandan açılan kafalar, tek tek beyazlar, saçlar kesildiğinde aynada pek güzel duygular hissettirmiyor.&lt;br /&gt;Galiba bir dönem geride kalıyor, biz istemesek de yaşlanıyoruz. Artık saçlarımızı kısacık kestiriyoruz, bir ceket, gömlek giydiğimizde adama bile benziyoruz.&lt;br /&gt;Bak yirmileri ortaladı dünün abileri, bugünün kaşarlanmış öğrencileri.&lt;br /&gt;Neyse saçını kestirmemiş arkadaşlarıma sesleniyorum, lütfen siz de saçınızı kestirmeyin, kötü oluyorum.&lt;br /&gt;Merak eden için ek:efendim şimdi bu foto ne alaka diyenlere şöyle cevap vereyim, kısa saçlı güzel bir hanfendi koyayım dedim, aklıma ilk bu hanım geldi. Sizin saçınıza, yüzünüze uyuyorsa siz de böyle kesin valla. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7234770706521029621?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7234770706521029621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7234770706521029621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7234770706521029621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7234770706521029621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/03/kesilmi-hikayeler.html' title='kesilmiş hikayeler'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R-VmdHRr3cI/AAAAAAAAAO8/fEMuBM8u1hU/s72-c/annakarina.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8439418441427430104</id><published>2008-03-16T20:50:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:45.711+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>istanbul film festivali</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R91xlM-sa8I/AAAAAAAAAO0/_29hwwG0ImE/s1600-h/iff.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178420030499220418" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R91xlM-sa8I/AAAAAAAAAO0/_29hwwG0ImE/s320/iff.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herkes hangi filme gitsek diyor, ben de herkese açıklama yapmak yerine dikkatimi çekenleri yazayım dedim. Buraya yazdığım filmlerin bir kısmı beğendiğim yönetmenlerin yeni filmleri, bir kısmı ödüllüler, bir kısmı hakkında güzel şeyler okuduklarım falan.&lt;br /&gt;Bir iki sey daha belirteyim. Bu sene biletler yüzde kırk zamlı, otuz bilet indirimi de yok. su an festival if den daha pahalıya geliyor, kırgınız valla. Yeni melek faciasının tekrarlanmayacak olması çok güzel, fitaş geldi, hoş geldi.&lt;br /&gt;Aklıma pek bir şey gelmiyor. Gelirse yazarım, bu arada festival çok güçlü, zaten önerilerimin sayısı da epey fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uluslararası yarışma:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lütfen başa sarın&lt;br /&gt;Yumurta&lt;br /&gt;Umut&lt;br /&gt;Xxy&lt;br /&gt;Honeydripper&lt;br /&gt;Okul yıllarım&lt;br /&gt;Gece bekçisi&lt;br /&gt;Yaşasın yönetmen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sinemada insan hakları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Küçük çırak-kaçırmayın derim-&lt;br /&gt;Çözülme&lt;br /&gt;PVC-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türk sineması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hazan mevsimi-bir panayır hikayesi&lt;br /&gt;Ulak&lt;br /&gt;Tatil kitabı&lt;br /&gt;Ara&lt;br /&gt;Nokta&lt;br /&gt;Zeynep’in sekiz günü&lt;br /&gt;Otuz iki kısım tekmili birden:Beyoğlu, türk sinemasında İstanbul-birilikte gösterilecekler-&lt;br /&gt;Şarkılarla geçtim aranızdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akbank galaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ölümcül oyunlar&lt;br /&gt;I’m not there&lt;br /&gt;Savage ailesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yıllara meydan okuyanlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İkiye bölünen kız&lt;br /&gt;Katin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dünya festivallerinden&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Martin frost’un iç dünyası&lt;br /&gt;Kırmızı balonun yolculuğu&lt;br /&gt;9.90 YTl&lt;br /&gt;işte özgür dünya&lt;br /&gt;gölgeler&lt;br /&gt;12&lt;br /&gt;özel tim-bir ay önce Berlin de altın ayı aldı-&lt;br /&gt;ulzhan&lt;br /&gt;aleksandra-kaçar mı-&lt;br /&gt;her şey reyting için&lt;br /&gt;düşünme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;genç ustalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;denizanası&lt;br /&gt;utanç&lt;br /&gt;la leon&lt;br /&gt;chiko-diğerlerini yazmadım ama festivalin en merak uyandıran bölümlerinden bu bölüm komple-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;amerikan bağımsızları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;the darjeeling limited&lt;br /&gt;kız kardeşim evleniyor&lt;br /&gt;son yolculuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ntv belgesel kuşağı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;savaş provası&lt;br /&gt;derek&lt;br /&gt;Berlin&lt;br /&gt;Terörün avukatı&lt;br /&gt;Shine a light&lt;br /&gt;Patti smith:dream of life&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mayınlı bölge&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ebeveynler&lt;br /&gt;Kaçış&lt;br /&gt;Yetiş eros&lt;br /&gt;Yeniden doğuş&lt;br /&gt;Sessiz ışık&lt;br /&gt;Düşüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kadının adı var&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Güneşli kent&lt;br /&gt;Kaotik ana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kafkaslar dan Akdeniz’e&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar adam&lt;br /&gt;Balıklı bulgur&lt;br /&gt;Kaptan ebu rayid&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Canlandırma sineması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Alexander petrovu bir gösterimde yakalayın bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;68 ve mirası&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;festivalin tartışmasız en iyi bölümü. Hepsi birbirinden değerli yapımlar, bu filmlere gidemeseniz bile bence bir kenara not alın ve sonra bu filmleri bir şekilde temin edin.&lt;br /&gt;Her ne kadar bu hareket godard’la özleşse-burada da iki filmi var- benim favorim Easy Rider. Herkesin görmesi gereken, sinema tarihinin en önemli yol filmlerindendir bu film. Yapımından sonra birçok filme öncü olmuştur, ama hiçbiri bu filmin başarısını yakalayamamıştır-bu bölümde de yer alan büyük usta antoninoni nin zabriskie noktası da bu bağlamda başarısız sayılan filmlerdendir-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Siyad:40 yılın en iyileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Siyad neye göre bu filmleri seçti bilinmez, ama çok önemli iki film var karşımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Marc caro&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Amelie’nin yönetmeni jeunet le ortak çalışmaları bizim diyarlarda yönetmeni tanıtmıştır. O zaman şöyle diyelim; amelie yi sevenler şarküteri ve kayıp çocuklar şehrine bir fırsat versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Milos forman&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;68 kuşağıyla bağıntılı bir retrospektif var karşımızda.&lt;br /&gt;Müzik hatırına ve seçmeler birlikte gösterilecek, ben de izlemedim, siz de kaçırmayın. Guguk kuşu, hair, amedeus bunları zaten biliyorsunuz, bilmiyorsanız da bilin artık, ayağınıza kadar geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anılarına&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Macera-hıncallık yapmak istiyorum ve diyorum ki, festivalin en iyi filmi karşınızda, sergiyi de kaçırmayın.-&lt;br /&gt;Kurdun saati&lt;br /&gt;Bir iki &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8439418441427430104?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8439418441427430104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8439418441427430104' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8439418441427430104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8439418441427430104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/03/istanbul-film-festivali.html' title='istanbul film festivali'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R91xlM-sa8I/AAAAAAAAAO0/_29hwwG0ImE/s72-c/iff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2132798925519179551</id><published>2008-03-04T21:12:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:45.863+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>Kamuoyu bilgilendirmesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R82fmfcvx0I/AAAAAAAAAOs/oAarfgJX-3U/s1600-h/tom_waits_wallpaper.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5173967030544484162" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R82fmfcvx0I/AAAAAAAAAOs/oAarfgJX-3U/s320/tom_waits_wallpaper.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eski dostlar toplandı konuştu, karara vardı.&lt;br /&gt;Efendim kaybedenler güruhumuzun milli marşını beş sene sonra değiştirdik.&lt;br /&gt;Öncelikle eski dostumuz Kurt amcama selam duruyorum, beş sene önce seviyorduk, hatta tapıyorduk, şimdi yüzümüzü buruşturuyoruz değil.&lt;br /&gt;Hala çok seviyoruz.&lt;br /&gt;Sözlerini de hala çok seviyoruz.&lt;br /&gt;Ama değişen bir şeyler var işte.&lt;br /&gt;Bu arada grubumuzun yeni elemanları bilge adam deniz ve bebek’in en karizmatik hatunu simge hanımefendiyi de selamlıyorum.&lt;br /&gt;Gerçi kendilerinin ağzından interpol gibi gençlik ateşlerine verdiğim öneriler geldi ama dediğim gibi daha küçük onlar.&lt;br /&gt;Efendim bundan sonra milli marşımız russian dance.&lt;br /&gt;Beş sene önce epey bir tartışmıştık ama bu sefer hiç zorlanmadık.&lt;br /&gt;Üç dakikalık bir şarkı da tom amcam bana tanımlandıramadığım her şeyi hissettiriyor.&lt;br /&gt;Ve bir daha.&lt;br /&gt;Ve son bir defa.&lt;br /&gt;Her şeyin üstüne geldiğini düşündüğün bir anda bu şarkıyı dinle derim.&lt;br /&gt;Başka da bir şey demeyeceğim.&lt;br /&gt;Öyle bir şarkı ki üstüne denilen her şeyi silip atıyor, yapılan her yorumu gereksizleştiriyor, yaya bırakıyor.&lt;br /&gt;Bu arada eski grubun bir araya gelme vesilesi olan, sayfamın sıkı takipçisi olduğunu dün öğrendiğim gizli hayranım bilge nin de doğum gününü bir kez daha kutluyorum.&lt;br /&gt;Ama sen o kitabı on sekizine gelene kadar okuma jeremy, sonra olan bana olur.&lt;br /&gt;Abin bizi kovalayacak diye çok korktum Cenk’le beraber.&lt;br /&gt;Ama en azından kara kitabı da yanına koymadık, bunu unutmayalım.&lt;br /&gt;Bu arada olaya dahil olmayan sevgili okurlarım siz de idare edin kırk yılın başında böyle bir şey yazalım dedim, ayrıca okumazsan da okuma, çok da..&lt;br /&gt;Neyse, küfür yok.&lt;br /&gt;İyi akşamlar efendim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2132798925519179551?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2132798925519179551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2132798925519179551' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2132798925519179551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2132798925519179551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/03/kamuoyu-bilgilendirmesi.html' title='Kamuoyu bilgilendirmesi'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R82fmfcvx0I/AAAAAAAAAOs/oAarfgJX-3U/s72-c/tom_waits_wallpaper.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4784812570942020048</id><published>2008-03-02T20:59:00.000+02:00</published><updated>2008-03-02T21:00:52.344+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak adam a. konuşuyor.</title><content type='html'>Dizilerde seyircinin mevzuyu anlaması için yazılmış diyaloglar vardı ya&lt;br /&gt;Onlar yokken olanları anlatmak için&lt;br /&gt;Bazen de dış ses monolog yapar hani&lt;br /&gt;Dün akşam düşündüm de keşke benim etrafımda da böyle tipler olsa&lt;br /&gt;Ben yan masada tek başıma otururken onlar konuşsa, ben de olanı biteni anlasam&lt;br /&gt;Ya da dış ses seslense bana, boşlukları doldursam, Allah razı olsa ondan, sevdiğini kavuşsa&lt;br /&gt;Ben de anlasam konuşmaları, hatta leb demeden leblebi desem&lt;br /&gt;Çok fazla “se” oldu galiba&lt;br /&gt;Pekala, o zaman dizilere devam edeyim.&lt;br /&gt;Diziler çok güzel&lt;br /&gt;Türk dizileri ama&lt;br /&gt;Her şey dolu dolu. Muallak yok. her şeyi anlıyorum-45 bölüm sonra baksam da anlıyorum, flash back diye bir şey var bilirsin belki- bayılıyorum onlara.&lt;br /&gt;Bir de tipler var. Önce “pure evil” olan, sonra içindeki iyiyi çıkaran.&lt;br /&gt;Onlara da bayılıyorum. Hep onların sahneleri olsun istiyorum. Başroldeki herifi çıkarıp onların hikayesini anlatsınlar istiyorum. Herkese iyilik yapsınlar, herkse onları sevsin istiyorum.&lt;br /&gt;Onlar mahçup mahçup gülümsesinler, diğerleri de onları sevgiyle kucaklasın istiyorum.&lt;br /&gt;Bu arada jeremy bu sayfa kapanmadı, haberin olsun.&lt;br /&gt;Kierkegaard demiş ya konuşmak en büyük susuştur diye, o zaman susarken de konuşabiliriz sanırım.&lt;br /&gt;Kafamda konuşuyorum jeremy merak etme.&lt;br /&gt;Birçok hikaye var aklımda, yazmazsam çatlarım. Sen de anlat, seni de yazayım.&lt;br /&gt;İyi akşamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4784812570942020048?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4784812570942020048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4784812570942020048' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4784812570942020048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4784812570942020048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/03/aylak-adam-konuuyor.html' title='aylak adam a. konuşuyor.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1199474477299590919</id><published>2008-02-16T22:19:00.000+02:00</published><updated>2008-02-16T22:20:51.616+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>Sevgili Selim bu ayki yazısında sevgililer günündeki bir anısını anlatmış. Selim ve ben hepinizin sevgililer gününüzü kutlarız. İnşallah sevgililer gününüz güzel geçmiştir, sevgiliniz yanınızda olmuştur.&lt;br /&gt;Bu arada selim yazıyı okuduktan sonra morrissey in let me kiss you parçasını dinlemenizi istiyor. Ne güzel bir parça, seni seviyoruz Moz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adınız, soyadınız. Selim, Selim Kapısız. Selim ismini kim koymuş sana evladım. Babam, efendim. Neden? Çok sevdiği bir kitabın baş karakterinin adı Selim’miş. Peki evladım. Birlikte olduğun kızlara arak şiirlerle kandırdığın, kendini onlara yanlış tanıttığın, genç kızlık onurlarıyla oynadığın söyleniyor. Ne diyeceksin? Benim bir suçum yok, hakim bey, inanın bana. Davacı Gül Muallak, geç bakalım şuraya kızım. Anlat ne yaptı bu adam sana? Bu karşınızda gördüğünüz adam dünyanın en adi, en sefil, en işe yaramaz canlısıdır. Bana hediye almamak için beni doğum gününden önce terk etti hakim bey, inanabiliyor musunuz? Bununla kalsa yine iyi. Terk etmeden önce nargile söyledi, bir güzel içti. Ayrılalım dedikten sonra ilk cümlesi nargile ortak ama di mi oldu. Selim, nedir bu iş? Hepsi Merve yüzünde hakim bey. Evladım Merve kim? Eski kız arkadaşım. Bu kızcağızla ilgisi ne? Bu olay doğru mu? Evet ama.. telefon jokerimi kullanmak istiyorum hakim bey amca. Kimi arayacaksın yavrum? Annem, evet annem. Onu arayalım. Anlatın bakalım, nasıl bir çocuktu Selim? Evladımdır, canımdır, kanımdır, ama söylemek zorundayım hakim bey. Bu çocuk küçüklüğünden beri sapıktı. Söylemesi ayıp, biz ağda yaparken komşularla, bu gelir kapı deliğinde bizi izlerdi küçükken. Tevekkeli değil, taa o zaman anlamıştım ben. Anlamıştım ama- efendim meraktandır, küçücük çocuk. Peki o zaman psikologunun bacaklarını izlemesine ne buyurursunuz. Ama kısacık eteği vardı, iki de bir bacaklarını kaşıyordu. Hem bir saniye, 30 saniye çoktan oldu. Ya şuna ne demeli- jokeriniz yardımcı oldu mu Selim bey? Evladım davacıları dinledik, kendinizi nasıl savunacaksınız? Hakim bey benim sevgililerim  hiçbir zaman benim gömleklerimi giyip evin içinde dolaşmadılar. Amerikan filmlerinde olur ya. Hep istemişimdir benim gömleklerimin dizine gelecek bir sevgilim olmasın. İçimde uktedir. Sadede gelelim Selim bey? Merve hakim bey, her şey Merve yüzünden oldu. Ama yine de onu bulmalıyım. Korkmuyor musunuz? Neden, korkacak ne var? Hayatımın bence bir toplu iğne kadar değeri yok. Ruhuma gelince, maden kendisi gibi ebedi olan bir şeydir, ona ne yapabilir ki? Gideceğim diye tekrar işaret ediyor; peşinden gideceğim. Lütfen Hamlet taklidi yapmayın Selim bey. Ama.. lütfen Don Kişot taklidi yapmayı da düşünmeyin. Boşuna zaman kaybediyoruz. Yaz kızım, karar. Davalı Selim Kapısız’ın genç kızlık onuruyla oynadığı bütün hanım kızlarımıza bir sevgili bulmaya veyahut da eski sevgileriyle barıştırmaya mahkum edilmiştir. Ama, ama, hakim bey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki rüyaymış. Yataktan kalktım, yüzümü yıkadım, mutfağa geçtim. Bir şeyler tıkınırken maarif takvimi dikkatimi çekti, 13 Şubat’ı yırttım, 14 Şubat’ı selamladım. Evet efendim, 14 Şubat Sevgililer Günü. Benim bir sevgilim yok, ya sizin? Pardon unutmuşum, siz bir ekranın karşısındasınız, cevap veremezsiniz. Bugününün yemeği pilav, kuru fasulye, hoşafmış. Nasıl da banarım ekmeği fasulyeye. Sonra da pilav, canım çekti şimdi. Çocuğum olursa ismini de Anıl koyacakmışım. Ne lan bu anır der gibi. Ha ha. Konuyu değiştirmeye çalışmıyorum. Evet, sevgililer günü bugün. Sevgililer günü kapitalist sistemin bir palavrasıdır demiyeceğim, hadi sokağa çıkalım, orada konuşuruz.&lt;br /&gt;Sokaklar ne güzel. Sarılmış çiftler, sarılmayı bekleyen tekler. Mağazaların parıldayan vitrinleri. Her yerde kırmızı. Kırmızı olan bir güne kızılır mı? Sevgi metalaşıyormuş. Günaydın, şimdi mi fark ettin? Biz sevgiyi kaybedeli çok oldu, kimse sevgililer gününü suçlamasın. Sistem işlemeye devam eder, merak etmeyin. Sevgililer günü olmasa da batmaz kimse. Ama belki bir olumlu bir yanı vardır sevgililer gününün. Sevgi diye bir duygu olduğunun hatırlatılması ne kadar acıysa, bugün için o kadar da önemli. İnsanlar diğer saçmalıkları unutup, bugün gerçekten sevgiyi hatırlıyorlarsa niye kızalım bugüne.&lt;br /&gt;İstiklal çok tatlıydı. Tramvay yolunun iki tarafında da sokak lambası gibi dikilmiş fotoğraflar vardı. Bu kadar gülümseyen yüzü bir arada görünce insan gülümsemeden edemiyor. Tünele doğru yürürken tramvaydan gül uzattılar. Gayri ihtiyarı aldım, atmak da istemdim. Sapını kırıp çiçeği cebime koydum.&lt;br /&gt;Yapacak işim yoksa, havada çok soğuk değilse Tünel’de tramvay durağında otururum. Birileri iner, sonra teker teker birileri biner. Dikkatimi hep yüzlere veririm. Her yüzün ayrı bir hikayesi var, bunu bulmak benim elimde.&lt;br /&gt;Sonra yanı başımdaki  yüzü fark etim. Gördüğüm bir yüzü kolayına unutmam, onu daha önce görmüştüm. Geçen yaz tanıştığım ressamdı, modellik yapmamı isteyen, adı Özge’ydi.&lt;br /&gt;Özge elindeki sigarasından dalgın dalgın içiyordu, benim gibi tramvaya binenlere bakınıyordu. Belki o da onların hikayesini okumaya çalışıyordu.&lt;br /&gt;Simsiyah saçları karışıktı, uzun süredir taranmadıkları belliydi. Eski bir deri montu vardı üstünde, seksenlerden kalma sanki. Beyaz puantiyeli siyah fuları ona ayrı bir hava katıyordu.&lt;br /&gt;Daha dikkatli inceleyemedim, çünkü konuşmak istiyordum.&lt;br /&gt;“Merhaba”&lt;br /&gt;Sanki merhaba dememi bekliyormuş gibi bana döndü. Ben onun daldığını düşünürken, sanki o konuşmamı bekliyordu.&lt;br /&gt;“Merhaba”&lt;br /&gt;“Ne zaman oturdun yanıma? Fark etmedim.”&lt;br /&gt;Bilmem. Seni görünce çöktüm yanına. Sanki bir şey arar gibi tramvaydan inenlere bakıyordum, rahatsız etmek istemedim.&lt;br /&gt;“Ben mi? Aslında hiçbir şey.. öylesine-“&lt;br /&gt;“İstanbul’a dönmen gecikti galiba.”&lt;br /&gt;“Aslında buradaydım ama aramadım seni.”&lt;br /&gt;“Sözüne güvenmemeliydim yazın.”&lt;br /&gt;Cebinden sigara paketini çıkardı, elimle işaret etti, bana da çıkardı. İkisini de ağzına götürdü, yaktıktan sonra birini bana uzattı, gülümsedi. Ellerine ilk defa o zaman dikkat ettim. Küçücük, kemikli, beyaz parmakları vardı. Sanki çocuk parmaklarıydı. Bu parmaklarla resim yapılır mıydı? Tanrım, hiçbir şey bilmiyordum resim hakkında. Kulağını kesen adam vardı, mona lisa, eskizlerini gördüğüm Hollandalı vardı, sonra Picasso, gitmeyi entellikten atıyorlardı resimleri buraya geldiğinde.&lt;br /&gt;“Özür dilerim. Sadece.. ya aslında ben de istiyordum.”&lt;br /&gt;Aklıma gül geldi, cebimden çıkardım.&lt;br /&gt;“Bu gülü versem.. Özür dilerim. Kötü bir dönemdi, canım hiçbir şey yapmak istemiyordu.”&lt;br /&gt;Güldü, hınzırca bir gülüştü. Bembeyaz teninde o siyah gözleri insanı afallatıyordu. Bir şeyler vardı bu gözlerde anlamam gereken.&lt;br /&gt;“İlk defa birinden gül alıyorum.”&lt;br /&gt;“Ben de ilk defa birine gül veriyorum.”&lt;br /&gt;Bir sessizlik oldu, ama insanı rahatsız eden türden bir sessizlik değildi.&lt;br /&gt;“Şey yapalım..  birbirimizi hiç tanımıyor gibi. Filmlerde olur ya.”&lt;br /&gt;“Hangi film?”                                                                                 &lt;br /&gt;“Ne bileyim, vardır elbet. Geyik olur, canımız sıkılıyor. Farzet ki, beni hiç tanımıyordun, geldim, yanına çöktüm. Tamam mı?”&lt;br /&gt;Kafasın salladı, sevence bir gülümsemeyle onayladı.&lt;br /&gt;“Şimdi senden bir sigara istesem çok tipik olur değil mi?”&lt;br /&gt;“Seni bir yerden tanıyorum dersen de çok tipik olur.”&lt;br /&gt;Güldüm, lafı iyi koymuştu. İkinci saniyede yatırmıştı beni yere. Bu kızda bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;Elindeki kitap imdadıma yetişti. “Son Kuşlar” okuyan bir kadın, daha ne isteyebilirdim ki?&lt;br /&gt;“Elinde son kuşlar olan kadın üzerine bir hikaye yazmıştım. Adam onu takip ediyordu, kız farkındaydı, bozuntuya vermiyordu.”&lt;br /&gt;“Sonra?”&lt;br /&gt;“Sonra kız köşeyi dönüyordu, adam dönemiyordu. Bir iki yere yolladım ama geri dönmediler.”&lt;br /&gt;“Okumak isterdim.”&lt;br /&gt;“Boşver. Kafasındakileri kağıda dökemeyen bir adamım.”&lt;br /&gt;“Kafasındakileri kağıda dökemeyen bir adamla konuşmaktan hoşlanan bir kadınım.”&lt;br /&gt;“Nerden biliyorsun sen onu? Bilmediğin şey var mı?”&lt;br /&gt;“Senin bilmediklerin olabilir.”&lt;br /&gt;Gülümseyerek kafamı salladım kibirli cevabı karşısında.&lt;br /&gt;Kaç yaşındasın özge, hiç sormadım.&lt;br /&gt;“Hiçbir şey sormuyorsun ki? 19.”&lt;br /&gt;Bir sessizlik daha. Özge gerçekten heyecanlandırıyordu beni. Telefonum çalıyordu, tam da zamanını bulmuştu.&lt;br /&gt;“Alo”&lt;br /&gt;“Yavrum, Cenk, nerdesin ya? Deniz’lerdeyiz, kalk gel.”&lt;br /&gt;“Arda, bir arkadaşlayım, sonra gelsem.”&lt;br /&gt;“Ne arkadaşı lan. Onu da al. Konuşturma beni, kontör yok zaten, hadi bekliyoruz.”&lt;br /&gt;Gitmesem olmazdı, özge’yi de bırakmak istemiyordum.&lt;br /&gt;“Eğlenirsin diyemem, yani belki de sıkıcı adamlarızdır. İnsan kendisine dışardan bakamıyor ki. Ama gelirsen çok sevinirim.”&lt;br /&gt;“Gelirim ama bir şartla.”&lt;br /&gt;“Ne?”&lt;br /&gt;“Yarın bana modellik yapmaya başlayacaksın.”&lt;br /&gt;“Tamam, pekala söz.”&lt;br /&gt;Sonra yol boyunca sustuk. Aramızda amerikan dizilerinin son sahnelerindeki eğlenceli diyaloglara benzer bir şey olmadı. Yine arada saçmalamadan duramadım. Sanki ben 19, o 24’dü.&lt;br /&gt;“Özge bir şiirimi okuyabilir miyim?”&lt;br /&gt;“Oku Selim.”&lt;br /&gt;“Yeter eter ağladıklarım; artık doymuşum&lt;br /&gt;Fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz;&lt;br /&gt;Aşkın acılığı dolmuş içime sarhoşum;&lt;br /&gt;Yarılsın artık bu tekne alsın beni deniz.”&lt;br /&gt;“Bunu sen mi yazdın?”&lt;br /&gt;“Bilmem, sence?”&lt;br /&gt;“Bilmem, sence?”&lt;br /&gt;Bir 14 Şubat böyle geçti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1199474477299590919?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1199474477299590919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1199474477299590919' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1199474477299590919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1199474477299590919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/selim.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2341277805110106884</id><published>2008-02-15T20:02:00.000+02:00</published><updated>2008-02-15T20:03:24.780+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>ağlayabilmek</title><content type='html'>Birçok kadın görmüşsünüzdür ağlarken..&lt;br /&gt;Birçok adam görmüşsünüzdür susarken..&lt;br /&gt;Belki erkek sığdır, belki fazla düşünmez, belki duygusuzdur. Belki öyle görmüştür. Belki çevresi ona bu rolü vermiştir. Nihayetinde erkektir.&lt;br /&gt;Erkek ağlamaz, bunu çocukken öğrenir.&lt;br /&gt;Belki kırılgandır, belki nahiftir, her şeyden çabuk etkilenir. Öylesine söylenmiş bir söz bile onu üzmeye yeter. Belki fazla histeriktir, hepsinin içinde bir tiyatro oyuncusu vardır. Belki onun görevi budur.&lt;br /&gt;Öyle veya böyle kadın ağlar.&lt;br /&gt;Kimine nasıl yakışır ağlamak. Gözlerinde sonbahar olan kadın ağladığı zaman nasıl da hep beklediğiniz kadın olur çıkar.&lt;br /&gt;Gözlerindeki nem yaşamdır, kurursa o artık pes eder.&lt;br /&gt;Çoğu öyle değildir. Onlar ilkbaharın, yazın kızlarıdırlar. Sevince, mutlu olunca güzelleşirler. Ağladıkça, çirkinleşirler, kaybolur güzellikleri.&lt;br /&gt;Herkes her şeyden sorumludur demiş üstat. Bir kadın yanımda ağladığı zaman nedensiz bir hüzün kaplar bedenimi. Yerince önemsememişimdir, anlamamışımdır onu, hata yapmışımdır.&lt;br /&gt;Ve o zaman onların yanında olurum, ağlayan birinin yanında rahatsız olmam. Kimi zaman sadece susarım, saçını okşarım, kimi zaman güldürürüm, bazen konuştururum, bazen bağırırım, kendine getiririm.&lt;br /&gt;Alışkınım buna. Ağlamayacaklar da ne yapacaklar. Hüzün nefes aldığımız havada, ağlamayacağız da ne yapacağız.&lt;br /&gt;Ama erkek ağlamaz.&lt;br /&gt;Susar, kendi içinde yaşar. Sustukça elini daha da sıkar, dilini ısırır, boğazında bir yumru hisseder nefes almasını engelleyen, bir irin bütün vücudunu sızlatan. Bir gün bırakır kendini, bütün acıyı, hayal kırıklığını, yitikliğini, yalnızlığını bırakır, akar gider.&lt;br /&gt;Bir kadının yüzünde her an farklı bir duyguyu hissedebilirsiniz. Üstü süre çekilmiş freeze image ler.&lt;br /&gt;Bir francois truffaut filmi gibi.&lt;br /&gt;Ama bir erkek öyle değildir. Onların yüzünde gizli bir anlatı vardır, karşısındakinin okuyabileceği.&lt;br /&gt;Bir marlon brando gibi, bir alain delon, bir belmondo gibi.&lt;br /&gt;İşte erkek ağladığı zaman ne diyeceğini bilemezsin. Elini kolunu koyamazsın, ne yapacağını bilemezsin.&lt;br /&gt;Eski dostum cenk ağladığında yanında ben vardım, ben ağlarken de o benim yanımdaydı.&lt;br /&gt;Rastlantı değil bu, kendini bir dostu yanında hissetmenin rahatlığı.&lt;br /&gt;Bir gün bir yerde bir erkek de senin yanında ağlayabilir.&lt;br /&gt;Sen de bırak kendini, aksın her şey, dinlensin bu sahil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2341277805110106884?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2341277805110106884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2341277805110106884' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2341277805110106884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2341277805110106884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/alayabilmek.html' title='ağlayabilmek'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3365113384346590968</id><published>2008-02-12T14:16:00.000+02:00</published><updated>2008-02-12T14:18:50.705+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haberler'/><title type='text'>biraz gülelim-?-</title><content type='html'>Alıntıdır,milliyet gazetesi yazarı ali eyuboğlu’ndan.&lt;br /&gt;Manken Aysu Baçeoğlu, 15. Akdeniz Yiyecek ve İçecek İhtisas Fuarı'nda modellik yapmak için gittiği Antalya'da şöyle bir açıklama yapmış: "Los Angeles'ta hafızanın istenen kısmının silindiği bir hastane varmış. Amerika'da birçok kişi bu hizmetten yararlanmış. Türkiye'den hafızasını sildiren ilk ünlü olmak istiyorum. Çok sevdiğim ve kaybettiğin insanların acısıyla yaşamak gelecekte de zarar veriyorsa bu yapılmalı. Öğrendiğim kadarıyla bu işlem yapılırken psikiyatr, hayatının mutlu ve acılı anılarını anlattırıyor. Daha sonra da istenen bölüm hafızadan siliniyor. Tatlıses'le ilgili bölüm de böyle silinebilir. Herkesin unutmak istediği birkaç isim vardır."Baçeoğlu'nun İbrahim Tatlıses'i hafızasından silmek istemesinin nedeni geçen yol ona yaptığı ilan-ı aşka karşılık görememesi.Yanlış hatırlamıyorsam 2004 yapımı Oscarlı "Sil Baştan" (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) filminde bu vardı.Kate Winslet'in canlandırdığı "Clementine", Jim Carrey'nin oynadığı "Joel"i hafızasından sildirmek için insanların hafızalarını temizleyen bir doktora başvuruyordu.Anlaşılan o ki Aysu Hanım, izlediği Hollywood filmlerini gerçek sanmaya başladı. O yüzden hafıza sildirme operasyonundan önce mutlaka bir psikiyatra başvurmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da gülelim şimdi.&lt;br /&gt;Ha ha..&lt;br /&gt;Ben hep gülüyorum gerçi.&lt;br /&gt;İşte bakın, ne kadar gerçekçi bir film. Aysu hanımın hayatını derinden etkilemiş. Adeta kurguyla realite içiçe.&lt;br /&gt;Bu arada merak eden varsa-olduğunu sanmıyorum- bundan sonra haftayı bir alıntıyla açmayacağım. Haftayı açmanın gereksiz bir iş olduğunu düşünüyorum, özellikle tarihleri birbirine bu kadar karıştırırken. Arada sırada yazılarda alıntılar olur haliyle.&lt;br /&gt;Görüşürüz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3365113384346590968?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3365113384346590968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3365113384346590968' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3365113384346590968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3365113384346590968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/biraz-glelim.html' title='biraz gülelim-?-'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4343879590036232506</id><published>2008-02-07T19:04:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T19:05:07.700+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>hesse,novalis, ben, sen, o vs</title><content type='html'>Haftayı açmam perşembeye sarktı, en azından haftayı açtık diyelim.&lt;br /&gt;Bu aralar hiçbir şey yapmak istemiyorum, yazmak da istemiyorum. Dün aklıma geldi blog, yazayım dedim, üşendim. Niye yapıyorum ki lan bu bloğu diyorum, on kişi okuyor, yarısı da yakın arkadaşım. Başka bloglara bakıyorum; yazmış da yazmışlar, virgüller, noktalı virgüller uçuşuyor havada, arkadaşları bir şeyler yazmış, sonra o bir daha yazmış vs. Ben onun yazdıklarını sonuna kadar okumaya bile üşeniyorum-okurlarımın çoğunluğu da yorum yazmaya üşeniyor-. Tembelim kabul etmek lazım.&lt;br /&gt;Bir şey aklıma geldi, anlatmazsam olmaz.&lt;br /&gt;İki sene önce bir dersten ödev yapmam gerekiyordu. Son teslim tarihinden iki gün önce bunu öğrendim, kitabı aldım. Bir gün önce de aldım kitabı, önüme koydum&lt;br /&gt;“90’ların yükselişi”&lt;br /&gt;bu isimli bir kitap ilgimi haliyle çekemezdi. Ama ben sorumluluklarının bilincinde yetişmiş bir birey olduğum için azimli bir şekilde ödevi yapmaya koyuldum. İlk sayfadan bir cümle yazdım kitap özetime. Sonraki sayfadan bir cümle daha. Birkaç sayfa sonra sıkılmaya başladım, bir paragrafı komple aldım, ilerledikçe sayfaları çevirmek daha da yoruyordu beni, sonra bir sayfanın yarsını kağıda geçirdim. Neyse efendim, beş sayfalık özeti 450 sayfalık kitabın 40 sayfasına bakarak bitirmiştim. Sayfaları çevirmek çok yorucuydu, bu işten böyle sıyırdığım için mutluydum.&lt;br /&gt;Şimdi bu durumun blog sayfamla alakası olmasa da, tembelliğimi gösterme açısından iyi bir örnek sanırsam. Burada yazmak beni yormaya başladı, sayfamın geleceği belirsiz şu an.&lt;br /&gt;Farkındaysan bu yazı da epey uzun oldu. Hatta bu cümleyi yazmamla biraz daha uzadı, hatta bu cümleyle biraz daha..&lt;br /&gt;Belki..&lt;br /&gt;Ya da..&lt;br /&gt;Neyse toparlayalım. Hayatımı toparlamam zor olsa da, bir yazıyı toparlayabilirim sanırım. Toparlamaya başladık, hissediyorum. Bu günlerde nabokov un ada ya da arzu sunu okuyordum. Birkaç gündür elime alıp, iki sayfa okuyup ne kibirli adam lan bu nabokov deyip kapatıyordum. Onun narsisizmine ortak olacak durumda değilim. Dün daha önce de okuduğum hesse’nin bozkırkurdu’na bakmaya başladım, elimden düşüremedim. Belki bir ara değinirim.&lt;br /&gt;Yazıp yazmama konusunda bir karar almayacağım, sadece zaman gösterecek.&lt;br /&gt;Novalis’in bir cümlesiyle-bozkırkurdu’nda alıntılanan-  haftanın alıntısını yaparak haftayı açıyorum, büyük ihtimalle de aynı zamanda kapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.”&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4343879590036232506?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4343879590036232506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4343879590036232506' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4343879590036232506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4343879590036232506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/hessenovalis-ben-sen-o-vs.html' title='hesse,novalis, ben, sen, o vs'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6133103096129763259</id><published>2008-02-02T21:53:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:46.642+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>festival!</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TKhol0W_I/AAAAAAAAAOE/9yyyLl417Dk/s1600-h/if.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162473752053963762" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TKhol0W_I/AAAAAAAAAOE/9yyyLl417Dk/s320/if.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir afm bağımsız film festivali daha geliyor, biraz bahsedelim bakalım.&lt;br /&gt;Önce fiyat konusu. Biletlerde bu sene indirme gitmişler, herkes şikayet ederdi fiyatlardan, bence de güzel olmuş. Ama bir indirim sansımız daha var. Herkesin es geçiyor ama bir yky kartı almak çok basit. Kredi kardı da değil bu, sadece vadesiz olarak açacağınız bir hesap. Bir ücret ödemiyorsunuz, sadece içine biraz para koyuyorsunuz, sonra da biletleri yarı fiyatına alıyorsunuz. Ama kartın elinize geçme sürecini de düşünürsek biraz acele etmekte fayda var.&lt;br /&gt;İkinci konu kısalar. Kısalar “beleş”, çok güzel. O sıra beyoğlundaysanız veya bir seans önce filminiz falan varsa uğrayın derim. Ayrıca bu sene yabancılarda varmış. Ben orada olacağım.&lt;br /&gt;Bir konuda nerede izleyeceğimiz. Valla ben afm caddebostanda hiçbir filme gitmeyeceğim haliyle, zaten bazıları burada oynamıyor galiba. Afm nin salonunu çok severim, beyoğlunda yeşilçam, emek ve atlasla beraber en sevdiğim salonlardandır. Yeni hali ne olmuş, bilemiyorum, oynattıkları filmlerden dolayı anca şubattan şubata yolumuz düşüyor.&lt;br /&gt;En önemli konu da haliyle hangi filmlere gideceğimiz. Ben size birkaç öneride bulunacağım. Ama dikkatli olmalısınız. Bu festivalde çok uç noktalarda gezinen filmler oynama şansı buluyor, o yüzden sizi rahatsız edebilir bazı filmler-özellikle gökkuşağı filmleri-. Onun için gideceğiniz filmler hakkında, sadece saatini ve konusunu beğenip seçimlerde bulunmayın, nette biraz bakının, okuyun, özellikle amerikan filmleri hakkında epey şey bulacaksınız. Yani kısacası biraz merak diyorum.&lt;br /&gt;O zaman başlayalım, her bölümden bazı filmleri seçtim.if in bir özelliği de genelde duyulmayan yönetmenlere yönelmesi, o yüzden iff de olduğu kadar sağlıklı yorumlar olmuyor ne yazık ki. Uzun uzadıya yazmayacağım, sadece kendi seçtiklerimi belirteceğim, araştırmak size düşüyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TLjol0XDI/AAAAAAAAAOk/OUHqJwz4AqU/s1600-h/Eagle_vs_Shark_1-757316.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162474885925329970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TLjol0XDI/AAAAAAAAAOk/OUHqJwz4AqU/s200/Eagle_vs_Shark_1-757316.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hit filmler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;aslında bu bölümdeki bütün filmler izlenebilir, bölümün adından da tahmin edileceği üzere.&lt;br /&gt;Broken english i Cassavetes’in kızı yönetiyor. İlk filmi, sırf bu yüzden bile izlenir.&lt;br /&gt;Eagle vs shark daha önce duyduğum filmlerden, sundance in konuşulanlarından.&lt;br /&gt;Just like home un yönetmeni scherfig. Aslında çok da iyi şeyler okumadım, ama daha önceli filmlerinden izlenimimiz çok iyi.&lt;br /&gt;Southland tales bu bölümün en çok merak edilenlerinden. Eleştiriler de ikiye bölünmüş. En iyisi gidip görmek, ama kadrosu beni hiç açmadı.&lt;br /&gt;The puffy chair iki sene önce komedi film festivalinde gösterilmiş bir film. Eğlenmek isteyenler için ideal.&lt;br /&gt;Ayrıca coen lerin ve lynch son filmleri de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meksika dalgası&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Deficit bu bölümün öne çıkan filmi, meraklısı bol sanırım. Bu bölüm festivalde ilk kez deneniyor. Bu tarz konsept denemeleri çok önemli.&lt;br /&gt;Bu filmden başka- aslına bakarsanız deficit e gitmeyin-la zona ve drama/mex benim dikkatimi çekenler. Meksika sinemada yükselişte olan bir ülke, bence bu bölümden kesinlikle bir filme gidilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TK7ol0XBI/AAAAAAAAAOU/BE0tm5L2pLw/s1600-h/thenines.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162474198730562578" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TK7ol0XBI/AAAAAAAAAOU/BE0tm5L2pLw/s200/thenines.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Keşif&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yeni bölümlerinden biri daha. Bir festivalde bir yarışma olması bence o festivale yeni bir boyut kazandırır, bu duruma da olumlu bakıyorum. Ama tabii ilk sene olması nedeniyle ve de yarışmanın konsepti nedeniyle size uzak gelmesi olağan olan birçok film var bu bölümde.&lt;br /&gt;Dikkatimi çekenler in search of a midnight kiss ve the nines. Ayırıca türk yönetmen İsmail necmi nin filmi de yarışmada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fantastik filmler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aslında festivalin en renkli bölümü fantastik filmler olurdu ama bu sene öncelik Meksika dalgası ve keşif bölümlerine verilmiş. Bu bölümde sönük kalmış.&lt;br /&gt;Yemek Kuyruğundakilerin Acayip Öyküleri açıkçası bu bölümdeki izlenesi tek film, ben de merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sesli yaşam&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu festivalde her zaman bu tarz yapımlara yer var. Ben bu dört filme de gitmek isterim-gidemeyeceğiz haliyle-, siz de müzik zevkinize uyan bir şey kesin bulursunuz. Bu arada control un üstüne bu film çevremizdeki joy division severlerin sayısı daha da artacak sanırsam. Bu seneye kadar pek konuşulmazdı grup bizim diyarlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaşama sanatı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümde the art of negative thinking filminin konusu çok ilginç. 10+4 bu bölümün en öne çıkan yapımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gezegen, insan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Belgesel severler için çok güzel yapımlar var karşımızda. Ben invisibles a gideceğim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TLGol0XCI/AAAAAAAAAOc/-gkmLe3Ubg8/s1600-h/Ploy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162474387709123618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TLGol0XCI/AAAAAAAAAOc/-gkmLe3Ubg8/s200/Ploy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Başka aşk&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Festival kapsamındaki bütün filmler içersinde izlediğim tek film bu bölümde. “ploy” bir Ratanaruang filmi. Beni geçen sene uyutmayı başardı abim, bu filmini de pek çözemedim. Nasıl Kafka nın içine giremiyorsam onu da pek çözemiyorum. Siz benim gibi yapmayın filmler sinemada izlenir, zaten ben de öyle yapıyorum normalde.&lt;br /&gt;Zoo’u çok duyduk, izlemek farz oldu-pişman olmayız inşallah-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gökkuşağı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu bölüm en çok dikkat etmeniz gereken bölüm. Lütfen gideceğiniz filmi if in sitesindeki üç cümlelik özetleri okuyup seçmeyin.&lt;br /&gt;Red without blue bende merak uyandırdı, göreceğiz sanırım. Water lilies okuduklarıma bakacak olursak çok yüzeysel. Diğer bir film de dorian gray in portresi. Kitaptan dolayı merak edenler olacak, ama bence bir şey beklemek gereksiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nöbetçi sinema&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gece sinema izlemeyi sevenlerdenseniz bu bölüm sizi sevindirecek. Filmler bu saate özel olarak seçiliyor, bir şey seç derseniz ben teeth derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmek üzere.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6133103096129763259?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6133103096129763259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6133103096129763259' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6133103096129763259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6133103096129763259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/festival.html' title='festival!'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6TKhol0W_I/AAAAAAAAAOE/9yyyLl417Dk/s72-c/if.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7478103447853187249</id><published>2008-02-01T13:49:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:46.775+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>cnbce</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6MHf4l0W-I/AAAAAAAAAN8/eAeosMwmLAY/s1600-h/400+darbe.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161977842245065698" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6MHf4l0W-I/AAAAAAAAAN8/eAeosMwmLAY/s320/400+darbe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cnbce hakkında birkaç şey demek istiyorum.&lt;br /&gt;Her ne kadar sinemayla tanışmam eski dostu birsenin elimden tuttuğu dönemler olsa da, lise yıllarımla beraber hafif hafif bir şeyler öğrenmeye başlamıştım.&lt;br /&gt;Bu da tabii ki cnbce sayesinde.&lt;br /&gt;400 darbeyi izlediğim akşamı hiç unutmam, o güne kadar izlediğim her şey gereksiz gelmişti bana.&lt;br /&gt;Sadece truffaut mu? Allen başta olmak üzere birçok yönetmenle tanışmamı cnbce borçluyum.&lt;br /&gt;Son yıllarda cnbce dizilerine çok yüklenmeye başladı. Ben dizi izlemem, ilgimi çekmez, filmleri boşlamaları sinirimi bozuyordu. Oynattıkları filmleri sonraki ay bir daha veriyorlardı, iki ay sonra bir daha, bilindik filmler verdikleri için oradan buradan zaten izlemiş oluyorduk-bundan benim sinema bilgmimi artmasın da payı vardır tabii-.&lt;br /&gt;Bu şubat ayıyla beraber ise cnbce de yeni dönem başlıyormuş.&lt;br /&gt;I know what you did last summer, the patriot gibi filmler.&lt;br /&gt;Bu filmlerle beraber cnbce farklı olduğunu iddia ettiği kanallardan hiçbir farkı kalmıyor. Hatta bu filmleri izleyenlerin dublaj sevmediklerini düşünürsek-çoğunluk- bunların kötü taklitleri konumuna geliyorlar.&lt;br /&gt;Emule dan filmler tıkır tıkır iniyor da, yine de bu kanalın bu hale gelmesi beni üzüyor. Eskinde sloganları tv de “sinematek keyfi” idi. Gerçekten de öyleydi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7478103447853187249?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7478103447853187249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7478103447853187249' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7478103447853187249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7478103447853187249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/cnbce.html' title='cnbce'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6MHf4l0W-I/AAAAAAAAAN8/eAeosMwmLAY/s72-c/400+darbe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7646848019996082986</id><published>2008-02-01T13:48:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:46.923+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>nisan</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6MHOYl0W9I/AAAAAAAAAN0/B3F_AurY66g/s1600-h/portishead.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161977541597354962" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6MHOYl0W9I/AAAAAAAAAN0/B3F_AurY66g/s320/portishead.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şubat da geldi, nisana iki ay kaldı.&lt;br /&gt;Nisan ayı eylülle beraber en çok sevdiğim aydır, nisanla ilgili düşüncelerimi de nisan da yazarım herhalde. Havayı soluyunca daha iyi anlatırım gibime geliyor.&lt;br /&gt;nisan ayında ben sadece Orhan veli okurum, Oktay Rıfat ın ilk dönemlerini veya sabahattin kudret aksal’ın.&lt;br /&gt;Müzikleri de nisana özel seçerim ..&lt;br /&gt;Portishead nisan ayında yıllardır beklediğimiz albümünü çıkaracakmış.&lt;br /&gt;Dinelemeden olur mu?&lt;br /&gt;Ama bu albümde nisana gider mi?&lt;br /&gt;Dedik, sonra bir baktık, nisan da tindersticks de albüm çıkartacakmış.&lt;br /&gt;Dinlemezsek olmaz, dinleyince nasıl olacak ben de merak ediyorum.&lt;br /&gt;Bunlar kış albümleri, iki üç ay önce çıksalar olmaz mıydı?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7646848019996082986?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7646848019996082986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7646848019996082986' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7646848019996082986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7646848019996082986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/02/nisan.html' title='nisan'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R6MHOYl0W9I/AAAAAAAAAN0/B3F_AurY66g/s72-c/portishead.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7026623238309787684</id><published>2008-01-31T21:40:00.000+02:00</published><updated>2008-01-31T21:41:58.308+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak adam a.</title><content type='html'>Her şey akıp gidiyordu&lt;br /&gt;Biz şaşkın gözlerle izlerken&lt;br /&gt;Sanki kötü dizilerdeki geçiş sahnelerindeki gibi akıyordu cadde&lt;br /&gt;Oysa bu kurgu değildi&lt;br /&gt;Yerimizi almamız gereken tek gerçekti&lt;br /&gt;Çarklar dönüyordu kutsal gerçeğin gücüyle&lt;br /&gt;Sen çarkın dönmeye başlamasını gördün mü ki&lt;br /&gt;Durduracağını sanıyorsun?&lt;br /&gt;Çocuk olma, devam et&lt;br /&gt;İzle caddeyi&lt;br /&gt;Sevgiler planlı&lt;br /&gt;Dokunuşlar hoyratça&lt;br /&gt;İdealler yeşil soslu&lt;br /&gt;Yalanlar komik&lt;br /&gt;-İnsana yalanlarda bile zekayı aratırlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada eskiden bir bank vardı.&lt;br /&gt;Birlikte bakardık “caddeye”&lt;br /&gt;Şimdi bak, iki bank olmuş&lt;br /&gt;Büyükşehir bizim için de çalışmış.&lt;br /&gt;Tutamak sorunu demiş Aylak Adam C&lt;br /&gt;Nereden bilebilirdim ki “gerçek sevgi”yi&lt;br /&gt;Ben dünkü çocuktum..&lt;br /&gt;Öğrenemezsin ki aşkı “kürk mantolu madonna”yı falan okuyarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın sustu&lt;br /&gt;Aylak Adam A. kalktı&lt;br /&gt;Ölüye ağlayamamanın verdiği rahatsızlıkla birbirlerine baktılar..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7026623238309787684?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7026623238309787684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7026623238309787684' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7026623238309787684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7026623238309787684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/aylak-adam.html' title='aylak adam a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4771620104449038613</id><published>2008-01-30T21:23:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T21:24:10.032+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylaka</title><content type='html'>Pazartesi sabahı heyecanla kalktım kar var mı diye&lt;br /&gt;Yok..&lt;br /&gt;Salı sabahı&lt;br /&gt;Yok..&lt;br /&gt;Bu sabah&lt;br /&gt;Yine yok.&lt;br /&gt;Yani efendim bir kez daha gördüğümüz üzere meteorolojiye güven olmuyor.&lt;br /&gt;Zaten Türk milletinin hava durumlarını pek güveni yoktur&lt;br /&gt;Biz gece yatmadan önce havaya bakarız&lt;br /&gt;“Lan yıldızlar dalga geçiyor bizle resmen, kar yağmaz herhalde.”&lt;br /&gt;Evet ortaokul, lise yılları böyle geçti.&lt;br /&gt;Bir kar yağsa da gitmesek.&lt;br /&gt;Sonra kar yağmasına gerek olmadığını fark ettik..&lt;br /&gt;Neyse dağıttım.&lt;br /&gt;Bir sorum var.&lt;br /&gt;Meraktan..&lt;br /&gt;Dün dışarıdaydın, felaket yağmur vardı, ıslandın, söylene söylene eve geldin.&lt;br /&gt;Sonraki sabah yağmur yağmamasına rağmen şemsiyeni alır mısın yanına?&lt;br /&gt;Hava günlük güneşlikken ellerinde şemsiyeleriyle dolanmak zorunda olanları görünce çok eğleniyorum.&lt;br /&gt;Kızmayın bana.&lt;br /&gt;Onlarda yağmur yağarken şemsiyelerini gözümün içine sokuyorlar.&lt;br /&gt;Sadece ödeşiyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4771620104449038613?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4771620104449038613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4771620104449038613' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4771620104449038613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4771620104449038613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/aylaka.html' title='aylaka'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7930700103888818029</id><published>2008-01-30T21:00:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T21:01:42.635+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>ziya osman saba</title><content type='html'>Ziya Osman saba’nın elli birinci ölüm yıldönümünde onu selamlıyorum. Onula tanışmam çok eskilere dayanmıyor, ama naif ve melankolik dizeleri ona kısa sürede sempati duymamı sağladı.&lt;br /&gt;Bir şiiri kısa, basit, tatlı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;beni hatırladıkça,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ara sıra gönlümü al.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sokakta görünce, gülümse,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yanıma yaklas,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;az elin elimde kal.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;evine misafir geleyim,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kahvemi sen pişir.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;taze doldurulmus sürahiden&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bir bardak su ver&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yetişir.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7930700103888818029?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7930700103888818029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7930700103888818029' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7930700103888818029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7930700103888818029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/ziya-osman-saba.html' title='ziya osman saba'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2757860417262647549</id><published>2008-01-27T17:47:00.001+02:00</published><updated>2008-01-27T17:47:53.626+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>Cuma akşamı istiklal’de yürümek aklınızda olmayan birini karşınızda görmenize neden olabilir.&lt;br /&gt;Bu hoşuna gidiyorsa ne ala..&lt;br /&gt;Ama ben vefalıyımdır, merak ettiklerimi hep ararım.&lt;br /&gt;Onun için “istiklal” tanıdıklarımı görmezden gelirim. Arada onlar yanımda geçer bakmadan, en fazla soğuk bir selam.&lt;br /&gt;İstiklal’de gözlerim hep birilerini arar.&lt;br /&gt;Ne diyeceklerini merak ettiğim bir çift göz&lt;br /&gt;Bundan sonrası şansa kalır.&lt;br /&gt;Senin girdiğin sokaktan o çıkabilir.&lt;br /&gt;Şanslı günündesindir..&lt;br /&gt;Belki de köşede biri daha vardır, sigarasını yakmak için duraklayan..&lt;br /&gt;Ha ha, belki de..&lt;br /&gt;Calvino’nun bir hikayesini okudum bu hafta.&lt;br /&gt;Sen ona giderken, ya o da sana geliyorsa karşı şeritten..&lt;br /&gt;Birbirinizi göremezsin.&lt;br /&gt;Sonra dönüş..&lt;br /&gt;Tekrar..&lt;br /&gt;Yollar da arayarak geçen bir hayat.&lt;br /&gt;Peki bulduğunda ne yaptın?&lt;br /&gt;Elimizi nereye sürdüysek bok ettik.&lt;br /&gt;Yine de akıllanamadık.&lt;br /&gt;Akşam olunca istiklal’de birbirimizi arıyoruz.&lt;br /&gt;Doğaçlama oynamamız gereken bir sahne var.&lt;br /&gt;Oyuncuların kabiliyetine kalmış bir oyun, hikaye eskimiş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2757860417262647549?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2757860417262647549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2757860417262647549' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2757860417262647549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2757860417262647549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/aylak_27.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-9004440597592240118</id><published>2008-01-27T17:45:00.000+02:00</published><updated>2008-01-27T17:46:55.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>4 yaşından beri İstanbul’da yaşıyorum. Yani kendimi bildim bileli buralıyım. Biri bana memleketimi sorsa İstanbul demem gerektiğini düşünüyorum, hata bu konuda arada babamla kavga ediyorum.&lt;br /&gt;İstanbul’u da Avrupa yakasındaki birçok kişi gibi bizim taraf ve “karşı” olarak ikiye ayırıyorum.&lt;br /&gt;“karşıya” arabayla geçerken bilirsiniz “welcome to asia” der. Kıta değiştiriyoruz, benim kendimi garip hissetmem çok yadırganmamalı.&lt;br /&gt;Kadıköy’ü hiç sevmem. Ne zaman kadıköy’e gitsek abi deniz nerde ya, kaybetmeyelim lan, dikkat edin durumları olur. Bir türlü ısınamadım kadıköy’e. Haydarpaşa bile kurtarmıyor. Dıştan süper, ama içerde sirkeci’nin havası yok ki. Belki bir tek moda, tatlı tramvaylarını hatırına.&lt;br /&gt;Bostancı, Göztepe de falan ise annesini kaybetmiş; şaşkın, korkak gözlere etrafına bakınan çocuklar gibi olurum. Gerçekten burası bizim taraftan çok farklıdır, bizim tarafın karmaşasından çok uzaktadır.&lt;br /&gt;Bu farklılık Üsküdar’da anlam bulur. Üsküdar dan anadolu hisarına kadar “karşı” taraf beni büyüler.&lt;br /&gt;Ama ne zaman Üsküdar’da olsam ortaköy’ü özlerim.&lt;br /&gt;Ve ortaköy’deyken de Üsküdar’ı..&lt;br /&gt;Sonra soluğu vapurda alırım.&lt;br /&gt;Vapur sallar beni, bir o yana, bir bu yana..&lt;br /&gt;Ben evimi bulurum. Gözlerimi kaparım, şanslıysam sadece martılar konuşur, ben dinlerim.&lt;br /&gt;Vapurun yola çıktığını unuturum&lt;br /&gt;Çevremdekiler inmek için hareketlene kadar.&lt;br /&gt;Herkesin çıkmasını beklerim.&lt;br /&gt;Evimi en son ben terkederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-9004440597592240118?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/9004440597592240118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=9004440597592240118' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9004440597592240118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9004440597592240118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/aylak.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1459997034343665096</id><published>2008-01-24T19:02:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:47.102+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>unutmadık</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5jEoIl0W8I/AAAAAAAAANs/CpLKW2wBF-A/s1600-h/uÄur.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159089566932818882" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5jEoIl0W8I/AAAAAAAAANs/CpLKW2wBF-A/s320/u%C4%9Fur.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;unutmadık..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1459997034343665096?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1459997034343665096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1459997034343665096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1459997034343665096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1459997034343665096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/unutmadk.html' title='unutmadık'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5jEoIl0W8I/AAAAAAAAANs/CpLKW2wBF-A/s72-c/u%C4%9Fur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3905777572417958616</id><published>2008-01-24T18:59:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:47.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>baslıksız</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5jEVYl0W7I/AAAAAAAAANk/DLXYeUsMVsc/s1600-h/tayyipcan.BMP"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159089244810271666" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5jEVYl0W7I/AAAAAAAAANk/DLXYeUsMVsc/s320/tayyipcan.BMP" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gün geçmiyor ki Kasımpaşa soundunun önde gelen ismi sayın başbakanımız yeni bir belagat vermesin.&lt;br /&gt;Evet efendim, kendileri harabeleri yıkıp otel yapıyorlarmış.&lt;br /&gt;Daha ne istiyorsunuz diyor.&lt;br /&gt;Ben de katılıyorum.&lt;br /&gt;Daha ne istiyoruz?&lt;br /&gt;Bundan iyisi..&lt;br /&gt;Neyse konumuz bu değil. Aslında konumuz yok.&lt;br /&gt;Yılbaşında sevgili latif demircinin bir karikatürünü görmüştüm, paylaşmak şimdi nasip oldu.&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3905777572417958616?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3905777572417958616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3905777572417958616' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3905777572417958616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3905777572417958616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/baslksz.html' title='baslıksız'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5jEVYl0W7I/AAAAAAAAANk/DLXYeUsMVsc/s72-c/tayyipcan.BMP' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8847423482923741732</id><published>2008-01-21T15:55:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:47.401+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>nazım hikmet</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5SklzxG96I/AAAAAAAAANc/BsLLke9cxH0/s1600-h/nazÄ±m.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157928442704361378" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5SklzxG96I/AAAAAAAAANc/BsLLke9cxH0/s320/naz%C4%B1m.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;19 ocak 22 mart tarihleri arasında İstanbul yapı kredi kültür merkezinde nazım hikmet’in kişisel eşyaları, özel belgeleri ve elyazmaları sergilenecek. Bu sergiyi kaçırmayın derim.&lt;br /&gt;Nazım hikmet ve eşi vera’nın çektirdikleri şu şipşak resimlere bakmak içimi burktu.&lt;br /&gt;Öyle bir zaman ki şimdi..&lt;br /&gt;Vatanında türlü haksızlıklara uğrayan, buna rağmen hiç konuşmayan nazım hikmet ve şimdi onunla kendini aynı kefeye koyan ülkesini haksız yere, bilgisizce suçlamaktan çekinmeyen, bu durumu bir erdem, bir samimiyet olarak gören adamlar ve onlara çanak tutanlar..&lt;br /&gt;Mezarını bile getiremedik.&lt;br /&gt;Kimlerin getirilmedi ki mezarı buraya.&lt;br /&gt;Enver paşanın bile..&lt;br /&gt;Rahatsız etmeyelim diyor bazıları. Siz rahatsız olmazsanız kimse rahatsız olmaz, şişine şişine diyorsunuz ya “nazım” okuyorum, bunu da yapın da, sizi de tarih böyle yazsın.&lt;br /&gt;Bu çok konuşulacak bir konu, ama insanın konuştukça sadece sinirleneceği bir konu.Davet’in o çok sevilen satırlarıyla kapatıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;ve bir orman gibi kardeşçesine,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;bu hasret bizim..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8847423482923741732?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8847423482923741732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8847423482923741732' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8847423482923741732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8847423482923741732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/nazm-hikmet.html' title='nazım hikmet'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5SklzxG96I/AAAAAAAAANc/BsLLke9cxH0/s72-c/naz%C4%B1m.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2656553828713550096</id><published>2008-01-20T21:11:00.002+02:00</published><updated>2008-01-20T21:19:30.944+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>selim bu ayki yazı hakkını günlüğünün bir kısmını bize açarak kullanmış. bir günlük tuttuğunu bilmiyordum. ayrıca en heyecanlı yerde bırakmış. özge'ye ne oldu selim? ya eylül, buldun mu onu? çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;bu arada şarkılar çok güzel..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;17 temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;nefes almaktan yoruldum.&lt;br /&gt;Hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda mazzy star -ghost highway&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;18 Temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;çok sıkıcı bir yaz. Herkesi dört bir yanda, tek başımayım. Onlara ihtiyacım varken hiçbirinin burada olmamasına içerliyorum. Merve de yok. birkaç gündür aklıma bir şey geliyor. Eylül ayında biriyle tanışmak, bir “eylül” gününde, eylül adında biriyle tanışmak.&lt;br /&gt;Hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda the smiths-last night i dreamt that somebody loved me&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;19 Temmuz&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;ölebilirim; hiç iyi hissetmiyorum. Kusuyorum, ishal oldum. Bakacak kimse yok, merve de yok, eve döndüm. Valide beynimi sikiyor.&lt;br /&gt;Hava güneşli, midem bulanıyor..&lt;br /&gt;Fonda yann tiersen&amp;amp;bertrand cantat- a ton etolie&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;22 Temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;tayyip can ve arkadaşları hepimizi kucaklıyor; ama onları düşünemeyecek kadar kendi derdime düştüm.&lt;br /&gt;Durumum kötüye gitti. Doktora gittim valideyle.&lt;br /&gt;Serum falan verdi, zehirlenmişim. Hastabakıcı salağı intihar eden bir heriften bahsedip durdu. İkide bir de hem de badici diyerek çok önemli bir ayrıntının altını çiziyordu. Kollarıma baktım, herife döndüm. Bana bir şey mi ima ediyordu? Badi yapanlar için her şey güllük gülistanlık olmalı galiba herife göre.&lt;br /&gt;Serum olayı tam bir felaketti. Bir buçuk saat..&lt;br /&gt;Annemin kadının biriyle yaptığı muhabbet beni öldürdü. Kadının çocuğu boğaziçindeymiş. Bir dakika bile dersi kaçırmazmış, her dakika çok önemliymiş. Sizinki nerede dedi, validem İstanbul üniversitesi orman mühendisliği dedi. Bir sessizlik oldu.&lt;br /&gt;Bulut yok, midem bulanıyor..&lt;br /&gt;fonda tom waits- burma shave&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;23 temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;benim midem bulanırken başkalarının iştahla yemesi alçakça bir haksızlık&lt;br /&gt;ama tek haksızlık bu değil.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda nirvana-dumb&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;25 temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;kusmandan önce inanılmaz terliyorum, çok rahatsız hissediyorum. Kustuktan sonra ise bir an, çok kısa bir an, her şey çok güzle oluyor.&lt;br /&gt;İçimdekileri kusabilsem nasıl olurdu acaba?&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda E.S.T- brewery of beggars&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26 temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;tekrar doktora gittim, tahlil için sıçmam gerekti. Çok acayip şeyler düşündüm tuvallette.&lt;br /&gt;Eylül’ü de düşündüm, çok romantiğim galiba.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda mono-life is mono&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;27 Temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;bir kez daha kustum, bunun üzerine pederle çok taşaklı bir hastane olan Vatan’a gittik. Doktor içki kullanıp kullanmadığımı sordu. Hayır dedim aymaz bir rahatlıkla. Karaciğerden kaynaklanabileceğini söyledi. Hepatit tesit yapıldı. Sonuçlar pazartesi alınacak.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda the smiths-never had no one ever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;28 temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;sabahtan beri düşünüyorum, olabilir mi ki acaba?&lt;br /&gt;Sanmıyorum, düşünemiyorum..&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda nick drake-day is done&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;31 temmuz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;sonuçlar temiz. Yaşasın! Çok mutluyuz ailecek. Ben mutluyum, sen mutlusun, o mutlu.. her şey gereksiz geliyor gözüme. Sadece uyumak istiyorum, yatağa uzandığımda midem bulanmasın istiyorum.&lt;br /&gt;Sonuçlar temiz ama hala midem bulanıyor. Doktor psikolojik dedi. Havada da tek bir tane bulut yok.&lt;br /&gt;Fonda radiohead-no alarms, no surprises&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;bazen düşünüyorum yoksa her şey ben yokken, benim bulunmadığım yerlerde mi oluyor diye..&lt;br /&gt;midem bulanıyor, hava güneşli.&lt;br /&gt;Fonda the doors,- people are strange&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4 Ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;beni güldürmeyen her şeyin aslında gülünç olması ne kadar da acıklı. İçmeden gülemiyorum, içemiyorum da.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda yaşar kurt - ruhum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7 Ağustos&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;tek başıma oturuyordum bugün. Yanıma tanımadığım biri oturdu. Çok ilginç bir suratım olduğunu söyledi. Ressammış, onunla çalışıp çalışmayacağımı sordu.&lt;br /&gt;Özge-adı Özge’ye- Ekim ayına kadar burada olmadığımı söyledim. Eylül’ü beklerken onunla konuşamazdım.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda blonde redhead-elephant woman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10 Ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;bekleyenler var duraklarda&lt;br /&gt;sıraya girmek için&lt;br /&gt;yitirmek yarışını&lt;br /&gt;bitirmek için&lt;br /&gt;midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;fonda pink floyd comfortably numb&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;11 Ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;edip abi bana da bir salıncak&lt;br /&gt;bir gidip bir gelivereyim boşlukta&lt;br /&gt;midem bulanıyor, hava açık&lt;br /&gt;fonda violent femmes-nohing worth living for&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;14 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;tezer hanımı okuyorum. Rahatsız bir kadın; sevdiği yazarların mezarlarına gidiyor. Ben de onun mezarına gitmek istedim şimdi. Ne de güzel gülümsemiş resimde.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, tepemdeki güneş canımı sıkıyor..&lt;br /&gt;Fonda tom waits- little drop of poison&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;tramvayda salağın biri, telefonda konuştuğu adama telesekreterimi veriyorum deyip telefonu yanındakine uzattı. İnsan nasıl telesekreterine telefonu verebilir ki?&lt;br /&gt;Bu adam tramvaydan inen arkadaşına kafasını sarkıtıp konuşan, kapı kapanınca da türlü şaklabanlıklar yapan adamla aynı adam.&lt;br /&gt;Evet bugün sinirliyim. Midem bulanıyor, hava da güneşli...&lt;br /&gt;Fonda new york dolls-personality crisis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;sadece yazarların ve genç kızların günlük tuttuğunu sanırdım.&lt;br /&gt;Çok komik bir adamım.&lt;br /&gt;Ama midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda hande yener-romeo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;18 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ben marmeladov’a inanıyorum.&lt;br /&gt;Bizi de cennete çağıracaklar.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda placebo-i know&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;keşke hafızam iyi olmasaydı. o zaman aynı şeylere tekrar tekrar inanırdım.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli.&lt;br /&gt;Fonda nine inch nails-hurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;23 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;rüyamda hiçbir şeyi gördüm. İyi görünüyorsun dedi. Tatlı tatlı gülümsedim. İyiydi her şey. Hiçbir şey görmemekten iyiydi.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda elliott smith needle-in the hay&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;25 ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;güneş gözlüğü takıp gözlerini benden kaçıran kadınları hiç sevmiyorum. Eylül güneş gözlüğü takmıyordur, eminim.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda massive attack live with me&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;27 Ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;tenis topunu ben de görmeye başladım, şimdi tek gereken birlikte oynayacak birisi.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava açık..&lt;br /&gt;Fonda jefferson airplane-white rabbit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;28 Ağustos&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;dün gece en son tramvayı yakaladım, şanslıydım. Ama içeri girince tek bir kadın bile göremedim, hüzünlendim. Bir sonraki durakta içeri bir kadın girmedi, şaşkın şaşkın bakan bir köpek girdi. Hepimiz köpeğe bakıp gülümseye başladık, onun ilgisini çekmeye çalışıyorduk.&lt;br /&gt;sanki bir kısa film çektik.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda madrugada -hold on to you&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1 eylül&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;eylül geldi.&lt;br /&gt;Hayal ettiğim şeyi düşününce gülüyorum ama hayal etmeme bir engel değil bu.&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, hava güneşli..&lt;br /&gt;Fonda Bob Dylan-all along the watchtower&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3 Eylül&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;bugün Özge’yi gördüm. Yanıma gitmek istedim ama sora Eylül’ü hatırladım. onu bir daha görür müyüm, çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;Fonda unbelievable truth-who’s to know&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4 Eylül&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;sabah kalktığımda hafifçe esen rüzgar gıdıklıyordu beni. Giyindim, şapkamı taktım, şimdi dışardayım. Eylül’ü bugün kesin bulacağım.&lt;br /&gt;Çisenti başladı, midem bulanmıyor.&lt;br /&gt;Fonda the box tops- the letter&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2656553828713550096?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2656553828713550096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2656553828713550096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2656553828713550096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2656553828713550096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/selim_20.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4796369181651297777</id><published>2008-01-18T12:20:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:47.514+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>jump cut</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5B94jxG95I/AAAAAAAAANU/fdswOqh8TuI/s1600-h/Godard.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5156759983966582674" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5B94jxG95I/AAAAAAAAANU/fdswOqh8TuI/s320/Godard.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Canımın çok sıkıldığı bazı anlarda şimdi keşke jump cut yapabilsem derim.&lt;br /&gt;Otobüste bir kırımızı ışığı beş turda geçerken..&lt;br /&gt;Validenin hiçbir zaman bitmeyecekmiş gibi gelen söylenmeleri başladığında..&lt;br /&gt;Girdiğim ders beni yaşlandıracak kadar bunalttığında..&lt;br /&gt;Veya benzeri durumlarda&lt;br /&gt;Canım jump cut yapmak ister.&lt;br /&gt;Ama yapamam.&lt;br /&gt;Godard beyefendi, gerçeklerden sıyrılıp bize onların sıkıcılığından çok uzakta bir resim çizdin, iyi hoş güzel de, biraz da orayı nasıl bulacağımı anlatsaydın ya.&lt;br /&gt;Yoksa anlattın mı?&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En iyisi ben godard izleyeyim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4796369181651297777?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4796369181651297777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4796369181651297777' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4796369181651297777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4796369181651297777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/jump-cut.html' title='jump cut'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R5B94jxG95I/AAAAAAAAANU/fdswOqh8TuI/s72-c/Godard.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3719530109379003750</id><published>2008-01-18T12:19:00.000+02:00</published><updated>2008-01-18T12:20:29.234+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak gözlem</title><content type='html'>Dün hava çok güzeldi.&lt;br /&gt;Kış aylarının soğuk geçmesini istesem de, kapalı geçen günlerden sonra gelen güneş beni sevindirir.&lt;br /&gt;Ama kış ortasında çıkan bu güneşte güneş gözlüğü takma ihtiyacı duyan insanların olmasına da sinir olurum.&lt;br /&gt;Onlara görüntüye bu kadar takıldıkları için kızmam. Herkes güzel gözükmek isteyebilir, hele de güzelliklerinden başka güvenebilecekleri başka bir şeyleri yoksa güzel görünmek istemeleri gayet doğaldır.&lt;br /&gt;Onlara kış ortasında çıkan bu güneşte akıllarına güneş gözlüğü takmak geldiği için kızarım. Nasıl bir şey bu acaba? Sabah kalkıyorsun, kahvaltı falan yapıyorsun, camdan dışarı bakıyorsun, aa ne güzel güneş açmış. Kaç zamandır da takamadım, iyi oldu yav..&lt;br /&gt;Böyle midir acaba?&lt;br /&gt;Yaklaşık olarak..&lt;br /&gt;Yağmur yağdığı zaman giyeceği çizmeleri düşünen, kar yağdığı zaman takacağı bereyi düşünen insanlar mı bunlar?&lt;br /&gt;İnsanları gereksiz yere kategorileştirdiğimi söyleyebilirsin, bugün fazla abarttığımı düşünebilirsin; evet kabul, belki bugün fazla duyarlıyım, ama sen de kestirip atma. Bu küçük bir şey, ama bence 21.yy insanını çok güzel anlatan bir örnek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3719530109379003750?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3719530109379003750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3719530109379003750' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3719530109379003750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3719530109379003750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/aylak-gzlem.html' title='aylak gözlem'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3162231994515035012</id><published>2008-01-16T21:39:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:47.729+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>sinema</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R45d0zxG94I/AAAAAAAAANM/5zEXu-nnMSc/s1600-h/Iggy_pop_.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5156161785216563074" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R45d0zxG94I/AAAAAAAAANM/5zEXu-nnMSc/s320/Iggy_pop_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;iggy pop un the stooges yıllarının anlatıldığı bir film çekiliyormuş. başrolde elijah wood varmış. Elijah beyi yüzüklerin efendisi veya kült film itörnıl sanşayn dan hatırlayabilirsiniz. Yani abi bula bula bu herifi mi buldular. Her zaman için bir filmde önemli olan yönetmenlerdir, ama istisnalar da vardır haliyle, bu filmde o istisna filmlerine girer. Ayrıca filmin yönetmeni nick gomez sopranos vb yi yönetmiş bir tv dizisi yönetmeni. Ne kadar başarılı olursa olsun bence dizi çekmek bir yönetmenin yaratıcılığını köreltir-türkiye de de taylan biraderle buna iyi bir örnek-.&lt;br /&gt;İggy pop rock tarihinde çok önemli bir isim, benim içim morrison, hendrix kadar önemli bir rock star. Stooges ın ilk dönem çalışmaları kendilerinden sonraki birçok grubu etkilemiştir, rock tarihinde çok önemli bir yeri vardır bu grubun. Yani kısacası bu film öylesine bir film olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Courtney love de kurt cobain in biyografik filminde oynamasını istediklerini açıklamış, eksen de okudum. Ryan gosling i seçmiş, bence güzel bir seçim olmuş.&lt;br /&gt;Bu arada kendi ihtişamını ancak scarlett johannson un perdeye taşıyabileceğini düşünmüş herhalde ki, onu seçmiş. Yan yana koyunca çok benziyorlar yav.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3162231994515035012?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3162231994515035012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3162231994515035012' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3162231994515035012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3162231994515035012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/sinema_16.html' title='sinema'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R45d0zxG94I/AAAAAAAAANM/5zEXu-nnMSc/s72-c/Iggy_pop_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1148468372535268274</id><published>2008-01-16T21:21:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:47.870+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>sinema</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R45ZdzxG93I/AAAAAAAAANE/SsUhFfnAaDc/s1600-h/my+blueberry.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5156156992033060722" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R45ZdzxG93I/AAAAAAAAANE/SsUhFfnAaDc/s320/my+blueberry.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;vizyonda birçok merak uyandıran yeni film var, biraz bahsedelim.&lt;br /&gt;Geçen hafta rıza gösterime girdi, ben de biraz yoğun olduğum için bu haftaya bırakmıştım. Ama ne yazık ki rıza gösterimde sadece bir hafta kaldı. Çok yoğun bir dönemde girdi ama bir haftada ayıptır ya! Yeşilçam göstermezse artık iff yi bekleyeceğiz.&lt;br /&gt;Emir kusturica nın da son filmi gösterimde. Kusturica filmlerine alışkın olanlar için yeni bir durum yaratmayan bir film olduğu söyleniyor. Aslına bakarsak underground da yönetmen gelebileceği en üst noktaya erişti ve başyapıtını yaptı. Benim de çok beğendiğim bu filmden sonraki iki filmi de bu seviyenin altında, artık bu filmi aşacağını kimse beklemiyor. Beyoğlu sinemasında bu film, genç turkcell de var bu sinemada.&lt;br /&gt;Wong kar wai nin de filmi bu hafta girdi. 2046 yı sinemada izledikten sonra onun filmlerinin kesinlikle sinemada izlenmesi gerektiğini düşünüyorumm, ama bu film beyoğlunda gösterilmiyor. 2006 da ortaköy de izlediğim iklimler filminde beri Beyoğlu dışında film izlememe kararı aldım, gidip levent de falan film izleyemem. Bu arada herkes öpüşme sahnesini konuşuyor, ben de çok merak ediyorum. Amerika ya açılmasına da çok olumsuz değilim. Wenders Paris texas la, kusturica Arizona dream le abd ye açıldı, biçem olarak da, hikayede de kendilerinden uzaklaştılar, ama sonuç kötü olmadı.&lt;br /&gt;4 ay, 3 hafta, 2 gün de vizyonda. Bu filmi uzun uzun yazmıştım, artık bu görmek için son şans.Romanya cannes da üç senedir ödül alıyor, devamı gelecek m çok merak ediyorum. Bu film alkazar da oynuyor ve genç turkcell geçerli-ben de her İstanbullu gibi Türkiye yi sadece İstanbul dan ibaret görüyorum göründüğü üzere-. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1148468372535268274?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1148468372535268274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1148468372535268274' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1148468372535268274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1148468372535268274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/sinema.html' title='sinema'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R45ZdzxG93I/AAAAAAAAANE/SsUhFfnAaDc/s72-c/my+blueberry.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-5222173641958683720</id><published>2008-01-15T20:22:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:48.026+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>bir fotoğraf var aklımda</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4z7BzxG92I/AAAAAAAAAM8/Ao-DsAVbZ74/s1600-h/4541manset3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155771681927001954" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4z7BzxG92I/AAAAAAAAAM8/Ao-DsAVbZ74/s320/4541manset3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Konumuz fotoğraflar..&lt;br /&gt;Bazı fotoğraflar vardır yukarıdaki gibi, bugün bakınca sanki hiç yaşanmamış gibi gelir. Oysa üzerinden sadece altı ay geçti. Hiçbir şeye şaşırmayan, her şeye alışabilen insanların diyarında hiçbir durum absürd gelmez. Her şey uykucu bir kanıksamayla gider.&lt;br /&gt;Fotoğraflarda genelde gülümseyen insanlar görürüz.&lt;br /&gt;Güzel bir anı çerçevelemek isteriz de ondan. Bazen içten bir gülümseme, bazen eğreti-bazılarının da gülümsemesi gerçekten eğretidir-, bazen meraklı, bazen ürkek, bazen de sevgi dolu.&lt;br /&gt;En çok beni üzen o sevgi dolu gülücüklerdir.&lt;br /&gt;İnsanı güzelleştiren o parıltılara bakmak beni üzer; ki bu yüzden fotoğraf saklamam. Evet, var üç kişinin fotoğrafları bende. Ama onlar da ulaşamayacağım yerlerde ve onların sabah mahmurluğuyla çekilmiş fotoğrafları.&lt;br /&gt;Fotoğraf deyince aklıma gelen fotoğrafı anlatayım.&lt;br /&gt;Kurşun daha yola çıktığı anda sonu da bellidir; ama aşıklar bunu hep unuturlar-aşkın da ilk kuralı budur zaten-. Güzel anlarını da ölümsüzleştirirler sık sık.&lt;br /&gt;Sonra kaçınılmaz olan gelir. Geride de fotoğraflar kalır. O kırılmış kadın fotoğraflara bakar, sonra da hıncını onlardan alır. Onları yırtarken de ağlar, gülümseyen yüzünün üstüne düşer damlalar.&lt;br /&gt;Benim fotoğrafım da bu.&lt;br /&gt;Güzel bir anı unutmamak, tekrar yaşamak için çekilen fotoğrafların insanı ağlatması çok hazindir, ki bunu izlemek daha da kötüdür.&lt;br /&gt;Aslında eğlenceli bir şey yazacaktım, ama aklıma bunlar geldi, elimden de böyle çıktı. Bu konuda-fotoğraflar- daha diyecek çok şeyim var, ama daha sonra devam ederiz artık. Fotoğraflar üzerine uzun uzun konuşan Thomas Bernard’ın “Yok Etme” kitabını konuyla ilgilenenlere öneririm.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-5222173641958683720?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/5222173641958683720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=5222173641958683720' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5222173641958683720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5222173641958683720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/bir-fotoraf-var-aklmda.html' title='bir fotoğraf var aklımda'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4z7BzxG92I/AAAAAAAAAM8/Ao-DsAVbZ74/s72-c/4541manset3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1488040546430219823</id><published>2008-01-15T20:02:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:48.228+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4z1UjxG90I/AAAAAAAAAMw/JbDYfwSrP6w/s1600-h/cevat+Ã§aap.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155765406979782466" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4z1UjxG90I/AAAAAAAAAMw/JbDYfwSrP6w/s320/cevat+%C3%A7aap.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cevat abinin doğum gününü kutlarım, nice yıllara!&lt;br /&gt;Bizim jenerasyondaki birçok çocuk gibi benim de onu ilk görüşüm  “Süper Baba” adlı dizide oldu. Keşke günümüzde de böyle senaryolar olsa, bir kişi bile onu merak etse kardır.&lt;br /&gt;Onun şiiriyle tanışmam ise çok yakın bir tarihtedir. Geçen sene YKY onun şiirlerini “Bana Düşlerini Anlat” adlı kitapta topladı, ben de aldım okudum. Kitabın fiyatı çok uygun, yolunuz düşünce YKY Galatasaray’a bir uğrayın derim.&lt;br /&gt;Geçenlerde Barbaros Bulvarı üstünde ışıklarda onu gördüm. Gidip yanına konuşmak isterdim, ama çok dalgın gözüküyordu, rahatsız etmek istemedim. Sürüklenişleri yok saymayan ama onlarla sürüklenmeyen, yalnızlara yalnız olmadıklarını hissettiren, arkadaşlığı, insan sevgisini anlatan şiirlerini özellikle de “kış bitti” adlı şiirini ne kadar çok sevdiğimi söylemek isterdim. Üstat kış bitti diye yazmış, ben de geçen kış geldi diye bir şey yazmıştım-buraya da koydum-. Ben de kış bitsin istiyorum. Kanım kurusun, gül olup açılayım..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Sürgünlerin uzmanlığını.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Bir vapur nasıl kalkar bir limandan.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Tren nasıl acı acı öter, öğrendim.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Yıllarca mektuplarla yaşadım.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Kaçak tütün,yasak yayın&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Larla beslendim.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Unutmadım. Unutmadım.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;En çok yelkenleri özledim&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Bozkırın buzlu yalnızlığında.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Dağlar yoktu, dağlar yoktu,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Rüzgârlara yaslandım.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Çılgın mıydım, tutsak mıydım&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Yüreğinde karanlığın?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Kan kurudu -&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Ben gül oldum açıldım.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1488040546430219823?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1488040546430219823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1488040546430219823' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1488040546430219823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1488040546430219823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/cevat-abinin-doum-gnn-kutlarm-nice.html' title=''/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4z1UjxG90I/AAAAAAAAAMw/JbDYfwSrP6w/s72-c/cevat+%C3%A7aap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6002398159465628731</id><published>2008-01-13T20:55:00.000+02:00</published><updated>2008-01-13T20:56:18.544+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>öğrenci muhabbetleri III</title><content type='html'>Öğrenci milletinin en büyük ütopyası; unutulmak bilmeyen klişesi nedir derseniz, geçen hafta 22 yaşına girmiş kaşarlanmış bir öğrenci olarak&lt;br /&gt;“Bu sene günü gününe çalışacağım, her derse gireceğim.”  derim.&lt;br /&gt;Aslında günü gününe çalışabilsem, yok abi bu sene kararlıyım, derslerin hepsine girince çok kolay..&lt;br /&gt;Gerçekten bunu kim çıkarmıştır merak ediyorum. Bizim gibi tembel bir milletin muhayyilesinde böyle şeylerin canlanması bence çok zor. Kesin bu II.Dünya Savaşından önce buraya kaçan Alman profflar yerleştirmiştir bunu kafamıza. Yoksa nereden, nasıl, aklım almıyor.&lt;br /&gt;Üç tüp vardır. İlki haziran sonu bunu söyleyen arkadaşlarımızın girdiği grup. Sınavların bitmesinin verdiği rahatlıkla seneye kesin abi derler. Sonra eylüle kadar kendileri de unuturlar. En çok gözüken grup bunu eylül ayında söyleyenlerinkidir. Gözlerindeki istek, azim seni bile etkiler, ben de mi yapsam dedirtir. Sabah altı buçuk da kalkıp okula gidilir. Bir hafta, ikinci hafta ve bu sabah kalkamadım, bir şey olmaz bir seferden.. Bir de birinci vizeden sonra böyle iddialı çıkışlarda bulunanlar olur; ama teorik olarak imkanı olsa da bu olgu henüz gerçek hayata geçememiştir-en azından yıldız da-.&lt;br /&gt;Ama eminim, bir yerlerde istihzayla bizi dinliyor o yaratık. Sabah derslerine giren, muntazam bir şekilde not tutan, öğleden sonra kendine üç çeşit yemek yapıp sonra derslerine çalışan, sonra sevgilisiyle gezen, hafta sonları dalmaya falan giden o yaratık. Her dakikan dolu di mi kardeşim? Sen hiç yerdeki parkeleri saymanın karşı konulmaz cazibesine kapıldın mı? O an bunu dünyada sadece senin izlediğin hissini verdiren bir flash tv dizisi izledin mi hiç?  Ders çalışmaya başlamak için bir saat belirleyip, sonra onu bir saat ileri atıp, sonra bir saat daha erteleyip, en sonunda oo çok geç oldu, bu saatten sonra ders mi çalışılır, en iyisi bir film izleyim diyerek kendini haklı çıkarmanın sonsuz rahatlığını yaşadın mı hiç?&lt;br /&gt;Yok, tabii ki.. Onun için ben de tüm günü gününe çalışmayanlar adına diyorum ki, bizim çok ahımızı aldın, elbet hesaplaşırız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6002398159465628731?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6002398159465628731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6002398159465628731' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6002398159465628731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6002398159465628731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/renci-muhabbetleri-iii.html' title='öğrenci muhabbetleri III'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7792911890084875680</id><published>2008-01-12T21:06:00.001+02:00</published><updated>2008-01-12T21:06:56.340+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>öğrenci muhabbetleri II</title><content type='html'>Dönem başlar. Birinci hafta gidilmez; ikinci hafta gider okula uğranılır, ama derslere girilmez. Üçüncü hafta daha çook var denir. Neyse efendim uzatmayalım birici vize zamanı gelir ve öğrencimiz sıçar. Panik yaşanır; ama bir iki haftada okul yine unutulur-vizenin de sonucu açıklanmaz-, ikinci vize zamanı gelir ve bir daha sıçılır. Sonra dönem sonu gelir; notlar açıklanır ve o süper cümle kurulur:&lt;br /&gt;“Finalden 100 alsam..”&lt;br /&gt;Alsam, etsem, konuşsam, tabii olabilir; çok da karamsar olmamak lazım. Bunu diyen kişi, en iyisi bir ara verelim demiş olan sevgilisinin kendisine gerçekten döneceğine de inanabilir. Üstüne kuş sıçsa-iğrenç bir şeydir- gidip bir piyango bileti de alabilir.&lt;br /&gt;Ama arada da gerçekten o “100” ü alanlar olur. O zaman şöyle bir durum olur benim için. Böyle bir bankta oturuyor olurum, yanımda da en sevdiğim dostlarımdan biri. Adamın biri gelir, biz gülmeye başlarız, nasıl geçecen ki lan deriz, taciz ederiz, sonra adam biraz ürkerek de olsa önümüzden elini kolunu sallaya sallaya geçer. O geçtiği gibi biz onu unuturuz, hiç bozuntuya vermeden yeni geleni bekleriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7792911890084875680?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7792911890084875680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7792911890084875680' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7792911890084875680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7792911890084875680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/renci-muhabbetleri-ii.html' title='öğrenci muhabbetleri II'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1700007094132147073</id><published>2008-01-12T20:44:00.000+02:00</published><updated>2008-01-12T20:55:37.577+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>öğrenci muhabbetleri I</title><content type='html'>Davulun sesinin uzaktan hoş geldiği hepsi birer hrant dink olan tatlı su şövalyelerinin kahramanlıklarının birinci yıl dönümünün geldiği, Fransız sokağında bıyıklarını teker teker yolmak istediğim yeşil paralı kelin muhafazakarlığı yeniden yazdığı bu günlerde toplumsal duyarlılığım sıfıra inmiş vaziyette. Gazeteyi alıyorum, kültür-sanat sayfasını okuyorum, oradan üçüncü sayfaya geçiyorum, orada orijinal bir şey göremiyorum ve kapatıyorum.&lt;br /&gt;Ne yazsak o zaman-aslında sana sormadım, sadece sesli düşünüyorum-..  Sabah final, akşam final, için dışım okul oldu, o zaman biraz öğrenci geyiklerinden bahsedelim.&lt;br /&gt;Evet efendim, çok klişe bir saçmalık vardır. Bunu bir öğrenci de söyleyebilir, bir hoca da. İşte tahtada soru çözülür, anlaşılır ve denir ki aslında anlayınca çok zevkli!&lt;br /&gt;Birbirine girmiş üç tane üçgenin bilmem ne açısını sorardılar, ıkındım en sonunda çözmeye başladım, ama yine de sıkıcıydı. Yine musluk problemleri vardı, onları en başından beri yapabilirdim, ama onlar  da çok sıkıcıydılar. Nurulah ataç’dan tiksindirecek kadar insanı bayan makaleler vardı, marangozluk sanatının büyüsünü anlatan parçayı nereden iki paragrafa bölüneceğini sorardılar, yapardım, ama sıkıntıdan okurken midem bulanırdı.&lt;br /&gt;“ders” deyince benim içime bir sıkıntı basar. Mesela normalde zevkle okuyacağım bir siyasi tarih kitabı önüme ders kitabı olarak konunca onu okumak içimden gelmiyor. Dersler hayatımızdaki her şeyi etkiliyor, eğlenmek için de mi onlara başvurmak lazım? Ne bileyim abi, çık sokağa, sözlerini götünden sallayarak bağıra bağra İngilizce şarkı söyle, aç disko partizani yi dans et, al sevgilini bakın birbirinize, saçmalayın, gülün, yeter. Yani bence dersler insana her türlü duyguyu hissettirebilir, ama zevk almak bence imkansız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1700007094132147073?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1700007094132147073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1700007094132147073' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1700007094132147073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1700007094132147073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/renci-muhabbetleri-i.html' title='öğrenci muhabbetleri I'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4311869064679640930</id><published>2008-01-12T20:35:00.001+02:00</published><updated>2008-01-12T20:36:44.713+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>bir cevaplı arama</title><content type='html'>Eski sevgiliniz sizi arar ve derse:&lt;br /&gt;“Bu sabah seni düşündüm, sesini duymak istedim.”&lt;br /&gt;ona inanın, gerçekten bu sabah sizi düşünmüştür.&lt;br /&gt;Siz bu konuşmayı kafanızda yüzlerce kez yapmışsınızdır, ama o an her şey farklı olur, her zaman olduğu gibi.&lt;br /&gt;Dolabın kapağını azıcık aralayıp içine görmek istemediklerini tıkayanlardansanız ona ilk başta sormanız gereken şeyi sormayacaksınızdır.&lt;br /&gt;“Dün ne oldu?”&lt;br /&gt;Ama unutma ki o dolap bir gün açılacak ve karşısında sen olacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı yazarken kafamda the stooges-dirt çalıyordu-konuyla alakasız olarak, yoksa var mı?-. bir şiirler bağlamak isterdim ama aklıma bir şey gelmiyor-sanki behramoğlu nun vardı buna gidecek dizeleri-.&lt;br /&gt;Eski sevgililerini düşünen bütün dostlarımı selamlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4311869064679640930?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4311869064679640930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4311869064679640930' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4311869064679640930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4311869064679640930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/bir-cevapl-arama_12.html' title='bir cevaplı arama'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4438461067272172714</id><published>2008-01-07T19:46:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:48.546+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>ertuğrul özkök</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4JlnTxG9zI/AAAAAAAAAMo/FvQTfJaD7Gk/s1600-h/e_ozkok.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152792649660823346" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4JlnTxG9zI/AAAAAAAAAMo/FvQTfJaD7Gk/s320/e_ozkok.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Son yıllarda entelektüeller de Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses’i bağrına bastı zaten...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Ama benimki öyle bir fantezi, farklılık olsun diye değil işte. Hakikaten, damardan zevk alıyorum. Öğretim üyesiyken kamyonlara otostop çekerdik Beytepe’de. Ercan Turgut’un parçaları çalardı o kamyonlarda, çok beğenirdim. Kitsch’i severim ben. Mesela bazen bir Versace ortamındaki karmaşa ve arabesklik beni o kadar etkiliyor ki. Bunları bir tek ben itiraf ediyorum. Ama Türklerin en gelişmişi dahi arabeskle yaşar, söylemez. İkinci Yeni şiiri gırtlağına kadar arabesktir. Alın İkinci Yeni’den bir şiir, Doğuş’un şarkı sözlerinin yanına koyun, fark görebilecek misiniz bakalım. Sezen Aksu’nun şarkı sözlerinde de aynı tat vardır. Yani bizim ruhumuzda bunlar var. Zaten albüm için seçtiğim aryaların hepsi çok yüksek sanat ürünleri değil. Bazıları köylü şarkısı ama işte öyle bir söylüyorlar ki... Mahler de Kibariye de farklı biçimlerde aynı insanlık hallerini anlatıyorlar bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki konuşma Ertuğrul özkök le yapılan bir söyleşiden alınmıştır. Merak edenler devamına buradan ulaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/pazar/7973791.asp?gid=59&amp;amp;sz=15434"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/pazar/7973791.asp?gid=59&amp;amp;sz=15434&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul bey gerçekten ilginç bir şahıs. Pazar günleri bir şeyler yazar, ben de arada okurum. Kafasına göre takılır, 29 ekim de şarap yazısı yazabilir. En dikkatimi çeken de ne akp’yi, ne chp’yi hiçbirini tuttuğunu açıkça söylememesi. Genelde bir taraf tutulur, tarafsız takılsa da yazar kişi tarafını belli eder. Valla ben bu adamı okuyorum, hep kararsız kalıyorum-hadi canım-.&lt;br /&gt;Gelelim asıl konumuza. Şu söyledikleri Ertuğrul beyin en hafif kelimeyi seçersek bilgisizliktir. Ertuğrul bey bin düşünüp bir konuşan insanlardan olmayıp bir düşünüp bin konuştuğu için böyle demiş. Öncelikle ikinci yeniyi bu kadar basite indirgemeye kimsenin hakkı yok. ikinci yeni türk şiirinin zirvesidir; türk şiirinin zirvesinde olanları düşünün, birçoğu ikinci yeni akımındandır. Bu yazarları doğuş la karşılaştırmak ayıptır efendim. Ayrıca çatkıdı çatkıdı oynayalım kız, azıcık alttan azıcık üstten diyen biriyle de Turgut uyar ı yan yana getirmek ayıptır. Ayrıca ikinci yeninin çıkış tarihiyle Türkiye de arabeskin patlak verdiği dönemleri karşılaştırdığımız zaman da böyle konuşmak saçmadır. İkinci yeni şairlerinin etkilendiği Fransız şairlerini-hatta mesela Cahit Sıtkı nın direkt arakladığı Fransız şairleri- düşündüğümüz zaman da böyle bir şey demek iyice absürd kaçıyor.&lt;br /&gt;Ertuğrul beyin böyle bir sözü kimlere dediği, aslında neleri düşünerek dediğini ben de tahmin ediyorum. Ama o zaman isim vereceksiniz. İkinci yeni deyince benim aklıma ilhan berk, ece Ayhan, Turgut uyar geliyor. Üstatların adının yanına bu arabesk lafını getirmek ayıp be kardeşim.&lt;br /&gt;Ben burayı da cemal abimle bağlayacağım. O bu şiiri kime yazmış bilmiyorum ama nedense tam yeri gibi geldi bana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;beş dil biliyormuş ünlü kişi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;ünlü ve saygıdeğer&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;bir de türkçe öğrense&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;altı eder.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4438461067272172714?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4438461067272172714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4438461067272172714' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4438461067272172714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4438461067272172714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/erturul-zkk.html' title='ertuğrul özkök'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4JlnTxG9zI/AAAAAAAAAMo/FvQTfJaD7Gk/s72-c/e_ozkok.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8189007798276131870</id><published>2008-01-07T19:25:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:48.885+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>cemal süreya</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4Jg8jxG9yI/AAAAAAAAAMg/ZmGEi88IeRY/s1600-h/cemal_sureya_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152787517174904610" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4Jg8jxG9yI/AAAAAAAAAMg/ZmGEi88IeRY/s320/cemal_sureya_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cemal süreya nın ölüm yıldönümü bu hafta, alıntı sırası da onda.&lt;br /&gt;Cemal süreya türk şiirinde bence üvercinka ile kitap bazında zirveye çıkmıştır. Onun genç yaşında yakaladığı güçlü imgele yaratımı, büyüleyen lirik akış ve bütün şiirlerinde hissedilen coşkunluk bence bu kitabı çok özel bir yere taşıyor türk şirinde.&lt;br /&gt;Bir de cemal süreya nın bende özel bir yeri vardır. İlk şiir yazdığım dönemlerde Atilla ilhan dan çok araklıyordum, buraya da yazmıştım, ama en az onun kadar süreya dan da araklıyordum. Bu bağlamda kendisinin yeri bende farklı. Artık sadece ilham alıyorum ondan..&lt;br /&gt;Son dönem şirilerinden birini koyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;durakta üç kişi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;adam ,kadın ve çocuk&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;adamın elleri ceplerinde &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;kadın çocuğun ellerini tutmuş &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;adam hüzünlü&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;kadın güzel&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;güzel anılar gibi güzel&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;çocuk&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;güzel anılar gibi hüzünlü&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;hüzünlü şarkılar gibi güzel&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8189007798276131870?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8189007798276131870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8189007798276131870' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8189007798276131870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8189007798276131870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/cemal-sreya.html' title='cemal süreya'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4Jg8jxG9yI/AAAAAAAAAMg/ZmGEi88IeRY/s72-c/cemal_sureya_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6324756147832175946</id><published>2008-01-06T20:22:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:50.421+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>2007 değerlendirmesi</title><content type='html'>Ya bunu yazmak çok üşendiriyor beni, ama azimliyim.&lt;br /&gt;Evet 2007 yılı hiç eğlendiren bir sene olmadı, birçok grup beni hayal kırıklığına uğrattı. Arctic monkeys, editors, klaxons, bloc party-özellikle de bloc party- ikinci albümleriyle o çok konuşulan ikinci albüm krizine girdiler-ben böyle bir şey olduğunu da düşünmüyorum, aksini kanıtlayan birçok örnek var-. Modest Mouse uykumu getirdi vs, tek tek yazmayalım şimdi. Bir şeyi önceden açıklığa kavuşturalım, bu liste sene içersinde düzenli olarak aldığım notlardan oluşmuyor, ayları aklıma getirerek bir şeyler yapmaya çalıştım. Türkçe listemde aslında çok az grup olmasına rağmen nekropsi ile dinar bandosunu unuttuğumu düşünürsek bu listenin de çok sağlıklı olduğunu iddia edemem. İndie dinlediğini söyleyen biri için bu liste fazla popüler, evet ama bunu tamamen kasıtlı yaptım, indielere küsüm bu sene-yine de onlara ayrı bir liste yapacağım bir ara-. Ama o kadar da popüler değiliz canım.. Şemsiyeli, güzel gözlü hatunu almadık listeye. Yine jamiroquai havasında bir şarkıyla yılın en çok çalanlarından olan maroon 5 da yok. solistinin erkek olup olmadığı bu sene herkesin en büyük merak konusu olan alaman veletler de yok. bu arada listeye aldıklarımı da pek dinledim diyemem. Benim için senenin en büyük keşfi e.s.t deydi, ablam saolsun. Onun dışında biz yine marquee moon, burma shave vb dinledik.&lt;br /&gt;2008 yılı içinde birkaç temennim var, yazmazsam olmaz. Umarım bu sene avril lavigne in elinden gitarı alınır. Birileri meg white a bateri çalmasını öğretir, ya da daha basiti var deyip karizmatik detone jack abimiz raconteurs la takılır. Ve dave grolh un albüm çıkartmadığı bir sene olur. Portishead sonunda dedirtir ve radiohead istanbul’u sallar-ulan rockn coke a bile gidecem, yeter ki gelin-.&lt;br /&gt;Son olarak listeyi yaparken bazı şarkıları hit olduğu için aldım, bazılarını ise albümleri ayrı bir değerlendirme yapmadığım için bu listeye aldım. Bu yaptığım pek objektif bir değerlendirme olmayacak, baştan bunu kabul ediyorum, bazı gruplara kişisel kıyak da geçtim, yine de listede babyshambles bile var, az da olsa objektifim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En İyi 20&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EiUDxG9nI/AAAAAAAAALI/N7Aab0Pt3lo/s1600-h/ellioth.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152437176692569714" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EiUDxG9nI/AAAAAAAAALI/N7Aab0Pt3lo/s200/ellioth.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;1.Elliot smith-high times:&lt;/strong&gt; ellioth smith’in 94-97 yılları arasında kaydettiği ve yayınlanmayan şarkıları bu sene new moon adlı albümde topladı ve yayınlandı. Onca yeni şarkı varken onu birinci seçmemin sebebi açık. Elliott smith in önünü açtığı indie müzik ile bugünkü arasında dağlar kadar fark var, eski günleri dönülme şansı olabileceğini düşünmek de sadece romantizm oluyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.Arcade fire-ocean of noise:&lt;/strong&gt; karizmatik şarkı diye buna derim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EihTxG9oI/AAAAAAAAALQ/DyItqJcWKl8/s1600-h/the+national.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152437404325836418" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EihTxG9oI/AAAAAAAAALQ/DyItqJcWKl8/s200/the+national.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;3.The National-Brainy:&lt;/strong&gt; babylonda melankoli dolu bir gece yaşayacağını bekleyenler çok farklı bir performansla karşılaştı. 205 yılının en iyelerindendiler, bu sene de öyleler. Bu şarkıyı üçüncü sırada olmasının nedeni aslında albümlerinin bütününe olan beğenim. Brainy dinleyip hayal kırklığına uğramayın. ayrıca albüm kapakları ne kadar tatlı olmuş; orada olmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.Lcd soundsystem-no love lost:&lt;/strong&gt; aslında süper bir albüm çıkardılar-franz ferdinand ın solistiyle yapılan düet ve klibi hariç tutuyorum-, özellikle onların tarzıan uzak olan son şarkıy çok beğendim. Ama ben onları joy divison coverlarıyla listeye aldım. İan curtis in vokaline olan hayranlığımdan ötürü joy divison coverlarını hiç sevmem. Ama bu sefer gerçekten iyi bir cover var, dinliyoruz, tepiniyoruz, yetmiyor, bir daha başa sarıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4Ei1TxG9pI/AAAAAAAAALY/IIK9V0-Ls8o/s1600-h/amy.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152437747923220114" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4Ei1TxG9pI/AAAAAAAAALY/IIK9V0-Ls8o/s200/amy.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;5.Amy winehouse-back to black:&lt;/strong&gt; senenin en dikkat çeken ismi. Billie holiday le karşılaştırılıyor ama bence şarkılarının düzenlemeleri çok daha iyi olabilir. Devamını merakla bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=aygAu1x2uQo"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=aygAu1x2uQo&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6.Blonde redhead-dr strangeluv:&lt;/strong&gt;  hangi şarkılarını alayım derken küçük bir kriz yaşadım. Blonde redhead bu sene en çok dinlediğim gruplardandı, sadece bu albümleri değil, geriye doğru bir yolculuğa çıktım bu seneye kadar pek hakim olmadığım bu grupla. Bir de İstanbul maceraları var, yirmi milyonluk bileti almaya cimrilik edip, türlü maymunluklarla uğraşınca kaçtı güzelim konser.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.incubus:-love hurts&lt;/strong&gt;:2005 çıkışlı albüm. Ama albüm 2007 de konuşuldu sonuç itibariyle. Üç tane hit çıkarmayı başardılar bu albümden, popüler olup da iyi bir şeyler yapılabileceğini bir kez daha gösterdiler. Bu şarkının da ismi hoşuma gitmişti dinlemeden önce. Bazen böyle basit şeyler arıyor bünye. Sonra gitarlar girdi, kollar kavuşturuldu falan. Uzar bu, kaçalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8.Spoon-Rhtm&amp;amp;Soul&lt;/strong&gt;:indie rock’un en sağlam gruplarından spoon bu sefer şeytanın bacağını kırdı gibi. Bu gurubun hiçbir albümünde kaliteyi düşürmemesi arctic monkeys vb grupları düşününce grubun önemini bir daha ortaya koyuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EjKjxG9qI/AAAAAAAAALg/-mAZK8Yw8kk/s1600-h/pj+harvey.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152438112995440290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EjKjxG9qI/AAAAAAAAALg/-mAZK8Yw8kk/s200/pj+harvey.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;9.PJ Harvey-When Under Ether:&lt;/strong&gt; bu aylara çok giden bir albüm olmuş, yavaş dokunuşlar. Öpüyorum kendilerini..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10.Babyshambles-delivery:&lt;/strong&gt; libertines i çok sevmeme rağmen bu herife-pete droth- çok uyuz olurdum. Bu sene yeni grubuyla ikinci bir albüm çıkardılar. Bu sene hit denebilecek hiçbir şey olmadığı için bu şarkının da hakkını vererek listeye alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=am8C47g41Nk"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=am8C47g41Nk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;11.Battles-Leyendecker:&lt;/strong&gt;anlatılması harbi zor olan, senenin en iyi ilk albümünü çıkarmış olan grup. Ben anlatamayacağım, indirin, dinleyin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EjaDxG9rI/AAAAAAAAALo/6e7s6bAO1sI/s1600-h/kylie.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152438379283412658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EjaDxG9rI/AAAAAAAAALo/6e7s6bAO1sI/s200/kylie.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;12.Kylie minouge-2 hearts:&lt;/strong&gt; listenin koptuğu nokta..&lt;br /&gt;Evet, siz demeden itiraf ediyorum, bu şarkıyı radyoda dinlemedim, önce kilbini izledim. Kylie nin bembeyaz bacakları ve siyah giysisiyle yakaladığı contrast çok başarılıydı. Ayrıca siyah rugan ayakkabıları ve ayakkabının kırmızı tabanları onu çok tatlı yapmış.&lt;br /&gt;Kylie nin davetkar vokali açıkçası beni her zaman etkilemiştir. Tv yi açınca rock adına bir sik göremiyorum, ben de kylie yi dinliyorum. Düşen çocuk-nasıl da çevirdim türkçeye- gibi zırvalar dinleyeceğinize bunu dinleyin. Gerçekten güzel bir şarkı.Ayrıca kylie ablamla nick abim bile düet yapmış zamanında. Kimsenin laf etmeye hakkı yok&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=NWt7JlRCVes"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=NWt7JlRCVes&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;13.İnterpol-pioneer to the falls:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;“ girl, i know you try&lt;br /&gt;you fly straight into my heart&lt;br /&gt;you fly straight into my heart&lt;br /&gt;but here comes the fall...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EjwDxG9sI/AAAAAAAAALw/o4iEPQLozEc/s1600-h/feist.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152438757240534722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EjwDxG9sI/AAAAAAAAALw/o4iEPQLozEc/s200/feist.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;14.Feist-my moon my man:&lt;/strong&gt; bu albümde daha fazla popa dönmüş hanfendi, ondan çok daha iyisini bekliyordum açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15.The rakes-we danced together:&lt;/strong&gt;nezle vokal kontenjanından listemize the rakes i dahil ettik. İlkbaharın favori şarkılarındandı. Üsküdar da oturup dinlediğim sabah şarkılarımdan olamadı haliyle ama radyo eksen in sayesinde yıldız sabahları elimde kahveyle bölümümün tatlı bahçesinde birçok kez dinledim bu şarkıyı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16.Acoustic ladyland-cuts&amp;amp;lies:&lt;/strong&gt; aslında bu şarkının yer aldığı albüm 2006 da çıktı. Ama sonuna denk geldiği için aldık bu şarkıyı da. İstanbul a gelene kadar pek bilenmeyen jazz dörtlüsü son albümleriyle adeta punk-rock dörtlüsüne dönmüş. Bence ilk dönem albümleri daha başarılı, böyle daha sıradan bir grup haline gelmişler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4ElBzxG9tI/AAAAAAAAAL4/l8VdybJzwfk/s1600-h/grinderman.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152440161694840530" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4ElBzxG9tI/AAAAAAAAAL4/l8VdybJzwfk/s200/grinderman.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;17.Grinderman-no pussy blues:&lt;/strong&gt; nick cave gençlik yıllarına geri dönmüş gibi. Bu yılın en enerjik, dışavurumcu parçası. Klibi de ayrı bir husus.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=lL3dNfxcpnw"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=lL3dNfxcpnw&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;18.Radiohead-jigsaw falling in to the place:&lt;/strong&gt; radiohead bir albüm çıkardı, ama daha çok eskiden kaydettikleri şeyleri topladılar desek yalan olmaz. Bu albümün ilk klbini de bu parçaya çekmişler, klip thom yorke un çirkin suratını daha da bir çirkin göstermiş, ama güzel bir klip olmuş yine de. Ben bu şarkıyı, daha doğrusu albümü kenara atmıştım, ama sonra Didem dinle dinle diye zorladı, biz de tekrar dinlemeler sonucu albüme alıştık. Dance, dance..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=UKrsBVFsfIQ&amp;amp;feature=related"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=UKrsBVFsfIQ&amp;amp;feature=related&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;19.Black Rebel Motorcycle Club-Weapon of Choice:&lt;/strong&gt; ismine bayıldığım grup BRMC bu sene bir albüm çıkardı, ama pek duyuramadılar kendilerini. Bu grup strokes la beraber ilk çıktığından beri hakkı verilmeyen bir grup-strokes u da cok severim, ama bence brmc daha iyi-. Böyle karizmatik bir vokal ve güzel riffler günümüzde pek yok&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20.Animal collective-peacebone:&lt;/strong&gt; bu grup da gözden kaçmaması gerekenlerden. Yoğun müzik böyle bir şey olsa gerek. Konserlerde ne yapıyor bu şahsiyetler merak ediyorum doğrusu. Ayrıca bir de panda bear mevzusu var, bu ikisini bir arada çıkarıyorum ve listeyi kapatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152440436572747490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4ElRzxG9uI/AAAAAAAAAMA/3cwKkt3NQVE/s200/arcade_fire_.jpg" border="0" /&gt;En iyi albüm:The Arcade Fire-Neon Bible:&lt;/strong&gt; bu sene benim en çok beklediğim albüm bu albümdü, fazlasıyla tatmin oldum. İlk albümde ne varsa, bu albümde bir kademe atlayarak bir daha karşımızda. Bu albümün şansızlığı kış sonunda çıkmasıydı; bazı albümler kışın dinlenir, bu albüm de öyleydi. Nisan ayında Orhan veli misali dolanırken arcade fire dinleyemedim, bu yüzden sene sonunda albüm bir daha elime geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EldDxG9vI/AAAAAAAAAMI/65R55Q0bRJM/s1600-h/Chris_Cornell.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152440629846275826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EldDxG9vI/AAAAAAAAAMI/65R55Q0bRJM/s200/Chris_Cornell.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hayal kırıklığı-Chris Cornell:&lt;/strong&gt; tabii ki senenin en iyi kötü albümünü çıkarmadı ama ona gelince beklentilerim her zaman bir seviye yukarda. Biraz audioslave konuşalım. Audioslave like a stone u çıkardığında morello ve Cornell birlikte yapabilecekleri en iyi şarkıyı yapmışlardı, başka hiçbir şarkıda bu denli uyumlu değillerdi. Bu albümdeki birkaç tatminkar şarkıyla beraber albüm bizleri çok sevindirmişti. Sonra ikinci albüm geldi, be yourself le yapmaya çalıştıkları onlara yakışmayan bir şeydi. Bu albümde şarkılar aradık sevecek, doesnt remind de iyiymiş falan dedik ama boş bir çabaydı. Bu albümün en ilginç özelliği de grubun çıkardığı dört single ında ilk dört şarkıdan olmasıydı. Sonra sessiz sedasız revelations çıktı. Bu albüm sağlam bir rock albümüydü, bugünlerde alışık değiliz böyle şeylere. Yine de bir şey eksikti. Cornell bir tane bile hit yazmamıştı, bu kafaları kurcalamaya yetmişti. Zaten bir süre sonra you know my name çıktı ortaya, sonra da dağıldılar. Yeni albümünün en dikkat çeken şarkısı arms around your love dı. Bu şarkıda en çok dikkatimi çeken nakarattaki üst üste tekrarlanan sözlerdi, bu ondan görmeye alışık olmadığımız bir durumdu. Albüme genel olarak baktığımızda country, blues esintileri görüyoruz. Sahte bir lenord cohen havası var sanki. Belki de yaşlandı artık. Kariyerinin en zayıf halkası olarak bu albümü görmek acımasızlık olmaz, özellikle de ilk solo albümünü düşünürsek. İşin ilginci herkes rockn coke da batıracağını düşünürken onun bayık Franz Ferdinand ve msp konserleri karşısında günü kurtaran olmasıydı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yılın mevzusu:&lt;/strong&gt; yılın en çok konuşulan olayı tabi ki radiohead in albümünü nete taşımasıydı. Radiohead meydan okudu, diğer gruplardan farkını bir kez daha ortaya koydu. Sonuçta beyazsaray da bile konuşulan bir edimi gerçekleştirdiler, ayrıca da on milyon doları da cukkaladılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4ElsDxG9wI/AAAAAAAAAMQ/YVk537ByVUY/s1600-h/cobain.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152440887544313602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4ElsDxG9wI/AAAAAAAAAMQ/YVk537ByVUY/s200/cobain.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Müzik&amp;amp;sinema:&lt;/strong&gt; nasıl edebiyatla sinema arasında engellenemez bir bağ varsa, sinemayla müzik arasında da aynı güçte olmasa da bir bağ var. Bu sene de müzisyenlerle ilgili birçok film ve belgesel izledik-sırf filmkeimi bile yeterdi-. İçlerinden en beğendiğim kurt cobain:about a son oldu. Kurgusu itibariyle minimalist bir doökümenter yapım var elimizde. Görüntülerle ve şarkılarla algının dikkatini dağıtmayan, sadece elindekini vermek isteyen, sadece cobain in hikayesini anlatmak isteyen çok başarılı bir belgesel. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4El8TxG9xI/AAAAAAAAAMY/nc98sj4KA2Q/s1600-h/OscarPeterson.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152441166717187858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4El8TxG9xI/AAAAAAAAAMY/nc98sj4KA2Q/s200/OscarPeterson.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Son olarak Oscar peterson a değineceğim.&lt;br /&gt;Aslında bu sene birçok ünlü kişi öldü ama Oscar peterson la olan bağım daha ilginçti. Sabah kantinde otururken bir arkadaşım geldi ve Oscar peterson da ölmüş dedi. Ben de yaşıyor muymuş ya dedim.&lt;br /&gt;Oscar peterson herhalde benim caz adına dinlediğim ilk müzisyenlerinden biri grubuyla beraber.&lt;br /&gt;Günümüzdeki müzisyen,marka eklemleşmesinin çok uzağında bir müzik icra ediyordu üstat. Düşünsene biz onu dinliyoruz, arkadaşımıza tavsiye falan ediyoruz, ama hakkında ben ufak bir şey bile bilmiyoruz. Ortaya koyduğun sanatının sanatçıdan tamamen ayrı bir değeri olmasının onu okuyan, izleyen, dinleyen, hayran olan kişilerin senin sadece sanatıyla ilgili olmaları 21.yy da bir sanatçının başına gelebilecek en güzel şey bence.&lt;br /&gt;Perihan mağden, elif şafak ve türevleri biraz bunu düşünseler..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6324756147832175946?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6324756147832175946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6324756147832175946' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6324756147832175946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6324756147832175946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/2007-deerlendirmesi.html' title='2007 değerlendirmesi'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R4EiUDxG9nI/AAAAAAAAALI/N7Aab0Pt3lo/s72-c/ellioth.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6256448806145385287</id><published>2008-01-05T21:30:00.000+02:00</published><updated>2008-01-05T21:31:13.422+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>gitmek, kalmak, beklemek, ölmek, yaşamak..</title><content type='html'>Giden gitmeden önce insana neler neler yaptırır..&lt;br /&gt;Yüzümüz düşer, yemek yemeyi unuturuz, sanki her şey üst üste geliyor gibi gelmeye başlar-oysa sadece herhangi bir gündür-, sayfalarca içimizi dökeriz; yetmez, ağlarız, içeriz, sarılırız..&lt;br /&gt;Sonra o gider&lt;br /&gt;Ve biz kalırız. Her şey devam eder.. farkında olmadan sen de devam edersin.&lt;br /&gt;Gidenin gitmiş olduğunu anca o dönünce hatırlarsın gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şey yazmıştım bununla ilgili. Geçenlerde bir şiirini gördüm özdemir abinin. Aynı konu, aynı düşünce; ama daha güçlü anlatım haliyle. İşin ilginci ben bu şiiri hatırlamıyordum-ki her şiirini okumuşumdur-. Belki ondan bilmende ilham aldım, belki de aynı şeyi düşündük. Onunkini koyacağım. Hayat en çok geçmişe dönünce koyuyor, susuyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bekle dedi gitti &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ben beklemedim, o da gelmedi... &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ölüm gibi bir şey oldu &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ama kimse ölmedi...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6256448806145385287?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6256448806145385287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6256448806145385287' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6256448806145385287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6256448806145385287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/gitmek-kalmak-beklemek-lmek-yaamak.html' title='gitmek, kalmak, beklemek, ölmek, yaşamak..'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8734133529746513843</id><published>2008-01-04T13:23:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:50.553+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>kar!!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R34YQjxG9mI/AAAAAAAAALA/jKsSgCnDIGg/s1600-h/beryoÄlu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151581696516617826" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R34YQjxG9mI/AAAAAAAAALA/jKsSgCnDIGg/s320/beryo%C4%9Flu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul da dün az da olsa kar yağdı.&lt;br /&gt;Yıldız merkez kampusteydim, bizim okul çok tatlı oldu, çocuklar gibi sevindirik oldum. Kar yağması kadar beni sevindiren ve aynı zamanda üzen başka bir şey yok; her seferinde aynısı oluyor.&lt;br /&gt;Bunu saymıyorum, daha fazla istiyoruz.&lt;br /&gt;Küçük bir şiirim var ilk kara, belki beğenirsin jeremy.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;İlk kar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Perdeleri çekince&lt;br /&gt;beyaz şakayı görürsün.&lt;br /&gt;Damlara tünemiştir yine, çaktırmadan&lt;br /&gt;El sallar, gülümser sana hınzırca&lt;br /&gt;Artık rüya başlamıştır;&lt;br /&gt;Gözlerini açman yeter.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8734133529746513843?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8734133529746513843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8734133529746513843' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8734133529746513843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8734133529746513843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/kar.html' title='kar!!!'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R34YQjxG9mI/AAAAAAAAALA/jKsSgCnDIGg/s72-c/beryo%C4%9Flu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6888927229884798509</id><published>2008-01-02T19:49:00.000+02:00</published><updated>2008-01-02T19:50:50.070+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anket'/><title type='text'>anket</title><content type='html'>Anket yapmayacağım dedim, ama sonra yandaki anket duruyor öyle, dayanamadım yine.&lt;br /&gt;Evet efendim yeni konumuz piyango biletleri.&lt;br /&gt;Bu soruyu dün babama da sordum, size de soracağım. Çok önemli bir şey, kendinizi sorgulayın bakalım.&lt;br /&gt;Biletinizi aldınız, yirmi gün cebinizde sakladınız, sonra 1 ocak oldu, sabah elinize aldınız gazeteyi-içtiyseniz öğleden sonra diyelim- önce neye bakarsınız?&lt;br /&gt;Amortiye mi, büyük ödüle mi?&lt;br /&gt;Bunu merak ediyoruz.&lt;br /&gt;Tabi ki piyango bileti almama ihtimaliniz de var.&lt;br /&gt;Ayrıca siteye yanlışlıkla gelmiş de olabilirsiniz.&lt;br /&gt;Yine uykunuz da gelmiş olabilir, insanlık hali sonuçta.&lt;br /&gt;Ama örneklem kümemizdeki verileri incelerken e ve d şıkkını işaretleyenleri dikkate almayacağım. Onlar sonuca etki etmeyen artık veriler.&lt;br /&gt;İyi akşamlar..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6888927229884798509?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6888927229884798509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6888927229884798509' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6888927229884798509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6888927229884798509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/anket.html' title='anket'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-1799114672141357365</id><published>2008-01-01T20:52:00.001+02:00</published><updated>2008-01-01T20:54:05.667+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>kış geldi..</title><content type='html'>Batıp çıktıkça karanlık dehlizlerde bir el bekledin seni çekecek. Kimse yoktu etrafında; devam ettin sessizce, şikayet etmedin, daha da battın. Sonra bir el belirdi sana uzanan; sımsıcak güvenli bir el. Düşünmeden sarıldın o ele; oysa bilmeliydin, cebinde bir eli daha vardı adamın.&lt;br /&gt;Tıpkı adın gibi sen hep başkalarını düşündün. O küçücük bedeninden bir kadın çıkardın etrafındakilerin anlayamadığı. Elini uzatmaya devam ettin, sana yapılanları unuttun sevgi dolu bir büyüklükle. Ne de ümitliydin o albenisiz yolda yürürken, seni görmek bile içimi burkmaya yeterdi.&lt;br /&gt;Düştün, yalpaladın. Gözlerin doldu, devam ettin. Biri vardı, elbette birileri vardı. Üşüdün rüzgar da savrulurken, tutunamadın yokuştan inerken. Yürüdün.. en sonunda beni gördün, koşmaya başladın.&lt;br /&gt;Çünkü kış geldi&lt;br /&gt;Benim seni sarmam gerek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir suskuntu kaplamıştı ruhumu maddeden ayıran. İçim deşiliyordu, kemiriyordu arsız farelerim bütün tutunaklarımı.  Gölgem ise hiç hareket etmiyordu, herkes suskuntuma alışmıştı sanki. Sonra bir gün bir gölge belirdi yanımda. Tuttum onu çektim kendime. Bir hava vardı bedenimi saran, suskuntumu bozan; ki ben nefes almak istemdışı sanırdım. Birden fark ettim; suskuntum kaybolmuştu. Bilemedim ne yapacağımı; şaşırdım, ben de kayboldum.&lt;br /&gt;Gün geldi, sabah oldu. Ben camı açtım seni hatırladım. Rüzgar sallıyordu emektarı, gülümseyen veletleri; ama nafileydi bana, ben biliyordum gideceğim yeri. Silmişti beyaz mucize her şeyi; şimdi geriye sadece sen kaldın. Köşeyi döndüm; seni gördüm. Hızla koştun bana.&lt;br /&gt;Çünkü kış geldi&lt;br /&gt;Senin beni sarman gerek..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-1799114672141357365?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/1799114672141357365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=1799114672141357365' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1799114672141357365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/1799114672141357365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2008/01/k-geldi.html' title='kış geldi..'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6075087459569812042</id><published>2007-12-31T14:51:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T14:53:29.624+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>yeni yıl mesajı</title><content type='html'>Adettendir ben de bir şey yazayım dedim.&lt;br /&gt;Yeni yılda her şey istediğiniz gibi olur umarım. Ben dedim diye olacak değil ya, yazıyorum yine de. Yeni yılda nedensiz gülümsemeler yüzünüzden eksik olmasın. Nisan ayında  umarım yeni birileriyle tanışma durumunuz olur. Hepsinden önemlisi dostlarınızla ve ailenizle aranız iyi olur, zor anlarınızda konuşmak isteyeceğiniz biri olur.&lt;br /&gt;Tayland gazileri cenk, emir ve batuğ’ ya, zorunlu memuriyetini Ankara’da sürdüren sevgili Burak’a, nerede olduğunu bilmediğim-umarım okuyorsundur beni-, çok özlediğim sevgili dostum Birsen’e de selamlar. Burada olanlar kıskanmasın, onları zaten gördüm.&lt;br /&gt;Hepinize iyi yıllar!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6075087459569812042?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6075087459569812042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6075087459569812042' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6075087459569812042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6075087459569812042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/yeni-yl-mesaj.html' title='yeni yıl mesajı'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-5841682463941627284</id><published>2007-12-31T14:48:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T14:51:13.226+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>asaf halet çelebi</title><content type='html'>Doğumunun 100.yılında asaf halet çelebi’yi saygıyla anarak, haftanın alıntısını onun bir şirinden alıyorum.&lt;br /&gt;Birçok şairi ve yazarı köşemde andım bu sene;  bu blogda yapmayı en çok sevdiğim de bu. Sevdiğim şairleri bir şekilde hatırlamak ve hatırlatmak çok hoşuma gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adimi unuttum&lt;br /&gt;adi olmiyan yerlerde&lt;br /&gt;ne in&lt;br /&gt;ne cin&lt;br /&gt;ne benî âdem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanlar içinde&lt;br /&gt;kuslar uçuyor&lt;br /&gt;kervanlar geçiyor&lt;br /&gt;bir igne deliginden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çarsilar kuruluyor&lt;br /&gt;saraylari oyuncak&lt;br /&gt;insanlari karinca sehirler&lt;br /&gt;zamanlari gördün mü&lt;br /&gt;bir igne deliginden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adimi unuttum&lt;br /&gt;adi olmayan yerlerde&lt;br /&gt;geçip gidenlere bakarak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-5841682463941627284?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/5841682463941627284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=5841682463941627284' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5841682463941627284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/5841682463941627284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/asaf-halet-elebi.html' title='asaf halet çelebi'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2367450891692590508</id><published>2007-12-30T18:44:00.000+02:00</published><updated>2007-12-30T18:47:40.201+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylakzamanlar</title><content type='html'>Aylakzamanlar ı açalı yaklaşık altı ay oldu, birkaç şey demek istiyorum sayfam hakkında. Aylak zamanlar her ne kadar altı ay önce açmış olsam da sizin de gördüğünüz üzere hala oturtamadığım bir sayfa oldu. Bundan sonra da bir düzene giremeyecek sanırım. Aslına bakarsak 2007 nin basında eski bir dostumla çok daha ciddi bir şey yapmayı düşünüyorduk, şartlar bizi ayırdı, bu iş yattı. Ben de aylakzamanlar ı üzerinde çok düşünmeden açtım. Aylakzamanlar  için birçok şey düşünsem de sonra sadece o an aklıma gelenleri yazmaya başladım, bazı arkadaşlarımın da belirttiği üzere basite kaçtım. Onlar benden başka şeyler bekliyorlar, ben de istekliyim. Önümüzdeki birkaç ayda aylakzamanlar a düzenli olarak yazmayı devam edeceğim, ama haziran ayından sonra yazılar seyrekleşecek galiba. Bos zamanımı aldığım notlar üzerine yoğunlaşarak geçireceğim, inşallah her sey iyi olacak.&lt;br /&gt;Aylakzamanlar da siz okuyucularımdan tek istediğim şey yorum yazmanız, sizin bunu yapmadığınızı görmek de beni üzüyor. Sayfanın tık sayılarına bakıyorum, giren var, ama yorumu olan ne yazık ki yok. blog yazmak bir paylaşım sonuçta, ama yeterince paylaştığımızı düşünmüyorum. Yani lütfen yazın.&lt;br /&gt;Aylakzamanlar i acarken ne için açtığım kafamda muğlak olsa da ne için açmadığım kafamda netti. Burası daha önce de dediğim üzere kız tavlamak icin açılmış bir sayfa değil. Böyle şeyler dönüyor doğrudur, bu yüzden sayfaya bir resim koymaya bile çekindim. İlerleyen aylarla beraber meebo üzerinden yaptığım tek sağlıklı konuşma sonucu bizim okuldan çok kafa iki kişiyle tanımsa fırsatım oldu, açıkçası bloğum hiçbir şeye yaramadıysa da buna yaradı-selamlar efendim-. Bunun dışında birkaç kişiyle daha net üzerinde konusma fırsatım oldu, henüz sürekli bir iletişim kuramasak da tanımadığım insanlarla konuşmaya alıştım onlar sayesinde biraz. İletisim kurmak icin sayfaya koyduğum meebo ya pek uğramıyorum, unutuyorum. Bu meebo yazılanlarda kayboluyor sanrım, bana yazdım okudun mu diyenler oluyor-bu arada cağrıcıım, yavrum senin yazdıklarını okudum. Lütfen icip icip sayfamda varoluşsal çözümsüzlüklerini  kusma-. ben de &lt;a href="mailto:aylakzamanlar@gmail.com"&gt;aylakzamanlar@gmail.com&lt;/a&gt; adresine bir msn actım, gmail talk indirdim, hepinizi beklerim. Saçmalamayan herkese kapım acık-tamam saçmalayanlara da açık-. Ayrıca sağ tarafa chatbox koyduk, oradan da ehe ehe tarzı konuşmalar yapacağımızı umuyorum.&lt;br /&gt;Herkese selamlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2367450891692590508?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2367450891692590508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2367450891692590508' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2367450891692590508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2367450891692590508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/aylakzamanlar.html' title='aylakzamanlar'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-838698774066208608</id><published>2007-12-30T18:37:00.000+02:00</published><updated>2007-12-30T18:39:17.722+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>selim'in yazısı kafasının çok karışık olduğunu gösteriyor. kendiyle çeliştiği satırlarda acaba kendini mi buluyor arkadaşım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandığımda ellerim boşluğa uzandı. Bir kez daha yokladım, hayır yoktu.&lt;br /&gt;Sevdiğiniz kadın uyandığınızda aklınıza gelen ilk şey ise onu görmelisiniz. Merve’yi görmeliydim.&lt;br /&gt;Merve’yi en son iki ay önce Arda’yla beraber Tünel’de çay içerken görmüştüm. Merve’yle Arda arasında biz ayrıldıktan sonra bir şeyler olmuştu, bunu biliyordum. Bu kaçınılmaz bir sondu; yıllardır benden çok daha fazla birlikte zaman geçiriyorlardı baş başa. Bugüne kadar bu olmadıysa bunun tek sebebi bendim. Daha önce size bahsetmiştim; kimle yattığı beni pek ırgalamıyordu. Ama Arda farklıydı sonuçta. Hiçbir şey eskisi gibi olamaz gibi düşünüyorduk üçümüzde. Üçümüz de bunu sadece kendi kendine söyleyebiliyordu. Bu durum beni çok üzüyordu. Üçümüzün de farkında olduğu, üçümüzü de rahatsız eden, üçümüzün de konuşmak istemesine rağmen asla konuşmayacağı bir durum. Unutmuş gibi yapıyorduk; ara sıra gerçekten unutuyorduk da. Biz arkadaştık, bu her şeyden önce geliyordu.&lt;br /&gt;Arda’yla bunu konuşmadık. Merve’yle ne yaptığını ona sormadım, o da anlatmadı. Durduk yere benden kaçmaya başlamıştı, ben de gerizekalı değildim; ne olduğu ortadaydı. Sonra bir gün Deniz’in evinde onula karşılaştım. O rahatsızdı, suçluluk duyuyordu. Arda’ya bizim şarap paylaştığımızı hatırlattım, gerisi hikayeydi. O “anladı” ve sarıldı bana. Sonra gerçekten de eskisi gibi olduk. Bir farkla tabii… artık merve bizmle değildi.&lt;br /&gt;Ben Merve’yle görüşmüyordum, Arda da görüşmüyordu bildiğim kadarıyla. O gün onu uzun bir süre sonra gördük. Biz biraz demlenip ardından da ıslak hamburger yemiştik. Sonra da tünel de mekanımızda çaylarımızı içiyorduk. Yanımızdan geçiyordu, bizi fark etmemişti. Ben bağırdım, bizim tarafımıza döndü. Suratı birden bembeyaz kesildi, elini nereye koyacağını bilemeyerek yanımıza geldi. İkimizinde kafası biraz iyi olduğu için biz rahattık. Sarıldık ona, eski bir dostu uzun süre sonra görmenin verdiği mutlulukla. Geçen bununla gidiyorduk muhabbetleri, gülüşmeler. O donuk bir ifadeyle bizi izliyordu. Beş dakika olamadan patladı. Nasıl bu kadar rahat oturuyorduk? Kendimize hiç mi saygımız yoktu?&lt;br /&gt;Konuştu ve gitti. Üzülmüştüm ona, ama durumu abartıyordu. O hep bizi Jules et jim’deki aşk üçgeni görmek istedi. Oysa böyle güçlü bir aşk yoktu aramızda. Belki o aşkı arıyordu, ama bizi bağlayan asıl şey arkadaşlığımızdı ve bu aşktan çok kuvvetliydi.&lt;br /&gt;Yine de benim tek bir kandım vardı ve o hala “Merve”ydi. Bulmalıydım onu; öncesi, sonrası yoktu bunun. Öyle bir an gelmişti ki, tek ihtiyacım ona sarılmaktı.&lt;br /&gt;Pek de kendim de olmayarak yataktan sıyrıldım, üstümü giyindim, kendimi dışarı attım. Kafamı toparlamaya çalışıyordum, ama bir türlü kendime hakim olamıyordum. Aradım onu, telefonu kapalıydı. Saat yediye gelmişti, Galata Köprüsünün altında olacağını tahmin ettim ve tramvaya bindim.&lt;br /&gt;Köprünün altındaki mekanlara deli daldım. Bir mekanda içeri girdiğimde, insanlar önce beni bir süzüyor, sonra  kısa bir süre de ilgilerini benden uzaklaştırıyorlardı. Yoktu; oysa burada olmalıydı. Hissetmiştim.&lt;br /&gt;Arda’yı aradım.&lt;br /&gt;“Alo”&lt;br /&gt;“Arda, Merve nerede?”&lt;br /&gt;“Bilmem. Nerden bileyim.. Ne oluyor abi? Sesin hiç iyi gelmiyor.”&lt;br /&gt;“Onu görmem lazım.”&lt;br /&gt;“Selim nerdesin? Ben de geleyim, birlikte bakalım.”&lt;br /&gt;“Bekleyemem.. İstiklal’e gidiyorum.”&lt;br /&gt;“Selim, bekle beni. Ner-“&lt;br /&gt;Kapattım. Arda’nın sesinde bir suçluluk hissettim. Merve konusu açılınca tedirgin olmuştu. Bir “nerden bileyim” deyişi vardı ki.. Arda ben seni suçlamam, sen de beni anlamayacaksan ben ne yaparım?&lt;br /&gt;“Suçumuz insan olmak” demiş üstat. Öyle işte, ne kadar kötü huyları var insanların düşünsene. Arda bile tedirgin oluyor. “Nerden bileyim”&lt;br /&gt;Karaköy’den hızla Tünel’e seğirttim. Günde iki paket içtiğime kimse inanmazdı beni görseler. Nefes nefese Tünel’e geldim, tramvay durağına baktım, orada da yoktu. Tek tek bakıyordum olabileceği yerlere, her seferinde biraz daha düşüyordum. İstiklal inanılmaz kalabalıktı. Yarın 31 Aralık’tı ve her yerde aptal aptal sırıtmaya bir gün önceden başlamış olan varlıklar vardı. Dükkanların vitrinin de sırıtan salaklar ve içeri giren salaklar. Hepsinden nefret ediyordum. Nasıl böyle mutlu olabiliyorlardı,, ben de öğrenmek istiyordum; bir türlü bulamıyordum. Nefretim bu sokoğa, bu vitrine, köşedeki kestaneciye, hepsineydi; ama tabii ki aslında kendimeydi.&lt;br /&gt;Kendi bilincimden nefret ediyordum. Kurşunun daha yola çıkmadan bizi vuracağımı bildiğim için kendimden nefret ediyordum. Ben alçak, korkak, hiçbir işe yaramayan bir adamın tekiyim. Bunu bilmek, bunun farkında olmak, diğerlerinden beni farklı kılıyor; bazen bununla teselli buluyorum bile. Ama sadece bazen.. hep bir hayalim vardır. Bir yer olmalı benimde kendime uygun bir iş yapabileceğim, sevebileceğim insanların olduğu, akşam yattığımda huzurla uyuyabileceğim bir yer. Denemeden bilemezsin öyle değil mi? Gazetede şeftali kokan kasaba diyor. Ben şeftali kokan kasabaya gerçekten gitmek istedim. Düşündüm, ölçtüm, biçtim, karar aldım; ya da sadece kendimi kandırdım. Sonra otogara gittim ve binemeyip geri döndüm. İşte bu yüzden de kendimden nefret ediyorum. Tiksindiğim her şeyi geride bırakabilecek güce bile sahip olmadığım için kendimden nefret ediyorum. Belki Merve olsaydı.. Merve’yle ben: bir aşk hikayesi. Ben old school punk yapacaktım, o alexander klauge tarzı filmler. Nerde kaldı şimdi bütün bunlar? Her şey çocukluktaydı, büyüdükçe hiçbir bok olamayacağımız yüzümüze vurmaya başladı. Bahanelerimiz başladı, örselenmiş sevgimiz akıtmaya başladı. Hep dışarıda aradık kinimizin nedenini, sevgimiz yetmedi, tıkandık.&lt;br /&gt;Bir rüya görmüştüm, birkaç ay önce. Bir araziye geliyordum, bomboş, kurumuş otlarlara dolu bir arazi. Ben, arda, deniz, batuğ, Burak bu araziye bir ev yapıyorduk, ama sadece biz vardık. Temelini kazıyorduk, tuğlalarını tek tek diziyorduk vs.. Evin etrafında bir bahçe alanı belirleyip evimizi çevreden ayırıyorduk. Toprağa ekiyorduk tohumları, usanmadan suluyorduk ve sonra tomurcuklar ve sonra  şeftali.. her şey çok güzledi; ama bir gün biz her şeyi paramparça ediyorduk. Harabeye dönen araziyi evimiz izlerken yüzümüzdeki gülüşü gerçek hazdı; aslında aradığımız buydu, boşuna zaman kaybetmiştik.&lt;br /&gt;Etraftaki insanlara çarpıp duruyordum. Her şey vardı İstiklal’de. Sürtünme, itişme, yiyişme, sikişme, kokuşma, sürüklenme, umursamama, korkma, kaybolma, kusma, kaçma.. Bir tek şey eksikti. Kimseyle konuşamıyordum. Kimseye tek kelime edemiyordum. Simitçi köşedeydi, kestaneci arkamdaydı, YKY önü veletleri selam veriyordu. Hiçbirine diyecek lafım yoktu. Bir tek Merve’yle konuşabilirdim. Eğer bir yarın varsa o Merve’deydi. Eğer şeftali kokan bir yer varsa oraya Merve’yle gidecektim. Eğer o gitarı elime tekrar alacaksam, yanımda o olacaktı. Hepsini unutabilirdik, sevgimiz her şeyi bağışlayabilirdi.&lt;br /&gt;Hızlı adımlarla yürümeye başladım. Işıkları geçiyordum ki, beni neredeyse ezecek olan araba son anda frene bastı.&lt;br /&gt;“Önüne baksanıza lan!”&lt;br /&gt;“Bas git lan!”&lt;br /&gt;“Orospu çocuğu, görmüyon mu lan götün kadar lambayı!”&lt;br /&gt;Herifler-3 kişi- hızla arabadan indiler. Caddenin orasında sağlı sollu  giriştiler bana. Onlar vurdukça sanki bilincim yerine geliyordu, acı çekmek acayip bir zevk veriyordu. Küfrediyordum, bir daha vuruyorlardı. En sonunda bıraktılar beni, siktirip gittiler. Ağzımdan süzülen kanla yüzümü sildim, artık tertemizdim.&lt;br /&gt;Merve buralarda olmalıydı, bulacaktım onu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-838698774066208608?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/838698774066208608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=838698774066208608' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/838698774066208608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/838698774066208608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/selim_30.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3768300069884072225</id><published>2007-12-29T23:21:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:51.285+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>2007 En İyiler</title><content type='html'>Evet senenin en iyilerini belirliyoruz, önce Türklerden baslayalım dedim. Bence iyi bir sene oldu türk grupları adına, umarım siz de beğenmişsinizdir onları.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.Portecho-symphaty:&lt;/strong&gt; evet biz gitar dinleyerek büyüyen çocuklardık, ama bu şarkı bu seneye damgasını kesinlikle vurdu hakkını vermesem olmazdı. Ayrıca grup elemanlarının rock müziğe hakim olmalarının onların müziğine çok olumlu bir katkısı var bence.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a8IYtzcTI/AAAAAAAAAKI/bQko4nEqnlU/s1600-h/portecho.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149510076204282162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a8IYtzcTI/AAAAAAAAAKI/bQko4nEqnlU/s200/portecho.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=oDCJZzpK5M8"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=oDCJZzpK5M8&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.Malt-deprem:&lt;/strong&gt; cenk’i aslında sevmezdim, bu grup çıkınca da dudak büktüm basta. Türkçe şarkılarda görmeye hiç alışık olmadığımız ironik sözler, hakim bir vokal, gaza getiren baslar. Kekse klip de daha iyi olsaydı..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=MMNz-Vk28bw"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=MMNz-Vk28bw&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.yakup-bilmece:&lt;/strong&gt; mtv yi alamadılar, ama önemi yok. grup bu senenin en öne çıkanlarından olmayı basardı. Sonunda gitar duyuyoruz be kardeşim, dinleyelim tekrar tekrar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=eh_v1ixgjbk"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=eh_v1ixgjbk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a8RItzcUI/AAAAAAAAAKQ/K3prXsoNp0A/s1600-h/dandadadan2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149510226528137538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a8RItzcUI/AAAAAAAAAKQ/K3prXsoNp0A/s200/dandadadan2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;4.dandadadan-kara araba:&lt;/strong&gt; evet bu şarkıyı dinlemeye basladığın ilk anda bir türk grubundan olduğunu anlıyorsun. Ama bu şarkıdan bir sey götürüyor mu? Kesinlikle hayır. Acayip isimlerini bana zorla ezberlettiler, yılın en iyi çıkışını yapan gruplarından oldular.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Zlkci3C8-TY"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=Zlkci3C8-TY&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.rashit-zor günler:&lt;/strong&gt; hava soğuk, dinazor gibi slogan şarkıların grubu rashit den yeni bir slogan sarkı, ama bu sefer sözler pek güldürmüyor. Bu albüm 2006 da çıkmıştı, ama bu klibi bu sene çektiler, o yüzden aldım listeye.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=gTzsYWfveIA"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=gTzsYWfveIA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6:hayko cepkin-yalnız kalsam:&lt;/strong&gt;her şey bir yana bu klip kral da dönüyor ya, hayko cepkin e helal olsun.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=0cefI-qfI7Q"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=0cefI-qfI7Q&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.cem adrian-yağmur:-&lt;/strong&gt;cok güçlü bir ses. Biraz duygudan yoksunluk var, bence bu sesin gücünün kullanımına aşırı yoğunlaşmasından kaynaklanıyor. Yine de liste de olmayı hak ediyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=PAzMjJcvFaM"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=PAzMjJcvFaM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8-ayyuka-takınak:&lt;/strong&gt;burada Türkiye den alternatif sesler adlı derlemede yer alan grupları genel olarak eleştiren, biraz da cok bilmişliğimin etkisiyle peşin hüküm veren bir seyler yazmıştım. Bu grupların bir kısmının bazı elemanlarını şahsen tanıyan bir arkadaşım bana özelikle ayyuka ya dikkat etmemi söyledi ve taptaze olan albümlerini dinlememi önerdi. Dinledim, ona hak verdim. Ayyuka nın müzisyenleri hepsi amatörmüş, bence bunun albüme olumlu bir etkisi var. Ne yapsalar kendileri gibi yapmışlar. Şarkılar arabesk den blues a genis bir alanda gidip geliyor, ama hep kendileriler. Bunu ilk albümde basarmışlar. Replikas a kardeş geldi, bence hemen dinleyin.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=CsVUOtkg1vQ"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=CsVUOtkg1vQ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9:gevende-nayu:&lt;/strong&gt;bu da gecen sene çıkan bir albüm, ama asıl çıkışları bu sene oldu. Özenle yapılmış bir albüm var, şarkı seçmekten çok genel olarak dinlemek lazım, öyle yapın siz de.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=nXucWIhJhYA"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=nXucWIhJhYA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10:norrda-infinite face:&lt;/strong&gt;deniz beyin bu seneki ikinci isi. Listemizin son şarkısı dinlendirici bir etki yaratıyor insanda. Kasıtlı olarak yapmadım, ama simdi arkaya arkaya dinlenilse bu liste olur gibi duruyor sanki. Evet dinleyelim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=crU12sgcrfU"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=crU12sgcrfU&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sürprizler:&lt;br /&gt;Sebnem ferah-sil bastan:&lt;/strong&gt; özlem tekin niye albüm yapayım kimse almıyor ki diye dursun, sebnem hanım çalışıyor, alan da alıyor onun albümünü. Son albümünden klip çekmediği şarkısı sil bastan senenin sürprizlerindendi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=AlaRXRGjemM"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=AlaRXRGjemM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Teoman-arkadaşımın askısın:&lt;/strong&gt;tadımlık bir şarkı. yine çok iyi bir cover. Teoman ı beğenmeyenler onun coverlarda gösterdiği üstün performansa bir kez daha baksın derim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=lVZaBWg1jzg"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=lVZaBWg1jzg&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a82YtzcVI/AAAAAAAAAKY/XLPDcI0384I/s1600-h/haykonar231.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149510866478264658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a82YtzcVI/AAAAAAAAAKY/XLPDcI0384I/s200/haykonar231.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yılın albümü-tanışma bitti:&lt;/strong&gt; çok sık rastlayamayacağımız bir albüm var karsımızda. Hayko cepkin tematik bir albüm çalışması yapmış, bu albüm de korkularımızın, kabuslarımızın üstüne yoğunlaşmış, şarkılar için özel introlar düzenlemiş, kimse albümleri satın almasa da albüm fotoları için özel olarak çalışmış, albüm için imaj değişikliğine gitmiş ve de her şeyden önemlisi türk albümlerinde rastlanılmayan bir bütünlük yakalamış, bunu ilk şarkıdan bizi uyanmaya çağırdığı son şarkıya kadar bize hisssettiryor.&lt;br /&gt;Her ne kadar şarkıları benim için cok sert olsa da-artık dinleyemiyorum bunları, misal cok sevdiğim daydream nation albümü bile cok sert geliyor bana- hayko yu dinlemek zevk veriyor adama. Hayko türk vokallerinin silikliğinin aksine hem canlı, hem de kayıt olarak cok özgün bir vokal oturtmayı başardı.&lt;br /&gt;Çok iyi bir müzisyenin ikinci albümü pek de afili olmayan rock tarihimizde hayko cepkin in yerini sağlamlaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a9BItzcWI/AAAAAAAAAKg/ggCNRSIiW7w/s1600-h/hande.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149511051161858402" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a9BItzcWI/AAAAAAAAAKg/ggCNRSIiW7w/s200/hande.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yılın mevzusu:&lt;/strong&gt; hande yener in Türkiye de bir ilki yaptığını iddia ettiği-elektronik müzik- albümü e arkasından çıkan bakkal müziği geyikleri.&lt;br /&gt;Valla hande yener ilk ve ya da ikinci pek ilgilenmiyorum, ama Aylin aslım da diye birini tanıyor mu acaba, bunu da merak ettim. Neyse bunu gecelim, ben acıyorum arada kral tv vb yi şarkılara bakıyorum. Abd ve İngiltere de çekilen bir erkek yüz elli hatun, arabalar, gerzekçe sözler, salak suratlarla dolu olan kliplerin iğrenç kopyaları buradalar. Bunların orijinallerinde bir bok yok ki.. bir de bunun iğrenç kopyalarını, uyarlamalarını izleyince insan bazen kilitleniyor. Saçmanın hakim olduğu bir yer oluyor burası, bunu müzikte de görebiliyoruz ne yazık ki. Tanpınar yıllar önce saatleri ayarlama enstitüsünde yazmış bizlere, oraya geldik mi ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En İyi Klipler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.Athena-yalan:&lt;/strong&gt; geçen senenin en iyi klibini çektiler, yetmedi bu sene de en iyi klibi cektiler. İşin benim adıma bir ilginç yanı da geçen sene kayıp şarkısının dinlemek için indirdiğim beş şarkılık it albümünün tamamını dinlemeye tenezzül etmediğim için bu şarkıyı ilk defa dinlememin bu sonbahara kalması oldu. Athena bu şarkıların devamını getirecek mi bende çok merak ediyorum. Bu kadar iyi klipler çekerlerken onların yeni albümünden bir sey beklememek olmaz. Bu arada klip ocak ayında çekilmiş ama heralde o sıra dönen kayıp klibinden ve arkasından gelen yazdan dolayı sonbaharı beklemişler, bu da iyi olmuş. Yönetmen alican tezer yazıyor, bu alican tezer ayyuka bateristi olan adam mı ben de bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=QmoBuGldQ2o"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=QmoBuGldQ2o&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a9RItzcXI/AAAAAAAAAKo/dwGiRkMGHFg/s1600-h/emre.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149511326039765362" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a9RItzcXI/AAAAAAAAAKo/dwGiRkMGHFg/s200/emre.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;2.Emre aydın:&lt;/strong&gt; üçlemesiyle bizlerle beraber. Bu tarz arkası yarın isi klipler tutmaz ama senaryo iyi olunca oluyormuş meğersem. Emre aydın çok basit sözler yazıyor, herkes bu sözleri kendi hikayesinde bulabiliyor, başarısının temelinde de bu yatıyor. Hatta sürekli git dediği için şarkılar birbirine de karıştırılabiliyor. Benim en sevdiğim klip hikayenin sonuca eriştiği üçüncü klip. Dediğim gibi herkesin bir hikayesi var..&lt;br /&gt;Afili yalnızlık: &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=tfHu6hle4Bw"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=tfHu6hle4Bw&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kim dokuduysa sana ona git: &lt;a href="http://www.youtube.com/watch"&gt;http://www.youtube.com/watch&lt;/a&gt;? v=2K-Npw7tZX0&lt;br /&gt;Git: &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=sie6QNQ38KQ"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=sie6QNQ38KQ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.Asfalt dünya-beni severmiş o:&lt;/strong&gt; bu klibi daha önce de konuşmuştuk burada. Bu klibi bir de emirciğimle beraber izledim. İkimiz de tarttık, biçtik hatun kisinin kemiklerinin iri olduğuna kanaat getirdik. Saçlar küt ve siyah, şişman dersek kendisine ayıp olur vesselam.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=1ayqfc-Owoc"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=1ayqfc-Owoc&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.Gripin-böyle kahpedir dünya:&lt;/strong&gt; bu tarz birçok ayrı plana sahip klip buralarda da pek çekilmiyor, uğraşılmış bu klip belli. Gripin in gittiği yolu beğenmiyoruz ama şöyle bir durum var. Bence her türk ün kanlarında bir arabesk ruhu var, bu bir şekilde bir yerde dışa çıkıyor; bu yüzden bu şarkının sizin hoşunuza gidecek bir anı olabilir diyelim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=F5fITrKYJnc"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=F5fITrKYJnc&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a-CYtzcYI/AAAAAAAAAKw/XuNMVlr2krI/s1600-h/gÃ¶ksel.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149512172148322690" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a-CYtzcYI/AAAAAAAAAKw/XuNMVlr2krI/s200/g%C3%B6ksel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;5.Göksel-yarabbi şükür: &lt;/strong&gt;bu sene güzel klipler çekilmedi ben de beş klip yazarken bile zorlandım, çoğu klibi de izledim yani -Tnk diye bir sey var herifler ucmus ya, bir de aydilge işkencesi vardı tabii-. Neyse efendim göksel çok tatlı, biz çok sevdik bu klibi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=ReT9vdjNuFE"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=ReT9vdjNuFE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3fKKjxG9lI/AAAAAAAAAK4/BkFZ58iyFrg/s1600-h/barÄ±Åakarsu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149806981670172242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3fKKjxG9lI/AAAAAAAAAK4/BkFZ58iyFrg/s200/bar%C4%B1%C5%9Fakarsu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;son olarak barış akarsu&lt;br /&gt;temmuz ayının bir gününde onu kaybettik. Salonda tek başıma oturuyordum, onun ölümü beni derin düşüncelere sevketti. Tv deki spiker ölmek fiilinin anlamını o kadar boşalttı ki, o akşam tv de onları izlerken dondum kaldım.&lt;br /&gt;Allah rahmet eylesin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3768300069884072225?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3768300069884072225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3768300069884072225' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3768300069884072225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3768300069884072225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/evet-senenin-en-iyilerini-belirliyoruz.html' title='2007 En İyiler'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3a8IYtzcTI/AAAAAAAAAKI/bQko4nEqnlU/s72-c/portecho.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7780291668330406886</id><published>2007-12-25T20:30:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:51.462+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>cassandra's dream</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3FMc4tzcSI/AAAAAAAAAKA/BaV-EqCGRfo/s1600-h/woody.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147979908205736226" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3FMc4tzcSI/AAAAAAAAAKA/BaV-EqCGRfo/s320/woody.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Woody nin kendi oynamadığı filmleri beni pek açmaz, onun oynamadığı beğendiğim tek tük filmi vardır, interiors misal. Woody nin deconstructing harry den sonra düşüşte olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. 2000 lere geldiğimizde onun elinden çıktığını belli eden, ama yine de eski filmlerinin gücüne sahip olamayan bir holivud ending ve iki sene önce gündemi meşgul eden filmi match point. Ne yazık ki iki binlerde sıyrılabilen tek filmleri bunlar.&lt;br /&gt;Bu arada başlamadan önce filmi izlemeyi düşünenler okumasın. Çünkü her bir siki anlatacağım. Bu yazı spoiler içerir-ekşi hesabı-.&lt;br /&gt;Yani beklentiler düşüktü salona girdiğimde. Başlangıçta kısa kısa karakterleri anlatan sahneler var. Dağıtmıyor usta, kısa kısa, anlıyoruz karakterleri. Bu sahneler de özel bir şey yok, ama bazı yönetmenler karakter tanıtacam diye öyle saçmalıyor ki bazen, bu da bana yetiyor.&lt;br /&gt;Yine elimizde bir suç filmi var, ister istemez match point da şöyleydi demeye başlatıyor film. Woody nin yunan mitoloji takıntısı depreşmiş, ben çakmıyorum bu yunan mitolojisinden, ama var böyle bir şey bu filmde de. Ewan ın oynadığı karakter match point deki herife çok benziyor. İkisi de alt seviyede, loser olarak kalmak istemiyorlar, zekiler, yakışıklılar-kadınlara yaklaşımları farklı ama- nasıl olursa olsun köşeyi dönmek istiyorlar. Kendilerini haklı çıkarmayı başarıyorlar. Bu noktada da yönetmenin Dostoyevski takıntısı ortaya çıkıyor. Özellikle match point deki karakter tam oradan alıntıydı. Ama dostoyoveski nin karakterlerini fazla  dünyaya uygun yapmış woody. Onun karakterlerinin uzam ve zamanla bağlantısı çok sınırlıydı.&lt;br /&gt;Dağıttım, biraz daha konuşursam başta ne yazacağını unutacağım. Burada bir de aile teması var. Çok açık konuşan bir dayı, onlara ne istediğini açıkça anlatıyor ve buna da hakkı olduğunu düşünüyor. Ben colin beyin bok gibi oynayacağını tahmin ediyordum, bir tek başlardaki para kazandığını kardeşine söylediği sahne dışında çok tatminkar. Neyse efendim dayı istiyor. Ewan balıklama atlıyor. Karakterli açık woody nin. Onların ruhsal gelişimlerini izliyoruz,ama ne olacağını da biliyoruz aslında. Basit yazmış onları, neler yapabileceklerini tahmin etmemiz çok kolay, uzatılmaya başlayan sahneler ve hiç hareket etmeyen kamera sizi sıkabilir.&lt;br /&gt;Yine match point le karşılaştıracağım. Match point de diyaloglar daha sıkıcıydı, sizi çok bayabilecek entel geyikler dönüyordu, ama ne olacağını merak ediyordun. Burada ise ne olacağı çok ortada.&lt;br /&gt;Psikoloji woody nin alanı ne zaman dalsa iyi işler çıkarıyor. Bence ewan ın kardeşini öldürme kararı aldığı yer daha uzun anlatılabilirdi, ama bu da filme fazla bir şey katmazdı. Karakterleri de tınmayınca geriye bir şey kalmıyor. Bu filminde içeriğe yüklenmiş woody. Ama içerik çok sıradan. Bunun gibi onlarca film var holivud da. Woody nin farkını ortaya koyan bir şey yok. match point de de öyküye yükleniyordu ama orada çok şık bir açılış ve de süper bir final vardı. Salondaki herkes ananı olmuştu finalde. Bunlar onun sinemasında alışık olmadığımız şeyler. İçerik de takılması beni üzüyor. Dönsün Manhattan a, deconstructing harry gibi şeyler yapsın, bu filmler onun kariyerinde hiçbir önem taşımayan filmler olarak kalacak.&lt;br /&gt;Son olarak benim izlediğim seansta salonda Tuğrul eryılmaz vardı. Gittim yanına, abi ne iş olsa yaparım, şu senin milliyet sanat da bir iş versen dedim. O hızlı adımlarla yürümeye başladı,ben arkadan koşturuyorum. Abi elimden her şey gelir, müzik, sinema, edebiyat, plastik sanatlar-çüşş artık- kulun kölen olayım abi dedim. Dinlemedi, gitti. Beni duyamayacak kadar uzaklaştığından emin olduktan sonra ben de bağırdım: ulan senin siktirik dergini o dvd leri vermesen kim alacak, kim okuyo yazdıklarınızı dedim, sonra çevremdekilerin gözlerini üzerimde hissederek istiklal e çıktım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7780291668330406886?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7780291668330406886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7780291668330406886' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7780291668330406886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7780291668330406886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/cassandras-dream.html' title='cassandra&apos;s dream'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3FMc4tzcSI/AAAAAAAAAKA/BaV-EqCGRfo/s72-c/woody.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7660385793697822029</id><published>2007-12-25T20:21:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:51.602+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>samuel beckett</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3FLqItzcRI/AAAAAAAAAJ4/WSQ-VIhmc6I/s1600-h/samuel+beckett.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147979036327375122" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3FLqItzcRI/AAAAAAAAAJ4/WSQ-VIhmc6I/s320/samuel+beckett.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;gecen sene samuel beckett in 100. doğumyılıydı, epeyce konuşulmuştu. neyse ben de ölüm yıldönümünün birkaç gün sonrasında onu anıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;godot'yu beklerken in bendeki yeri çok farklıdır. dört sene önce ilk defa okudum, sonra birçok sefer daha elime bu kitabı almışımdır. beckett in karakterleri bana çok ykaın geliyor ve açıkçası çok dailham veriyor. beckett den ilhma alarak ben de birçok şey yazdım, ne yazık ki hepsi hala taslak olarak bende kaldılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;godot yu beklerken de alıntı yok, başak bir şey ypayım dedim, aklıma ilk bu sözü geldi. basit gibi, ama bu bir şey eksiltmiyor ondan.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde bir başkasının gözyaşları diner.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7660385793697822029?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7660385793697822029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7660385793697822029' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7660385793697822029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7660385793697822029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/samuel-beckett.html' title='samuel beckett'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R3FLqItzcRI/AAAAAAAAAJ4/WSQ-VIhmc6I/s72-c/samuel+beckett.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6586831437688791927</id><published>2007-12-23T20:19:00.000+02:00</published><updated>2007-12-23T20:20:49.252+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selim'/><title type='text'>selim</title><content type='html'>selim bayram için bir şeyler yazmış koyuyorum, bu arada geç de olsa hepinizin bayramını kutlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Uzaklardan belli belirsiz bir ses geliyordu. Ben sese aldırmayıp yatakta dönmeye devam ettim; biraz sonra sesin kesilmesini umuyordum. Heyhat gürültüler devam ediyordu. Sorumlu bir insan olmanın getirdiği yükümlülüklerin bilincinde yataktan sıyrıldım. Yine de üstüme bir şey giyecek kadar bilincim açılmamıştı.&lt;br /&gt;            Üstümde sadece bir don vardı, telaşla-?- kapıya koştum. Karşımda iki tane tip vardı. Bir tanesi tahmince 11,12 yaşlarındaydı. Diğerinin ise benden çok bıyığı vardı, yalnız henüz jilet görmemişti sivilceli yüzü. Bir süre bakıştık, sonra ne istiyorsunuz dedim. Bir anda toparlandılar, senkronize bir şekilde bağırdılar:&lt;br /&gt;            “Bayramın kutlu olsun abi!”&lt;br /&gt;            “Bayramı mı bugün.. ne güzel.. sizin de kutlu olsun..”&lt;br /&gt;            Bana bakmaya devma edioyrladı.&lt;br /&gt;            “Ha şeker.. ya görüyorsunuz çocuklar, iş güç, unutmuşuz bayramı.”&lt;br /&gt;            “Abi para versen de olur.”&lt;br /&gt;            Bu sırada dün gece konuğum olan “bayan” anadan doğma bir biçimde yanıma geldi.&lt;br /&gt;            “Who’s this boys?”&lt;br /&gt;            Ona kurban bayramını anlatacak kadar ingilizceye  hakim değildim. Ayrıca o sırada çocuklara kilitlenmiştim. Onlar hatuna, ben de onlara. Çocuklar gördüklerine inanmakta zorluk çekiyordu, çocuklarda kalıcı zarar kalmaması amacıyla hatunu içeri yolladım. O gittikten sonra kendilerine geldiler, gülmeye başladılar.&lt;br /&gt;            “Abi iyi işler.”&lt;br /&gt;            Espri de yapabiliyordu, çocuklara bir şey olmamasının bünyem de yarattığı  etkiyle gülümsedim.&lt;br /&gt;            “Eyvallah canım, çalış senin de olur.”&lt;br /&gt;            Çocukları postaladım, inatla çalan telefonuma yöneldim. Amma doluydum bu sabah. Arayan dayımdı. Hayırdır inşallah..&lt;br /&gt;            “Alo”&lt;br /&gt;            “nerdesin lan, niye açmıyorsun?”&lt;br /&gt;            “senin de bayramın kutlu olsun dayı.”&lt;br /&gt;            “ geç lan bu ayakları. Nerdesin sen bayram sabahı?”&lt;br /&gt;            “dayı ben..”&lt;br /&gt;            “çabuk eve gel.. ayıptır oğlum, annen belli etmiyor ama çok üzülüyor.”&lt;br /&gt;            Bizim validenin bir bayram takıntısı vardı. Bayramın ikinci günü İstanbul’daki bütün akrabalar bizim evde toplanırdı. Bu yemek bana tehlikeli oyunlardaki o meşhur sofrayı hatırlatır. Birbiriyle alakasız, ayrı statülerden tipler bir arada.&lt;br /&gt;            Eve gitme vakit gelmişti. Hatunu bir şekilde evden çıkardım, işim olduğu için ona bugün İstanbul’un turistik yerlerini gezdirmeyeceğimi söyledim. İstanbul’a gelmek için yanlış bir zamanı seçtiğini de ekledim. Düşünsene istiklal’i..&lt;br /&gt;            Eve ayda bir iki gere uğruyordum. Evi otel gibi kullanmıyordum en azından. Biraz çamaşırhane  durumu oluyordu kabul, ama ben de haklıydım. Bizim ev bağcılar’daydı. Bu tarz yerlerde dikkatimi çeken yer insanların benzerliğidir. İnsanlar birbirinden farklı olmaya çekinirler, aynı olmaya özen gösterirler. Tekdüzelik en büyük alışkanlıklarıdır. Böyle bir ortamda kurallara uygun davranmayanlar hemen göze batar. Mimlenmeniz için çok küçük şeyler yeter. Bu noktada bu yerlerin ikinci büyük özelliği devreye girer: dedikodu Bizimkiler, daha doğrusu annem çok üzülüyordu, bu yüzden ortalıkta gözükmek istemiyordum. Bir de mahallenin delikanlıları sorunu vardı ki, benim için her şeyden beterdi. Neyi niçin yaptıkların hiç anlayamadığım bu herifler beni rahat bırakmazlardı. Gece sokakta yürümem imkansızdı. Saçımı mohikan kestirdiğim dönemde adeta mahalleye girişim yasaklanmıştı. Aslında saçımı uzun süre saklamıştım ama yazın ortasında bere takmak istemiyordum.&lt;br /&gt;            Eve geldim ,annemin yüzünde her zamanki ben sana sorarım ifadesi vardı. Annem komşular ne der sorusunu kafasına takmış birsiydi. Şimdi “komşular” gelecekti, her şey kusursuz olmalıydı, oysa ben eve saat birde geliyordum; leş gibi kokarak, düğüm olmuş yağlı saçlar ve bir aylık sakalla. Evdeyken hep onu idare etmeye özen gösterirdim, yine böyle yaptım. Hemen banyo yaptım, makasla kestiğim sakallarıma aylar sonra jilet sürdüm, saçlarımı arakaya özenle taradım. Şimdi bir şeye benziyordum sanırsam.&lt;br /&gt;            Salona gittim, dayımla babamın karşısına oturdum. Babam her zamanki gibi dalgındı, içeri girdiğimi fark etmemişti bile. Onu her görüşümde bizden biraz daha uzaklaşmış görüyordum. Her seferinde o biraz daha buranda gitmiş oluyordu, bizim göremediğimiz bir kuvvet onu kendine çekiyordu.&lt;br /&gt;            Küçükken biz gerçekten baba oğul gibiydik. Her şeyi konuşurduk, büyüdükçe o da bana bir şeyler anlatmaya başlamıştı. Gerçek aşkını, annemle evlenmesini.. onun mecburiyetler karşısında boynunu büküp kabullenmesi beni o yaşlarda sarsmıştı. Sonra bir gün onun öldüğü haberi geldi. Artık babam da gitmişti, son bir kez konuşamamıştık bile.&lt;br /&gt;            Dayım bir şeyler konuşuyordu, ikimiz de susuyorduk. Sonra baba oğul aynısınız deyip kalktı babamın yanından. Aynı mıydık? İkimiz de konuşmazdık, başımıza buyruktuk, mutsuzduk, ama bunlar yeter mi? Gerçekten aynı mıydık? O kadar çok istiyordum ki bunu bilmeyi. Nasıl bilebilirdim ki?&lt;br /&gt;            Misafirler teker teker damlaya başladı. Bizimkiler herkesten büyük olduğu için herkes bizi ziyaret ediyormuş. Bilgisayarda programlanmış hissini veren konuşmalar. Siz nasılsınız, çocuklar niye gelmedi, büyüdüler artık, ellerinize sağlık çok güzel olmuş.. her seferinde tekrarlanan hastalık muhabbetleri, iş muhabbetleri. En çok şeye bayılırım. Bir misafiriniz gelmiştir, oturuyorsunuz falan. Sonra misafirlerinizi tanımayan başka bir misafir grubunuz gelir. Böylece izlemeye doyamadığım sahne başlar. Dayımın kardeşinin bacanağı, komşumun eniştesinin baldızı.. efendim nasılsınız, iyiyim, siz nasılsınız, yana dönülür, siz nasılsınız, öbür tarafa siz nasılsınız efendim. Sonra nasılsınızlar biter ve sessizlik olur. İşte o zaman herkesin suratına bakarım. Rahatsız bir halde gülümseyen suratlar. Ama çok uzun sürmez, hemen kaynaşırlar. Müşfik, sevecen aile dostlarımız.. ben o sevgiyi hiç hissedemem, sorun ben de sanırım.&lt;br /&gt;            Biri gelip bir gidiyordu, sonra yıllardır görmediğim kuzenim Burak damladı. Yıllardır görmemiştim onu, sokakta görsem tanımazdım. Çok değişmişti herhalde. Upuzun saçları sakallarıyla karışmıştı, bu yaşta saçalar ağarmaya başlamıştı. Kül rengi gözleri yeni dostumu tanıtıyordu bana adeta. Öyle akraba meraklısı bir insan değilim, ama Burak’a hemen ısınmışım.&lt;br /&gt;            Burak İstanbul’da okul kazanmış, İzmir’den buraya taşınmıştı. Dayım her sene vermeye bayıldığı öğütleri için bizi kenara çekti.&lt;br /&gt;            “selim sene ne yapacaksın evladım?”&lt;br /&gt;            “yemek yeriz, sonra da yatarız herhalde dayı… başım çok ağrıyor, ölebilirim.”&lt;br /&gt;            “dalga geçme lan. Ne oluyor senin okul, ne olacan bitirince?”&lt;br /&gt;            “bakıyoruz be dayı, daha çok var.”&lt;br /&gt;            “bak selim evladım..”&lt;br /&gt;            Dayım her zamanki saçmalıklarına başlamıştı. Dayım karşısındakinin yerine düşünmeyi bayılan insanlardandı. Söylediği şeyleri karşısındakinin de düşünmüş olabileceği hiç aklına gelmezdi. Herkes için en doğruyu o bilirdi, sizin düşüncenizin hiçbir önemi yoktu. Benim yaşına gelince anlarsın der dururdu. Şu hayatta birçok şey belirsiz benim için, ama emin olduğum şeyler de var. Dayımı ne şimdi, ne de onun yaşına gelince anlayacağım.&lt;br /&gt;            “bak Burak’a. Ne güzel bir bölümde okuyor. Yanlış anlama Selim. İkinizi karşılaştırmıyorum. Ben ikinizi de çok seviyorum. Tek istediğim baban gibi davranmayı bırakman. Ona bak ve kendine çeki düzen ver.”&lt;br /&gt;            Hep birilerini örnek göstererek yol çizmek. Oysa sen sensin, ben benim, o da sadece o. Hepimizin yolu kendine.. zaten bizi üzen her şey hep o başkalarından gelmiyor mu, niye üzelim kendimizi onlara bakarak.&lt;br /&gt;            Biraz oturduk, sonra yarın sabah için erken kalkmazı gerektiği için kalktık. Dayım , ben ve Burak aynı odada yatıyorduk. Dayım yerde yatıyordu, vefakar dayım. Ben çekyattaydım, Burak da yatak da. Biraz sağa, biraz sola, üfler, püfler ve dayım uyur. Ama nasıl bir felaketti bu, anlatması çok zor. Horlaması odada yankı yapıyordu. Bilgisayar efektleri vardır ya, böyle sesin yavaş  yavaş azaldığı. Aynen öyle. Arada sırada bir sessizlik oluyordu, sonra tekrar. Dayanması imkansızdı, dürttük, sarstık, uyanır gibi oldu, tekrar daldı.&lt;br /&gt;            Aklıma bir fikir geldi. Çarşafın bir ucuna ben geçtim, bir ucuna Burak’ı yolladım. Çarşafla beraber dayımı kaldırdık ve onu hole yavaşça bıraktık. Yine de horlaması geliyordu. Burak’ın çok hoşuna gitmişti yaptığımız. Durup durup gülüyordu, o gülünce ben de gülüyordum. Yaktık sigaraları, sabaha kadar fısır fısır konuştuk. Aile yemeğine kalmak istemiyordum, dayımla yaşadığım işkenceyi katlanarak bir daha yaşamak korkutuyordu. Burak’a gelip gelmeyeceğini sordum, kabul etti saat beş civarında üstümüzü giyindik, yavaşça kapının önüne geldik. Salondan babam bana bakıyordu, elimi kaldırdım, gülümsedim. O dalgın gözlerle ban bakmaya devam etti.&lt;br /&gt;            Burak’a baktım, o bana baktık. Bir tane daha yaktım, sonra michel gibi diğerini de onunla yaktım, Burak’a uzattım. Dışarı çıktık, yürümeye başladık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6586831437688791927?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6586831437688791927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6586831437688791927' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6586831437688791927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6586831437688791927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/selim.html' title='selim'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-574982670888540373</id><published>2007-12-22T22:12:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:51.921+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>2007 sinema</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bir sıralama yapmadan bu sene beğendiğim filmleri yazacağım. Benim beğendiğim filmlerle sizinkiler uyuşmayabilir. Misal geçen sene 10 film eleştirmenin yedisi eternal sunshine adlı filmi en iyi film seçti. Ben bu filmi izlerken jım carrey nin sonsuz maymunluklarına başladığı sahnelerde kalktım işedim, telefonla konuştum, çay doldurdum. Sonuna doğru cd takıldı, en başa sardı. Ben de bir daha ileri sarmaya üşendim, kapadım. Yani zevklerimiz uyuşmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21v54tzcNI/AAAAAAAAAJY/Elv8emdu-9o/s1600-h/aziz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146892989422072018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21v54tzcNI/AAAAAAAAAJY/Elv8emdu-9o/s200/aziz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Azizleri keşfetme kılavuzu&lt;/strong&gt;: İyi amerikan filmi olunca biz bağrımıza basıyoruz. Amerikan filmi düşmanlığım yok. şimdiki zamanla geçmişe dönüşler daha dengeli olsaydı film çok daha iyi olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beynelmilel:&lt;/strong&gt; bana çek ve Slovak filmlerini hatırlattı. Sonu aceleye getirilmiş, yine de yılın en iyi türk filmlerinden.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sabun köpüğü:&lt;/strong&gt; zekice bir gönderme, başarılı bir senaryo ve oyunculuk. Bağımsız film festivalinin en iyilerinden.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kurt cobain:bir oğul hakkında:&lt;/strong&gt; sadece cobain konuşuyor ve tüylerimi diken diken etmeye bu yetiyor. Ara ara gözlerimi kapayıp sadece dinledim. Cobain’i iyi tanımayanlar için çok iyi bir fırsattı.&lt;br /&gt;Başkalarının hayatı:senaryon ne kadar sağlamsa, o kadar varsın-sanki bu söz bir yerden arak, ama nerden çıkaramadım-.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21wJItzcOI/AAAAAAAAAJg/Slyk0BqWG5M/s1600-h/wristcutters_a_love_story.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146893251415077090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21wJItzcOI/AAAAAAAAAJg/Slyk0BqWG5M/s200/wristcutters_a_love_story.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Bilek kesenler:bir aşk hikayesi&lt;/strong&gt;: açılış sahnesindeki intiharda tom watis çalan, tom waits in hatırı sayılır bir role sahip olduğu bu filmi kötülememi bekleme benden. Bu konudan çok depresif bir film çıkardı, ama bir bağımsız yapım olmasına rağmen sanki holivud filmi izliyoruz. Final holivud ending e güzel bir örnek. Eğlenmek için güzel bir fırsat, bağımsız film festivalinin en çok kouşulan filmi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Durgun yaşam:&lt;/strong&gt;mükemmel bir alegorik anlatım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21we4tzcPI/AAAAAAAAAJo/uDF9tRKaLrE/s1600-h/this+is+england.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146893625077231858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21we4tzcPI/AAAAAAAAAJo/uDF9tRKaLrE/s200/this+is+england.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İşte İngiltere bu: bir şeyler demek isteyen ve bunu başaran bir film. Başroldeki veletin çok tatlı olması ve senaryonun da bundan yararlanması filmin akışını sağlıyor. Punk hatun da çok tatlıydı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yarım ay:&lt;/strong&gt; Kürtlerin dört bir yana dağılmış olmalarını, kimlik sıkıntılarını başarıyla anlatan İstanbul film festivalinin seyirci ödüllü filmi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beethoven’i anlamak:&lt;/strong&gt; holivud filmi olduğunu çok belli eden bir senaryo. Her şey bir yana 9. senfonin çalındığı sahne hatırına bu film izlenmeli, bir de diane kruger var tabii.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Flanders:&lt;/strong&gt;dumont çok saygı duyduğum bir yönetmen, bu filmi de tatminkar.&lt;br /&gt;Yalnız yatmak istemiyorum: artık tsai ming liang den palmiye bekliyorum. Ozu, truffaut bir şekilde yaşatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İsimsiz kahramanlar:&lt;/strong&gt; palmiyeyi alan ken loach un filminden çok daha iyi bir filmdi. Finalde Fransa ya yapılan geçirmeden sonra salonda kopan alkış süperdi. Salondaki Fransızlar da utandı. Önce kendi kapının önündekileri temizle Fransa, sabrımız taşırma!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4 ay, 3 hafta, 2 gün:&lt;/strong&gt;tartışmasız yılın en yi filmi. Mungui bunu devamını inşallah getirecek.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yumurta:&lt;/strong&gt; ünlü emlakçımız sinan çetin filmi eleştire dursun biz çok sevdik bu filmi. üçlemenin diğer parçaları gelsin, izleyelim, merak ediyoruz. Bu arada “sinanmatografik” isimli bir şiire başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hayal kırıklıkları&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu filmler kötü olmaktan ziyade beklentilerimi karşılayamayan filmlerdi-en azından birkaçı-. Zaten çok kötü filmler ilgimi çekmiyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hayalet dalgalar:&lt;/strong&gt; beni sinemada uyutmayı başardılar ya, helal olsun.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tuya’nin evliği:&lt;/strong&gt;konusu sağlam olsa da, filmin akmamsı sonucu bir yerden sonra hadi tuya kardeşim, evlen de kurtulalım dedirtiyor film insana. Zaten zehirlendim o gün, ne iğrenç bir gündü ya..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21wyYtzcQI/AAAAAAAAAJw/6Ar_IyczmEE/s1600-h/soom_a_n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146893960084680962" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21wyYtzcQI/AAAAAAAAAJw/6Ar_IyczmEE/s200/soom_a_n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Nefes:&lt;/strong&gt; kim ki duk ne zaman diyaloğa ağırlık verse sıçıyor. Bın-jip, ilkbahar.. gibi filmlerinde diyalog kullanmadan yakaladığı başarının aksine son iki filmi diyaloglar yüzünden çok sallantıda. Onun filmlerinde her şey gerçekdışı olsun istiyor da olabilirim. Bir de bu filmde ne yapmak istediğinden bence pek emin değil yönetmen-iyice uçtum, kendinse tavsite vermeye başalyacağım yakında-. Komediden drama geçişler çok kesin, seyirciyi afallatıyor, alışkın olduğu romantik komedi filmi-romantik komedi ve kim ki duk- havasına giriyor seyirci. Hep özel sahneler ve finaller bekliyoruz ondan, ama böyle her sene bir film çekerse bunu yakalaması çok zer. Biraz özletsin kendini.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Joe strummer:&lt;/strong&gt; blitzkrieg bop, london calling vb çalış seyirciyi coşturarak belgesel yapmış sayamazsın kendini. Bir belgesel de olmaması gereken her şey bu filmde var. Tek hatırlanılması gereken “kick out the jams motherfuckers”-mc5 in aynı isimli çok ünlü şarkısı- sözlerinin türkçeye dağıtın ortalığı hergeleler şeklinde çevrilmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaşamın kıyısında:&lt;/strong&gt; her şeye değinmeye çalışan, ortaya bir karışık atan fatih akın filmi. 4 ay,3 hafta,2 gün neden palmiyeyi alıyor, bu film neden alamıyor sorusunun cevabını iki filmin yoğunluğunun etkisini kıyasladığımızda bulabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Control:&lt;/strong&gt;uzunca yazmıştım bu filmi de. Olmamış, ama onlar yapamadıysa kimse yapamaz. Dont walk away in silence.. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-574982670888540373?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/574982670888540373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=574982670888540373' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/574982670888540373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/574982670888540373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/2007-sinema.html' title='2007 sinema'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R21v54tzcNI/AAAAAAAAAJY/Elv8emdu-9o/s72-c/aziz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-8014709706227676384</id><published>2007-12-19T21:07:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:52.050+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haberler'/><title type='text'>haberler</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2lsGItzcMI/AAAAAAAAAJQ/30058AnXjBU/s1600-h/morveotesi2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145762901922115778" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2lsGItzcMI/AAAAAAAAAJQ/30058AnXjBU/s320/morveotesi2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mor ve Ötesi grubunun vokalisti Harun Tekin, bu yılki Eurovision Şarkı Yarışmasındaki en büyük farklılıklardan birinin kendi grupları olduğunu, geceye ve atmosfere farklı bir tat katacaklarını dile getirerek, yarışmadaki başarının, alternatif yaşam tarzına sahip insanların da başarısı olacağına dikkat çekti. TRT Genel Müdür Yardımcısı Ali Güney ile Mor ve Ötesi grubu üyelerinin, katılımıyla gerçekleşen basın toplantısında Eurovision Yarışmasına ilişkin görüşlerini dile getiren Harun Tekin, Eurovision’daki şarkıyı Türkçe yapmayı düşündüklerini ve Türkçe üzerindeki hakimiyetlerine inandıklarını kaydederek, süreci bir bütün olarak ele aldıklarını, yarışmada yaratılacak olan intiba ve saygının sonuçtan daha önemli olduğunu ifade etti. Yarışmada politikanın etkin olduğunu belirten Tekin, “Bunun hangi yöne evrileceğini önceden bilemeyiz. Bu seneki en büyük farklılıklardan birisi biziz. Geceye ve atmosfere farklı bir tat katacağımızı düşünüyoruz" dedi. Şarkının içeriği hakkında bilgi vermek istemediklerini vurgulayan Tekin, önceliklerinin, hem kendi kitlelerine, hem de genel kitleye hitap edecek bir ürünü ortaya koymak olacağını söyledi. Tekin, yarışmaya katılmanın alternatif müzik için de ayrı bir duruş olacağına işaret ederek, aynı zamanda alternatif yaşam tarzına sahip insanların da bir başarısı olarak görüleceğini dile getirdi. TRT Genel Müdür Yardımcısı Ali Güney de, Mor ve Ötesi grubunun dil konusunda serbest olduğunu belirterek, yarışmanın yarı finalinin 20 veya 22 Mayıs’ta, finalinin ise 24 Mayıs’ta yapılacağını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu yarışmanın çok gereksiz olduğu konusunda herkes hemfikir, ama bizi temsil edecek grup mor ve ötesi olduğu için bir iki söyleyeceğim var.&lt;br /&gt;Mor ve ötesi’nin ilk dönemlerinde ben de “baba” parasıyla diyordum. Sonra bu düşüncem keşke iyi grupların hepsinin birer babası olsaya döndü.2004 yılı ve kara mizah örneği yükselişleri. Var mısın, yoksun, bir derdim var sözlerinin dilden düşmemesi. sonra tv de siyaset programlarına çıkmaya başladılar. Seçimler ve baskın oran mevzusu arkadan geldi. Seçimden önce benim için durum açıktı. Ya chp ye oy verecektim, ya da boş atacaktım. Orada olmasını istemediklerimiz var ve bunun içinde payıma düşeni yaptım. Baskın oran ı destekleyenlerin öncelikleri farklıydı. Ya da onlar için akp veya chp fark etmiyordu. Burada anlaşamasak da onlardan hala bir şeyler bekliyorum.&lt;br /&gt;Daha önce bu yarışmayı kazananların Avrupa da bir ün kazanamamasını da hesaba katarsak şarkının İngilizce olmasına gerek yok. onlarda hakim olduklar dili seçmişler. Her zaman sözlerinde bir şey deme ihtiyacı hisseden grup burada da öylesine yazılmış sözlerle karşımıza çıkmayacak.&lt;br /&gt;Türkiye de rock müzik yapanların seçtikleri bir yol var. Siyasi şarkı yazıyorlar, ama sadece bush a sallıyorlar. Bu en basitinden samimiyetsizlik. Senin çevrende onca şey varken, bush a ne gerek var. Mor ve ötesi son albüminde darbe adlı bir parça yazdı. Mor ve ötesi diğerlerine göre yürekli davrandı ve onlara bir kez daha saygı duydum. Şimdi devletin kendilerini yolladığı bir yarışmada ne diyecekler gerçekten çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;Mor ve ötesi’ni alkışlamak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-8014709706227676384?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/8014709706227676384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=8014709706227676384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8014709706227676384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/8014709706227676384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/haberler_19.html' title='haberler'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2lsGItzcMI/AAAAAAAAAJQ/30058AnXjBU/s72-c/morveotesi2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-2013114617139532194</id><published>2007-12-19T21:05:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:52.307+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>yılmaz erdoğan</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2lrpYtzcLI/AAAAAAAAAJI/O8a1m3wqam4/s1600-h/yilmaz-erdogan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145762408000876722" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2lrpYtzcLI/AAAAAAAAAJI/O8a1m3wqam4/s320/yilmaz-erdogan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün kütüphanede kitap karıştırırken Yılmaz Erdoğan’ın şiir kitabını gördüm-bizim yıldız kütüphanesi çok ilginçtir. Süreya’nın şiir kitaplarını bulamazsın ama güzel dudaklı kadın pelin batu’nun şiirleri hali hazırda vardır. Ya bu arada pelin batu’nun bile şiir kitabı var-.&lt;br /&gt;Neyse efendim söz konusu kitap Erdoğan’ın ünlü “ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim” cümlesinin olduğu kitap. 2002 baskısına baktığım bu kitap tam 28. baskısını yapmış.&lt;br /&gt;Bir şiir kitabı ve 28. baskı. Yan yana görmek bile acayip ediyor beni. Demek bu kadar şiir okuyan bir milletiz. Ya da yılmaz abinin kendine ait bir başarı.&lt;br /&gt;Yılmaz abi ben senin güzel şiir yazabilme ihtimalini sevdim. Ha gayret, olacak; bu ülkenin sana ihtiyacı var.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-2013114617139532194?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/2013114617139532194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=2013114617139532194' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2013114617139532194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/2013114617139532194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/ylmaz-erdoan.html' title='yılmaz erdoğan'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2lrpYtzcLI/AAAAAAAAAJI/O8a1m3wqam4/s72-c/yilmaz-erdogan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4816633987785803987</id><published>2007-12-19T21:04:00.000+02:00</published><updated>2007-12-19T21:05:10.736+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>radikal</title><content type='html'>Eskiden bir doğan medyası vardı gazetelerin yarısına sahip olan.&lt;br /&gt;Sonra diğer yarısına ne olduğu malumunuz.&lt;br /&gt;Bir de cumhuriyet var, bizim fırsat buldukça okuduğumuz gazete. Birkaç tane daha var, ama sesleri çıkmıyor.&lt;br /&gt;Bazı gazeteler de “tarafsız”, “bağımsız”  oldukları iddiasındadır. “sol” eğilimli, muhalif gazetelerden biri de tirajı on-on beş bin civarında olan radikal gazetesidir. Üniversite öğrencilerinin favori gazetelerinden olan Radikal’i ben de takip ederdim, hatta birkaç kere parayla aldım. İyi yazarlara sahip bir gazete, bunu inkar edemem.&lt;br /&gt;2007 seçimlerine doğru-nisan ayından sonra- bu gazetenin muhalefeti gittikçe azaldı. Seçim sonucunun aşağı yukarı beli olmasının bir etkisi var mıydı acaba? Aynı dönemde toplu işten çıkarma kararı da aldı demokrasinin tanımını reklamlarında veren radikal gazetemiz.&lt;br /&gt;Sonra çok konuşulan anketi yayınladılar. Biz dudak büktük, bir yandan da acabalar..&lt;br /&gt;22 temmuz akşamı çöküş geldi. Sabah radikal gazetesini nette okudum. Baş yazar sevinç içinde, sanki o seçimi kazanmış. Gazete çok mutlu, anket doğru çıktı ya.&lt;br /&gt;Bunların hepsi bir yana o gün çok ironik bir durum vardı, anlatayım. 22 temmuz gecesi büyük yazar Hasan Cemal ancak kendisinden beklenebilecek bir yaratıcılık göstererek manşeti verdi: bu da halkın muhtırası!&lt;br /&gt;İşte bu klişe, saçma, hiçbir şeye yaramayan başlık bir sonraki gün birçok gazetenin başlığını süslüyordu. Ve ismi “radikal” olan gazetenin başlığı da aynıydı.&lt;br /&gt;Güldüm ve bir daha radikal okumadım. Sadece ekşi de Perihan Mağden’e otuz entry birden girilince bugün ne yazmış yine diye giriyorum. Ruh halime göre gülüyorum veya kuduruyorum hala nasıl yazdırıyorlar bu kadına diye.&lt;br /&gt;Bu gazeteyi film ekiminde bedava dağıtıyorlar. Millet alıp betona oturmamak için kıçının altına koyuyor. Ben almıyorum, beton çok daha temiz ve sıcak..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4816633987785803987?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4816633987785803987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4816633987785803987' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4816633987785803987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4816633987785803987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/radikal.html' title='radikal'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-4101457123208461976</id><published>2007-12-18T22:38:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:52.461+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>match point in yönetmeninden</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2gv3ItzcKI/AAAAAAAAAJA/t_nvWLf0WL0/s1600-h/Cassandras_dream.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145415198549700770" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2gv3ItzcKI/AAAAAAAAAJA/t_nvWLf0WL0/s320/Cassandras_dream.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;woody nin son filmi bu hafta vizyona giriyor. haftosonu gördüğüm afişinde match point in yönetmeninden yazıyordu..&lt;br /&gt;ayıptır demek bile az, ama bizimkilere de cok kızamıyorum. gecen sene gösterimde olan scoop filminin- bir bucuk sene oldu hala izleyemedik, allah rızası için biri indirsin- teaser nda match point in yönetmeninden yazdıktan sonra, bizimkiler yazsa ne olur.&lt;br /&gt;oldum olası bu bilmemnenin yönetmeninden laflarına uyuz olurum. spielberg de falan deyin bunu da, woody yi bilen biliyor ya, ne gerek var bunlara.&lt;br /&gt;film de de ewan varmıs. trainspotting dısında hic bir filminde ona alısamıyorum, hep aklıma trainspotting geliyor. bir de colin bey var. kadro süpheler yarattı, ama woody nin filmini izleyeceğiz ne olursa olsun.&lt;br /&gt;haftaya inceleme yazısını da yazarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-4101457123208461976?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/4101457123208461976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=4101457123208461976' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4101457123208461976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/4101457123208461976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/match-point-in-ynetmeninden.html' title='match point in yönetmeninden'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R2gv3ItzcKI/AAAAAAAAAJA/t_nvWLf0WL0/s72-c/Cassandras_dream.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-16172837879420343</id><published>2007-12-18T22:25:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T22:38:19.508+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anket'/><title type='text'>anket</title><content type='html'>anket sonucları gercekten cok güzel..&lt;br /&gt;öncelikle ilk anketimize göre cok az katılım olduğunu üzülerek farkettim. bunun nedeni de blogu ilk actığımda bir girip bakan arkadasların sonra bir daha sayfaya girmemeleri.&lt;br /&gt;neyse kendileri bilirler. sonracıma e sıkkını ankete koyarken en cok oyu alacağını biliyordum, bana garezi olan, beni kıskanan, çekemeyen bütün herkes e sıkkını isaretlemis. yani size ne diyeyim ki?&lt;br /&gt;bundan sonra anket koyar mıyım bilemiyorum. ciddi anket koymamı beklemeyin. fazıl say haklı mi diyemem burada.bu konuda son dönem en sinirlendiğim olay.- orhan pamuk un hiç ibr şey bilmeden tarhimiz hakkında sacmalamalarından sonra ama o yazar diyen "aydın", "demokrat" yazarlarımızın onun da bir sanatçı olduğunu unutmaları, ikiyüzlülükleri yine beni sinir etti, gazete okumuyorum-&lt;br /&gt;cok dağıttım. fazıl say a nereden geldik be birade,oyle yani. bu anketler ayrıca cok ciddiydi. sizin hayata bakış açınızı gösteriyorlardı. ağustos böceğini anlamak kim, siz kim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-16172837879420343?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/16172837879420343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=16172837879420343' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/16172837879420343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/16172837879420343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/anket.html' title='anket'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6358218494039458385</id><published>2007-12-18T22:18:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T22:23:17.729+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>alıntılar</title><content type='html'>insan en çok sabahları arar sevdiği kadını..&lt;br /&gt;                                                                       John Gorden Davies&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6358218494039458385?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6358218494039458385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6358218494039458385' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6358218494039458385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6358218494039458385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/alntlar.html' title='alıntılar'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-6843580652612687516</id><published>2007-12-14T22:17:00.000+02:00</published><updated>2007-12-14T22:19:16.237+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>Bizim evde sabahları sessizliği üstüme giyinerek kalktığım nadir olur. Genelde annem kalkmış olur.&lt;br /&gt;2006 yazında bir gün, bizimkiler tatile çıkmış, ablam da okulda. Saat 12 civarında kalkıyorum ve kahvaltı hazırlamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;Domatesleri keserken öyle keskin bir soğukluk kavradı ki beni. Tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu. Sadece domates doğruyordum. Yalnızlık korkum hiçbir zaman olmadığı gibi yakaladı beni. Belki de on sen sonrasını gördüm..&lt;br /&gt;Oturdum ve telefonu elime aldım. Birini aramalıydım. Kimseyi arayamadım. Kimseyi arayacak gücü bulamadım. Oysa bana kollarını açacak birileri vardı. Hesap kitap yapmayan, sevgiyi, dostluğu bilanço gibi görmeyen birileri vardı. Sevdiklerim.. sevmediğim insanlara bugüne kadar hiç kötülük yapmadım. Benim kötülüğüm hep inandıklarıma oldu. Onları severken hep saçmaladım, buna hakkım olduğunu sandım. Bencilik ettim, korkak şövalyeliklerimle.&lt;br /&gt;Her zaman sevmek diyorum, burada da üstüne basıyorum. Karşınızdakinin gözlerinde size olan sevgiyi görünce yapamayacağın şey yok. elinde kalan “keşke”lerde bir “şimdi” bul jeremy, her şey çok daha güzel olacak..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-6843580652612687516?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/6843580652612687516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=6843580652612687516' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6843580652612687516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/6843580652612687516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/aylak_6710.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-9002203534007201007</id><published>2007-12-14T22:14:00.000+02:00</published><updated>2007-12-14T22:16:55.469+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>aylak a.</title><content type='html'>Trocki ye Stalin in yaptıklarını okuyordum akşam akşam. Mecburen, yarın sınav var.&lt;br /&gt;Sonra bir tane daha.&lt;br /&gt;Ve pzt iki tane daha..&lt;br /&gt;Mecburen..&lt;br /&gt;Geçen sene sadece boşluğu izlemeye dayanabileceğim bir gün sınav nedeniyle Beşiktaş a geçmiştim. Sadece boşluğu izlemek istiyordum, ama sınav da aklıma geliyordu nasıl oluyorsa. Bölümden sınava çalıştın mı diyenlere şaşkın şaşkın bakıyordum.. Bir şey mi oldu dedi bir tanesi.&lt;br /&gt;Evet bir şey olmuştu. Boş boş önümdeki kağıda bakıp testi işaretlememi engellemeyen bir şeydi bu. Ben sınava girmiştim, önemli olan da buydu.&lt;br /&gt;Sonra düşünüyorsun. Öyle bir yerden yakalıyorlar ki-kim yakalıyor?- farkında olmadan tıpış tıpış yürüyorsun. Sen aynaya dikkatli bak jeremy, benim gibi kendine gülmek zorunda kalma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-9002203534007201007?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/9002203534007201007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=9002203534007201007' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9002203534007201007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/9002203534007201007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/aylak_14.html' title='aylak a.'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-7287144397569021800</id><published>2007-12-10T21:48:00.001+02:00</published><updated>2008-11-19T13:14:52.588+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntılar'/><title type='text'>oğuz atay</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R12YFEKg0zI/AAAAAAAAAI4/1JyXFc6YV08/s1600-h/atay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142433562311578418" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R12YFEKg0zI/AAAAAAAAAI4/1JyXFc6YV08/s320/atay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Perşembe günü oğuz atay’ın 30. ölüm yıldönümü.&lt;br /&gt;Birkaç satırla onu anlatmak zor, ayrıca ne kadar yazsam da anlatabileceğimden emin değilim.&lt;br /&gt;Kitap okumaya geç başladığımdan Türk edebiyatına tamamen hakim olduğumu iddia edemem. Ama sonuçta bütün önemli türk yazarlarının en azından bir kitabını okudum. Oğuz atay’ın dile hakimliğine, “sense of humour”una-kendisi öyle dermiş, özgün üslubuna hiçbir yazarımızda bu seviyede rastlamadım. Kara kitap vb oğuz atay’ın tehlikeli oyunları  veya tutunamayanlar ile karşılaştırılamaz bence. Oğuz atay bu romanlarında türk edebiyatının zirvesini yapmıştır. Üzüntü veren bir nokta bu kitapların yabancı dillere çevrilmesinin çok zor olması; gerçi çok fazla Türklük var bu kitaplarda, belki de sadece bizde bu kadar etki yapabilir.&lt;br /&gt;Perşembe gününde itibaren açık radyo da saat 10-10.30 arası tehlikeli oyunlar okunmaya başlayacak. Kitabı bilenleri için ilginç olablir..&lt;br /&gt;Perşembe-Cuma günleri Mimarsinan ın fındıklı kampüsünde oğuz atay anısına sempozyum düzenlenecek. Katılımcılar arasında cevat çapan, Hilmi yavuz, selim ileri, doğan hızlan, murathan mungan, elif şafak gibi ünlü isimler de var. Ne yazık ki sınavlar nedeniyle ben katılamayacağım.&lt;br /&gt;Alıntı olarak tehlikeli oyunlar veya tutunamayanlar dan bir bölüm koymaya içim el vermedi. Neyi seçeceğimi bilemedim.  Çok sevdiğim bir öyküsü konuğum bugün. Bize sitemkar bir dille seslendiği “demiryolu hikayecileri” öyküsü. Tamamını merak edenler buradan bulabilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=111"&gt;http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=111&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;iyi aksamlar.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;bir mektup yazmak istiyordum,ama adres bilmiyordum.yani hiçbir adres bilmiyordum.buna inanmazlardı,bunun için utanıyordum.bana herhangi bir adres söyler misiniz?diyemezdim.oysa herhangi bir adres yeterliydi benim için.bir zorluk daha vardı o zamanlar,şimdi de var,yani bir süre geçtiği halde kendi adresimi de bu mektupta yazma fikri beni düşündürüyor.bu hikayemi,ekspres ya da posta treni artık-belki de yalnız belirli bir süre için-geçmediği halde,bir yolunu bularak okuyucularıma-artık alıcım kalmadı-iletebilsem bile,nerede bulunduğumu nasıl anlatacağım?bu sorun da beni düşündürüyor.ama gene de ona yazmak,hep onun için yazmak,ona durmadan anlatmak,nerede olduğumu bildirmek istiyorum.&lt;br /&gt;ben buradayım sevgili okuyucum,sen neredesin?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-7287144397569021800?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/7287144397569021800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=7287144397569021800' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7287144397569021800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/7287144397569021800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/ouz-atay.html' title='oğuz atay'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/R12YFEKg0zI/AAAAAAAAAI4/1JyXFc6YV08/s72-c/atay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3842689679603628940.post-3921721255970617327</id><published>2007-12-09T21:23:00.000+02:00</published><updated>2007-12-09T21:24:50.387+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak zaman'/><title type='text'>televizyon</title><content type='html'>Ana haber bülteninde bir keresinde halk otobüsüne binerek kaçan hırsızlar görmüştüm. Ne olduğunu sorarsan, adamlar kaçmışlardı anladığım kadarıyla.&lt;br /&gt;Alkol kontrollü nedeniyle durdurulan taksideki sürücüye ne işle uğraştığının sorulduğunu görmüştüm..&lt;br /&gt;Cankurtarana, simdi biri boğulsa kurtarabilir misiniz diye sorulduğunda, “abi yeni ameliyat oldum, denize giremem” diyen bir adam da görmüştüm.&lt;br /&gt;Bu ve benzeri birçok haber de gülmüştüm ve kanalı değiştirmiştim.&lt;br /&gt;Bu hafta tv de Bülent Ersoy un üç kişiyle birlikte yaptığı bir programa rastladım. Adamlardan birini ilk defa görüyordum ve galiba Bülent Ersoy da benimle aynı durumdaydı. Sizin adınız ne evladım dedi herife. Herif güldü, bozuntuya vermedi. Ben de güldüm..&lt;br /&gt;Sen de sabahları veya öğleden sonra evde tv açtığın oluyorsa görmüşsündür. Zor durumdaki insanların çıkartan  programları. Valide izlerken arada görüyorum, ama bende hiçbir etki yapamıyor bu insanlar. Kadın orada ağlıyor, ben tipine bakıp gülüyorum..&lt;br /&gt;Televizyonun etkisi öyle anlaşılmaz ki.. yukarda saydığım absürd durumlar bize çok normal geliyor, gülüyoruz, geçiyoruz. O öğlende sonra “dram”larında ben ağlayamıyorum, karşı komşum ağlıyor mesela. Sonra yarım saat sonra televizyonu kapatıyor, yemek yapmak için mutfağa geçiyor. Herhangi bir dizi ne kadar etki yaratıyorsa o kadar etkiliyor onu. Orwell in 1984 ünü okuyanlar bilir. Orada bilginin halkın gözündeki yararsızlığını. Aynı değil gibi duruyor, ama biraz düşün. Yüzlerce, binlerce haber görüyorsun, onlarca kişinin hikayesini izliyorsun. Sonra sadece unutuyorsun, orada hemen. Hani çişin gelir, yoldasındır, seni çok rahatsız eder, ama işedikten bir dakika sonra hemen unutursun ya, aynen öyle. Ne dediğini duydum.. evet, yan komşum bile beni ilgilendirmiyor ki..&lt;br /&gt;Andy warhol herkes birgün bir dakikada olsa tv de gözükecek demiş zamanında. Ben de bizim birgün bir dakikalığına da olsa “gerçek” in ayırtına varıp varamayacağımızı merak ediyorum.&lt;br /&gt;İyi akşamlar jeremy.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3842689679603628940-3921721255970617327?l=aylakzamanlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/feeds/3921721255970617327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3842689679603628940&amp;postID=3921721255970617327' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3921721255970617327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3842689679603628940/posts/default/3921721255970617327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aylakzamanlar.blogspot.com/2007/12/televizyon.html' title='televizyon'/><author><name>anıl</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04967838441211116023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='22' src='http://3.bp.blogspot.com/_44u_RixhTUg/TCPQoN4ZacI/AAAAAAAAAlA/vknXHWLRSyY/S220/vs.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
